A.Kadir Kalenderoğlu

A.Kadir Kalenderoğlu

YONCAALTI CAMİİ

Abdülkadir KALENDEROĞLU

            Fakipaşa Mahallesi’nde, Tuzpazarı Caddesi üzerinde, 66. pafta, 445. ada ve 2. parselde yer alır. Bir adı da “Tevfikiye Camii” olan Yoncaaltı Camii, Osmanlı barok mimarisi tarzında, fevkâni olarak yaptırılmıştır. Caminin batı ve güney yüzü kesme taş, kuzey ve doğu cepheleri ile medresenin güney, doğu ve batı ayaklarının bulunduğu kısımlar kesme granit taş ile kaplı,  üst örtüsü kırma çatılı olup alt katında vakıf dükkânları vardır. Afyonkarahisar’da tek örneğini gördüğümüz fevkani camiler erken dönemde görülmekle beraber daha çok geç devirlerde karşımıza çıkar. Bu tip camilere Anadolu dışında, İstanbul’da da rastlanır. Kuzey yöndeki dükkânın iki tarafındaki 23’er basamaklı merdivenlerle dükkânın üzerindeki merdiven boşluğu olan ve etrafı demir korkuluklu sahanlığa ulaşılır. Buradan basık kemerli, iki kanatlı ve aynalı ahşap kapı ile ayakkabılık olarak kullanılan kısma geçilir. Bu kısım girişin iki yanındaki basık kemerli iki küçük pencere ile aydınlanır. Girişin karşısındaki iki kanatlı ve ahşap kapıdan medreseye giriş sağlanırken sağdaki iki kanatlı demir kapıdan da caminin son cemaat yerine giriş sağlanır.
Son cemaat yerine girişin solunda ve güney duvarda 11 satırlık caminin yapım kitabesi yer alır. Kitabede;
 “1328 Mâşa’llah 1326 (m. 1910) Boğazâde Hâcı Ahmet Efendi sâhibü’l-hayrât O rütbe-i hayra sâ’îdir ki eyler sarf-ı makdârât Teâvundür anın şânı velev cüz’i velev küllî Eğer olsa mesâcid medrese muhtâc-ı ta’mîrât Vere maksûdunu dâreynde Mevlâ-yı bî-hemtâ Temelden bu mu’allâ ca’ya verdi zîb ü tenvîrât Huzuru’llâhâ bunda sâf u saf oldukça mü’minler Urûç eyler icâbet-gâha tesbîhât u tekbîrât Müferrah lafzıdır târih-i inşâsı ânın Vehbî Salâ ey müslimîn elyak değil mi vech-i tabirât” İlk defa Bedrik Mahallesi’nden Süleyman oğlu Hacı Ahmet Ağa tarafından 1840 yılından önce iki katlı ahşap bir bina yaptırılmış, bu binanın üst katı cami haline getirilmiş, bitişiğine de iki katlı bir medrese yaptırılmıştır. 1909 yılında meydana gelen yangında yok olan cami ve medrese aslına uygun olarak Boğazade Hacı Ahmet Efendi tarafından tekrar yaptırılarak H. 1328/ M. 1910 tarihli kitabe yerine konmuştur. Boğa-zade Hacı Ahmet Ağa tarafından 1500 liranın üstünde bir harcama ile yeniden yaptırılan cami ve medresede eskiden olduğu gibi fukara ve köylülerin hayvanlarını ücretsiz olarak bağlayabilecekleri bir bölüm ayrılmıştır. Önceki caminin alt tarafının taştan yapılmış sütunları ile üst katın döşemesi için iki hamiyet sahibi 100 adet Osmanlı altın lirası vermişlerdir. Medresenin inşasına ise 36.000 kuruş gitmiş ve bu da devlet hazinesi veya Evkaf İdaresi tarafından ödenmiştir. Boğa Ahmetzâde diye anılan Hacı Ahmet Efendi 18 Eylül 1912 tarihli vakfiyesinde, Yoncaaltı denilen mevkide yeniden yaptırdığı cami altındaki 10 adet dükkân ve mağazasını vakfettiğini belirtmektedir. Vakfiyede ayrıca buraların gelirinden cami ve dükkânların bakımı ile tamirlerinin yapılması, imam, müezzin, cüzhan, mütevelli vd’nin alacakları ücretler ile görevleri belirtilmektedir. Girişin sağında kuzey duvara bitişik 19 basamaklı ahşap merdivenlerden Kadınlar Mahfili’ne çıkış sağlanır. İki bölüm halinde ve ahşap tabanlı olan kadınlar mahfilini son cemaat kısmının ortasındaki ahşap direk ile bir deveboynu’nun taşıdığı ahşap bir hatıl taşır. Kadınlar Mahfili, ahşap korkuluklu olup ortası yarım daire şeklinde öne doğru çıkıntılıdır.  Bu kısım güney tarafında iki, batı tarafında bir büyük pencere ile aydınlanır. Son cemaat yerinin çatısı ana mekâna göre biraz daha aşağıda olup tavanı ahşaptır. Harime girişin sağ tarafındaki sivri kemerli ve taş söveli ahşap kapı minare girişidir. Son cemaat yerinden iki kanatlı ve yuvarlak kemerli ahşap kapı ile harime giriş geçilir. Kuzey ve güney yönünde ikişer, batı yönünde ise üç tane basık kemerli pencere harimi aydınlatır. Batı ve kıble yönündeki pencerelerin üstlerinde aynı sayıda, fakat küçük birer pencere daha vardır. Harimin medreseye bitişik doğu duvarı ise sağırdır. Harime giriş kapısının solunda ve pencere ile kapı arasında ahşap bir dolap vardır. Girişin batısında ise zeminden bir basamak yükseklikte ve etrafı ahşap korkuluklu “Müezzin Mahfili” yer alır. Mahfilin batı duvarına dolap konularak kitaplık oluşturulmuştur. Mihrap, kesme taştan yapılmış olup nişin üst kısmı kademeli olarak dilimlidir. İç yüzü alçılı, sarkıtlar ve diş sırası monte edilmiş mihrabın yaşmağı ve çevresi bitkisel motiflidir. Harimin güney-batı köşesinde ahşap minber, güney-doğu köşesinde ise yarım yuvarlak formlu “Vaaz Kürsüsü” yer alır. Pencereler arasında bulunan dikine yalancı sütunlar ve bu sütunlar üzerinde de köşeli korint tipi başlıkları birbirine bağlayan sekiz tane kemer üzerinde tavan yer alır. Tavanın ortasına yalancı manastır tonozu oturtulmuştur. Tonozun ortasında dal ve yapraklardan oluşan üç kademeli kabartma bir göbek, çevresinde de sekiz uçlu yıldız motifi yerleştirilmiştir. Kabartma olarak alçıdan yapılmış tavan süsleri yağlı boya ile boyanmıştır. Kesme taştan yapılmış tek şerefeli minare kuzey doğu köşede yer alır. Minare kaidesi üç kademeli olup piramidal formda ve son cemaat yerinin çatısı üzerindedir. Kaideden gövdeye yarım daire kesitli iki bilezikle geçilir. Gövde üzerinde dikine ve aralıklı yivler bulunur. Şerefe bitki bezemeli ve deveboynu üzerine oturmuş taş korkuluklu, petek ise gövde gibi dikine ve aralıklı yivlidir. Külâh taştan olup üzerinde bitkisel motifli bilezikler yer alır. Caminin doğu kısmına bitişik medrese kısmı yer alır. Cami girişinin karşısındaki iki kanatlı ahşap kapı ile medresenin kapalı avlusuna (sofaya) geçilir. Sofanın doğusunda ve kuzeyinde birer, güneyinde ise üç oda bulunmakta olup odalara ahşap ve tek kanatlı kapılarla giriş sağlanır. Dikdörtgen planlı sofa, iki kademeli ve ahşap tavanlı olup iki kademe arasında üç yöne açılan yarım daire formlu pencerelerden aydınlanır. Cumhuriyet dönemine kadar medrese olarak faaliyet gösteren yapı, bir ara Şükrü Çelikalay ve arkadaşları tarafından tamiri yaptırılarak “Kur’an Kursu Binası” olarak kullanılmış, daha sonra yine bakımsız kalmış, Müftü Celal Yıldırım tarafından esaslı bir tamir yaptırılarak 1969–1976 yılları arasında “Müftülük Binası” olarak kullanılmıştır. Yeni Müftülük sitesi yapıldıktan sonra medrese M.T.T.B.’ne verilmiş, 1987 yılında Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından tamiri yaptırılmış, bugün ise “Mescit, Kur’an Kursu ve Dernek Odası” olarak kullanılmaktadır. Caminin ve medresenin altında fil ayakları arası ve tavan demir raylardan oluşan gergilerle bağlanmış, gergiler arası da iki tuğlanın birbirine çatılması ile doldurulmuştur. Bu kısım lonca olarak kullanılmış, Cumhuriyet döneminde ise burada 17 tane dükkân oluşturularak çarşı haline getirilmiştir. Gayrimenkul Eski Eserler ve Anıtlar Yüksek Kurulu tarafından 13–11–1976 tarih ve A–199 sayılı karar ile tescillenerek koruma altına alınan camii, 1966, 1969 ve 1987 yıllarında tamir görmüş, en son 2015-2017 yılları arasında Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından restorasyonu yaptırılmıştır. Bu restorasyonda caminin çatısı aktarılmış, medresenin daha önce sıvanmış serpme sıvası kaldırılarak cami ile medrese arasındaki tuğla duvar açığa çıkarılmış, mihrabın yağlı boyaları temizlenmiş, minare tamir edilmiş, Marsilya kiremitle kaplı çatı oluklu tuğla haline getirilmiştir.      

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
A.Kadir Kalenderoğlu Arşivi