DOLAR 7,9526
EURO 9,4726
ALTIN 462,94
BIST 1.325
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Afyon 6°C
Sisli
Afyon
6°C
Sisli
Per 8°C
Cum 8°C
Cts 10°C
Paz 12°C
YAZARLAR TÜMÜ

DÜŞLER ÜLKESİNİN PRENSİ

Halil Şahin
ÖZGEÇMİŞ Halil Şahin İzmir İli, Dikili İlçesi, Bademli Köyü 1949 doğumlu. Evli ve 1Çocuk sahibi. Ortaklar İlköğretmen Okulu, Gazi Eğitim Enstitüsü Sosyal Bilgiler Öğretmenliği, Anadolu Üniversitesi Coğrafya Öğretmenliği, Çapa Öğretmen Yetiştirme Merkezi İlköğretim Müfettişliği mezunu olarak; İlkokul Öğretmenliği ve yöneticiliği, Sosyal Bilgiler ve Coğrafya Öğretmenliği ile orta öğretim yöneticiliği ile İlköğretim Müfettişliğinde geçen 39 yıl eğitim alanında devlet memuriyeti yaptı. 1964 yılından bu güne gelesiye değin Aydın’da ‘Yeni Kıroba’ ve ‘Söke Ekspres’, İzmir’de ‘Adalet’, ‘Ege Ekspres’, ‘Demokrat İzmir’ ve ‘Yeni Asır’ ile ‘Dikili Genç Haber’; Adana’da ‘Kozan Hürses’, Kahraman Maraş’ta ‘Haber’, Konya’da ‘İlerici Akşehir’, Afyonkarahisar’da ‘Türkeli’, ‘Kocatepe’, ‘Afyon’da Haber’, ‘Elçi’, ‘Sultandağı Ses’, ‘Sözcü’, ‘Kadınana’, ‘Görüntü’ gazetelerinde muhabirlik, köşe yöneticiliği, köşe yazarlığı, İdare ve Genel Yayın Danışmanlıkları yaptı. Kurduğu bir Ltd şirket aracılığıyla da Afyonkarahisar’da basılıp idare edilen, fakat İç Ege’de satış ve dağıtımı yapılan ‘İç Ege’ adlı bölge gazeteciliği denemesi yaptı. Afyonkarahisar Belediyesi ‘Belediye Radyosu’ ile ‘Armoni fm’ ve Dikili’de de ‘Genç Radyo fm’ de radyo programlarıyla hizmet verdi. İlksan, Töb-Der, DES, Temsen’de eğitim alanında, Afyon Gazeteciler Cemiyeti’nde gazetecilik alanında, ADD’de de sosyal alandaki mesleksel dernekçilik ve sendikacılık etkinliklerinde çalışmalar yaparken Denetim Kurulu üyeliği, Yönetim Kurulu Üyeliği ile Onur Kurulu üyeliklerinde bulundu. Afyonkarahisar’da Kumartaş Köyü Kalkınma Kooperatifi’ni kurdu. MEMKO Tüketim Koooperatifi’nin kurucu üyeleri arasında bulunarak yönetim kurulunda aktif olarak çalıştı. Halen ürettikleri evlerinde oturmakta olduğu Milli Eğitim Mensupları Yapı Kooperatifi’nde de Denetim Kurulu Üyeliği ve Yönetim Kurulu Başkanlığı yaptı. ADD Afyonkarahisar Şubesi Başkan Yardımcısı görevini sürdürür iken 17 Kasım 2006 tarihinde görevlendirildiği İşçi Partisi Afyonkarahisar İl Başkanlığı’nı, 11 Aralık 2006’da gerçekleştirdiği İl Kongresi ile seçilmiş başkan olarak sürdürmeye başladı. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin Cumhurbaşkanı seçememesi sonucu gidilen Genel Seçimlerde Milletvekili adayı olabilmek için, yasa gereği 07.05.2007 tarihinde İl Başkanlığı görevinden ayrıldı. Genel seçimlerde Afyonkarahisar Milletvekili Adaylığını müteakip, ardından gelen Yerel Seçimlerde de İzmir İli, Dikili İlçesi İşçi Partisi Temsilciliğini üstlenerek, aynı ilçeden İl Genel Meclisi Adayı oldu. Bu arada sahipliğini ve kuruculuğunu yaptığı Uşak Özel Gülen Aydede Anaokulu’nun Müdürlüğü’nü de 2 yıl sürdürdükten sonra, bir süre internet köşe yazarlığı da yaptı. O şimdi emekli yaşamını sürdürmektedir.
04.12.2014
47
A+
A-

Sömürülen ülke yöneticisi olmak yetmiyormuş gibi sömüren ülke olma sevdasına tutulmak ne iştir?

BOP Eşbaşkanı olmak, yakın bölge ülkelerine müdahil olmak, Yeni Osmanlı düşleri kurmak vb…

Ya rab! ABD ve AB tarafından yönetilmeye yüz tutmuş bir Dünya’da düşler ülkesinin prensi olmak ne işe yarar?

Sayısı belirsiz dehlizlerle birbirine ulalı odalardan müteşekkil saraylarda, halkından bihaber yaşayarak saltanat sürme sevdası mıdır bu?

Bu iş; her gün akranlarından tokat yiyen bir zavallı çocuğun, ilk bulduğu fırsatta kendisinden daha çelimsize ağalık taslaması gibi bir duygu olabilir mi?

Büyük Britanya İmparatorluğu vb örneği sömüren sömürülen ülke ilişkisi içindeki Frankofon’ların veya CommonWealt’ların ortak yönü, eski imparatorlukların temel taşları olan ülkeleri ve toplumları aynı siyasi ekonomik organizasyon içinde tutma çabasıdır.

Geçmişe dönüp bir bakın. Türk ırkına dayanan devletler binlerce yıl öncesinde konfederasyonlar kurabilme başarısı göstermişler, fakat yaratılan kardeş kavgaları sonucu kısa sürede parçalanarak, her biri uzun süreler Çin, Moğol, İslâmi Arap, Bizans, Rus(Sovyet) vb devlet

veya milletlerin esiri konumuna gelmişlerdir.

Bir Antalya Toplantısı’nda sözü edilen ve çağrısı yapılan “Türk Dilini Kullanan Devletler Birliği”  de bugün için düşten öte, gerçekleşmesi bu gün için olasılığı bulunmayan bir organizasyon olabilir mi?

Bu çağrı; Osmanlının, Selçuklunun, Avarların, Hunların, Kutlukların, Uygurların, Göktürklerin kurmayı başardığı konfedere imparatorlukların yıkılışı sonrası o coğrafyalarda geçerli olabilecek Frankofon veya Common Wealt’lar örneğidir. Şangay Örgütlenmesi, AB örgütlenmesi, Birleşmiş Milletler Örgütlenmesine hiç benzemiyor. Yani tanımlaması bile net değil. Çağrı yapılan topluluk ve devletlerin yapısını irdelenmeden kurulan bir düşün açıklanması gibi bir şey…

Bu model; kendilerine “Türki Cumhuriyet” denilmesinden hoşnut olmayan, kendi ırki ana dilini bile konuşamayan cumhurbaşkanları olan ülkeler için geçerli olabilir mi?

Bu modeli; boyunduruktan yeni kurtulmuş ve kendilerine ağabeylik taslayanlardan hoşlanmayan devletler kabullenebilir mi?

Ama bakınız; BOP Eş başkanının çağrı yaptığı o aynı devletlerin pek çoğu, Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra, birliğin belirleyicisi konumundaki Rusların çağrısına hemen yanıt vererek Bağımsız Devletler Topluluğu’na katılıvermişlerdir.

Bizimkiler ufacık bir konuda hemen birbirine soğuyuveren ve neredeyse birbirlerini düşman kardeşler olarak gören, henüz bağımsızlığın farkına ve zevkine varamamış, çağdaş gelişimden henüz uzak topluluklardan oluşuyor. Aynı çağrıyı bu ülkelere yapan ilk siz değilsiniz ki…

Yel değirmenlerine karşı kahramanlık taslayan Donkişot olmanın gereği de yok. O çağrılara henüz yanıt verecek konumda olamadıkları için ortak abece ve ortak kullanılan dil konusunda dahi ilerleyen adımlar görülmüyor. Özlediğimiz birliktelik, örneğin Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ve Azerbaycan Cumhuriyeti ile gerçekleşebilir. Diğerlerinin böylesi bir birliğe daha sonraları katılabilmesi bile uzun yılları kapsayacak bir rüya değil mi?

Şu geçici dünyada “düşler ülkesinin prensi” olmak hiç kimseye yaramamıştır. Siz en iyisi, sayısını ve maliyetini bilmediğimiz kaç ak saraylarınızda derin düşler kurmaktan kurtulmanın yollarına bakınız. Bu; sizin ve Türk ulusu için en hayırlısı olacaktır.

ETİKETLER: ,
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.