DOLAR 7,6604
EURO 8,9115
ALTIN 458,62
BIST 1.124
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Afyon 28°C
Parçalı Bulutlu
Afyon
28°C
Parçalı Bulutlu
Paz 28°C
Pts 28°C
Sal 30°C
Çar 24°C
YAZARLAR TÜMÜ

BÜYÜK TEHLİKE

Halil Şahin
ÖZGEÇMİŞ Halil Şahin İzmir İli, Dikili İlçesi, Bademli Köyü 1949 doğumlu. Evli ve 1Çocuk sahibi. Ortaklar İlköğretmen Okulu, Gazi Eğitim Enstitüsü Sosyal Bilgiler Öğretmenliği, Anadolu Üniversitesi Coğrafya Öğretmenliği, Çapa Öğretmen Yetiştirme Merkezi İlköğretim Müfettişliği mezunu olarak; İlkokul Öğretmenliği ve yöneticiliği, Sosyal Bilgiler ve Coğrafya Öğretmenliği ile orta öğretim yöneticiliği ile İlköğretim Müfettişliğinde geçen 39 yıl eğitim alanında devlet memuriyeti yaptı. 1964 yılından bu güne gelesiye değin Aydın’da ‘Yeni Kıroba’ ve ‘Söke Ekspres’, İzmir’de ‘Adalet’, ‘Ege Ekspres’, ‘Demokrat İzmir’ ve ‘Yeni Asır’ ile ‘Dikili Genç Haber’; Adana’da ‘Kozan Hürses’, Kahraman Maraş’ta ‘Haber’, Konya’da ‘İlerici Akşehir’, Afyonkarahisar’da ‘Türkeli’, ‘Kocatepe’, ‘Afyon’da Haber’, ‘Elçi’, ‘Sultandağı Ses’, ‘Sözcü’, ‘Kadınana’, ‘Görüntü’ gazetelerinde muhabirlik, köşe yöneticiliği, köşe yazarlığı, İdare ve Genel Yayın Danışmanlıkları yaptı. Kurduğu bir Ltd şirket aracılığıyla da Afyonkarahisar’da basılıp idare edilen, fakat İç Ege’de satış ve dağıtımı yapılan ‘İç Ege’ adlı bölge gazeteciliği denemesi yaptı. Afyonkarahisar Belediyesi ‘Belediye Radyosu’ ile ‘Armoni fm’ ve Dikili’de de ‘Genç Radyo fm’ de radyo programlarıyla hizmet verdi. İlksan, Töb-Der, DES, Temsen’de eğitim alanında, Afyon Gazeteciler Cemiyeti’nde gazetecilik alanında, ADD’de de sosyal alandaki mesleksel dernekçilik ve sendikacılık etkinliklerinde çalışmalar yaparken Denetim Kurulu üyeliği, Yönetim Kurulu Üyeliği ile Onur Kurulu üyeliklerinde bulundu. Afyonkarahisar’da Kumartaş Köyü Kalkınma Kooperatifi’ni kurdu. MEMKO Tüketim Koooperatifi’nin kurucu üyeleri arasında bulunarak yönetim kurulunda aktif olarak çalıştı. Halen ürettikleri evlerinde oturmakta olduğu Milli Eğitim Mensupları Yapı Kooperatifi’nde de Denetim Kurulu Üyeliği ve Yönetim Kurulu Başkanlığı yaptı. ADD Afyonkarahisar Şubesi Başkan Yardımcısı görevini sürdürür iken 17 Kasım 2006 tarihinde görevlendirildiği İşçi Partisi Afyonkarahisar İl Başkanlığı’nı, 11 Aralık 2006’da gerçekleştirdiği İl Kongresi ile seçilmiş başkan olarak sürdürmeye başladı. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin Cumhurbaşkanı seçememesi sonucu gidilen Genel Seçimlerde Milletvekili adayı olabilmek için, yasa gereği 07.05.2007 tarihinde İl Başkanlığı görevinden ayrıldı. Genel seçimlerde Afyonkarahisar Milletvekili Adaylığını müteakip, ardından gelen Yerel Seçimlerde de İzmir İli, Dikili İlçesi İşçi Partisi Temsilciliğini üstlenerek, aynı ilçeden İl Genel Meclisi Adayı oldu. Bu arada sahipliğini ve kuruculuğunu yaptığı Uşak Özel Gülen Aydede Anaokulu’nun Müdürlüğü’nü de 2 yıl sürdürdükten sonra, bir süre internet köşe yazarlığı da yaptı. O şimdi emekli yaşamını sürdürmektedir.
25.08.2014
46
A+
A-

Her toplumun, milletin olaylara bakış açısı ve onlara verdikleri tepkiler farklıdır. Bunun başlıca sebebi; farklı coğrafyalarda bulunmuş milletlerin tarihi süreç içinde geçirmiş oldukları zorluklar, savaşlar, iklim ve buna bağlı beslenme koşullarının, yaşama mücadelesine, değerler ve algılar olarak günlük hayatlarına yansımasıdır.

Bir örnekleme yapalım. Anadolu işgale uğradığı o zor günlerde, insanlarımız birçok yerde işgalci güçlere karşı silahlı direnişe geçmiştir. Buna karşın yakın bir zaman zarfında işgale uğramış Irak’ta işgalci güçlere karşı ciddi bir direniş görülmemiştir. Aksine işgalcilerle işbirlikçilikte yarışanlar görülmüştür.

Sözüm ona savaşçılıkları ile ünlü Japonların, 2.Dünya savaşında yenildikten sonra ülkeyi yöneten işgal güçlerine büyük bir uysallıkla itaat ettiklerine tanık oluyoruz.

Böylesi durumlarda; mutlaka sahip olunan genler ve dinsel görüşün yanı sıra, öğretilerden oluşan, bilinç eşiğinin altındaki öğelerin öne çıktığı görülecektir.

Kısaca diyoruz ki, eğer bir ulusu tanımak isterseniz; tarihini okumak ve onu bir birey gibi görüp, psikolojik tahlil yapmak yeterlidir.

Böylesi saptamaların belki de ilk görüldüğü yer, şu anda Moğolistan Yenisey’de bulunan Bilge Kağan yazıtıdır. Yazıtta şöyle bir ifade var:

“Türk ulusu tokluğun değerini bilmezsin. Acıksan tokluk düşünmezsin. Bir doysan açlığı düşünmezsin.”

İçtenlikle kabul edilmeyen ve içselleştirilmeyen, yaşama aktarılmayan değerler yüzeysel kalır. Bir topluluğu millet yapan ve devamlılığını sağlayan unsur, salt ekonomik veya askeri gücü değildir. Millet denilen kavrama; maddi olmayan, görünmez değerlerin paylaşımıyla ulaşılır.

Peki, bizi millet yapan değerlerin günümüzdeki durumu ne?

Ne yazık ki, günümüzde, Türk ulusu yoğun bir şekilde kültürel yanıltmalara, kaçınılmaz değişimlere uğratılmaktadır. Zamanın koşulları doğrultusunda devamlı değişimler geçirilmektedir. Ama son yıllarda bu değişim o denli süratli yaşanmaya başladı ki, kuşaklar arası çatışmayı aşarak, kişilerin geçen sene sahip olduğu değerler ile bugün sahip olduklarının çatışmasına gelinmiştir.

Türk halkında gittikçe artan bir değer ve algı kaymasının olduğu herkesçe malumdur. Buna sebep olan başlıca iki etmen vardır. Ne yazık ki milletimiz bunların arasında kalmıştır.

Bunlardan birincisi; Küreselciliğin, bir başka deyişle emperyalist beynelmilelciliğin dayattığı ve popüler kültür denilen, temeli lüks ve tüketim çılgınlığına dayanan etmendir.

Diğeri ise; buna karşı sözde direnen İslamlaşma ve muhafazakârlık diye dillendirilen “Ilımlı İslâmcı” oluş.

Günümüz Türk insanı “gerekler ile olgular arasına” sıkışmış bulunmaktadır. İnsanlarımız ekonomik koşullandırma ve şartlandırmalar ile sahip oldukları değerlerle çatışma halindedir. İnsanlarımızın eklektizm denilen yeni bir oluşuma gittiği görülmektedir. İnsanlar kurallara uymuyor, kuralları kendisine uyduruyor. Yani kısacası, kendilerine uygun geleni alıyor ve onlar ile yeni bir tarz oluşturmağa yöneliyor.

Türk toplumunu, Avrupalı bir toplumla mukayese edecek olursak; Türkler hiçbir zaman Avrupa toplumlarının çektiği, geçirdiği süreçlerden geçmemiştir. Yani Avrupa toplumları kadar ağır sarsıntılar görmemiştir. Ne kitlesel vahşet ve işkenceler görmüş, ne onlarınki gibi diktatörler, despotik yönetimler, ne o kadar kanlı savaşlar ne de onların çektikleri kadar zor açlık, fakirlik ve onun getirdiği kitlesel ahlaksızlık olayları görmüştür. Ama bu son elli yılda yaşanan olaylarla bütün değerleri derinden sınanmış; gerek madden, gerek ise ruhen derin yaralar alarak, maneviyatları çökertilmiştir.

Günümüz Türkiye’sinde insanlarımız, inançları ile maddiyatlarını uzlaştırarak yeni bir yaşam tarzı oluşturmaya çalışmaktadırlar. Mutlaka ki, bu bir Avrupalının kendi içindeki inanç ile maddiyatı uzlaştırmasından çok daha sancılı ve kendi içinde çelişmeli bir süreçtir.

Bizde lükse merak ve savurganlık, Avrupa’yı veya Amerika’yı takip etme, ekonomik seviyesi yüksek olanlarda görülürken, bundan en çok etkilenenler gençlerdir. Bu durum, olanakları sınırlı olan aileleri zorluyor ve ailelerde kopmalara, tartışmalara sebep olmaktadır.

İletişim araçlarını izleyenler dikkatli olursa, namus cinayetleri ve aldatma olaylarında genelde türbanlı, muhafazakâr görünümlü bayanların olduğu görülecektir. Bunlar; maneviyat ile maddiyat arasında sıkışmış kitlenin temsilcileridirler. Ekonomik koşulların zorluğu ilk önce bayanları vuruyor, etkiliyor. Bunların dışında tüketim çılgınlığından etkilenen kesimi ise gençlerimiz oluşturuyor. O nedenledir ki; uyuşturucu kullanma, terörizme bulaşma ve fuhuş bataklığına sapma kızlı erkekli gençlikte erken yaşlarda görülmektedir.

Böylesi yozlaşmaların gidişini durdurmak, sizlerin kişisel atılımlarınızla olanaklı değildir. Bunu engellemek için, elbette ciddi önlemler almak gerekir. Çünkü o gidiş, ülke ve ulus bütünlüğünün parçalanışının yollarından bir bölümüdür.

YAZARIN EKLEMİŞ OLDUĞU YAZILAR
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.