Halil Şahin

Halil Şahin

OTONOMİ BİR ZOKADIR

Geçmişten bir 31 Ekim İstanbul Toplantısı; Irak’a komşu ülkeleri ile ABD, Rusya, Çin ve Avrupa Birliği temsilcilerinin katılımıyla gerçekleşiyor. Dışişleri Bakanlığı’nın bir süredir hazırladığı ‘A’ Planı; Musul’un kuzey batısında kalan bölümü ile Kerkük’ün güneyinde kalan coğrafyada bir Türkmen Otonom Bölgesi oluşturmak. ‘B’ Planında ise Irak’ın üçe değil; güneyde Şii, ortada Bağdat, kuzeyde Kürt federasyonlarının yanı sıra Kerkük Federasyonunun oluşturularak dörde bölünmesi hedefleniyor. Her iki planda da Kerkük Türklerine yutturulmaya çalışılanın, otonomi adlı bir zoka olduğu her halden belli oluyor. Çünkü ‘A’ planında öngörülen otonom bölgesinin Erbil ve çevresindeki Kürdistan Bölgesel Yönetimine bağlanması kabullenilirken, ‘B’ planıyla da Kürt, Arap ve Türkmenler arasında yönetimin bölüştürüldüğü Kerkük Federasyonu oluşturulması amaçlandığı gizli bir şey değil. Böylece Türkiye, rotasını şaşırmış bir dışişleri politikasında bir sapağa daha vardığını ve Irak konusunda stratejik siyaset değiştirdiğini ortaya koyuyor. Bugüne değin Irak’ın bütünlüğünü savunan Türkiye, BOP Eş Başkanlığı işlevine koşut, ülkenin daha da bölünmesi planlarının hazırlayıcısı konumuna getiriliyor. Kürtlerin bu aşamadan sonra kazanımlarından fedakârlık ederek mevcut yapıdan geri dönmesi mümkün mü? Öte yanda Şiiler, 9 vilayette federasyonlarını tamamlamış durumda değil mi? Bakınız; Washington’un himayesinde ve Brüksel’in arabuluculuğunda PKK’nin yasallaştırılmasının, önümüzdeki zaman için hazırlanan siyasetin ana ekseni olduğunu görmektesiniz. Geçen zamanların birinde Diyarbakır’da yapılan Kürt Konferansı ile Avrupa Parlamentosu’nun yakın zaman içinde düzenlemeye gayret ettiği Kürt Konferansı, uygulanan stratejik sürecin ayaklarını oluşturmaktadır. Bu gelişme ve sonuçlara bakarak, AKP Hükümeti’nin ABD ve AB emperyalizmi karşısında pes ettiğini; Irak politikasında artık Barzani ve Talabani’yi dışlayarak bir yere varamayacağı tezini kabullendiğini, askerimizin itirazına rağmen toplantıya katılacak Talabani ve Barzani temsilcileri ile masaya oturarak tam bir teslimiyet sergileyeceğini söyleyebilirsiniz. Atatürk milliyetçiliği ile faşizme, Nazizm’e yol açan ırkçı milliyetçilik arasındaki farkı görmemek gerçek bir kafa karışıklığıdır. AKP, işte bu karışıklığı yaratarak; Türkiye’nin sömürgeleştirildiği, ABD emperyalizminin desteklediği terörizme sayısız kurban verdiğimiz, toprak bütünlüğümüzün, ulusal varlığımızın tehdit altında olduğu şu günlerde ulusalcılığı engel olarak göstermenin çabası içinde. Yurdumuz, ABD’nin kanlı saldırılarında bir üst olarak kullanılıyor. BOP ile teröre verilen destekle yurdumuz ve ulusumuz paramparça ediliyor. ABD’nin iktidara getirdiği işbirlikçi gerici ve soyguncu mafya güçleriyle bağımsız, laik ve demokratik cumhuriyetimiz viraneleştirilip, her geçen gün TSK etkisiz hale getirilerek yıkılıyor. Kıbrıs’taki oldubittiler yanı sıra koca çınarın dallarından olan Türkmenlere, otonomi zokasıyla Kerkük, elleriyle yarattıkları kukla devlete veriliyor. Şimdi ise sıra Türkiye’de eyalet sisteminin kurulmasında; işler böyle yürütülüyor. Basamak basamak, aşama aşama, alıştıra alıştıra! Nasıl olsa alışacaksınız değil mi? Böylesi olagelenlerden sonra Shakespeare’in “Ne olacağımızı değil, ne olduğumuzu biliriz.” özdeyişi, gayri ihtiyari kulaklarımda çınlıyor.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Halil Şahin Arşivi