DOLAR 7,8537
EURO 9,4013
ALTIN 454,61
BIST 1.305
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Afyon 9°C
Çok Bulutlu
Afyon
9°C
Çok Bulutlu
Çar 11°C
Per 12°C
Cum 12°C
Cts 12°C
YAZARLAR TÜMÜ

SEYREDİYORUZ

Halil Şahin
ÖZGEÇMİŞ Halil Şahin İzmir İli, Dikili İlçesi, Bademli Köyü 1949 doğumlu. Evli ve 1Çocuk sahibi. Ortaklar İlköğretmen Okulu, Gazi Eğitim Enstitüsü Sosyal Bilgiler Öğretmenliği, Anadolu Üniversitesi Coğrafya Öğretmenliği, Çapa Öğretmen Yetiştirme Merkezi İlköğretim Müfettişliği mezunu olarak; İlkokul Öğretmenliği ve yöneticiliği, Sosyal Bilgiler ve Coğrafya Öğretmenliği ile orta öğretim yöneticiliği ile İlköğretim Müfettişliğinde geçen 39 yıl eğitim alanında devlet memuriyeti yaptı. 1964 yılından bu güne gelesiye değin Aydın’da ‘Yeni Kıroba’ ve ‘Söke Ekspres’, İzmir’de ‘Adalet’, ‘Ege Ekspres’, ‘Demokrat İzmir’ ve ‘Yeni Asır’ ile ‘Dikili Genç Haber’; Adana’da ‘Kozan Hürses’, Kahraman Maraş’ta ‘Haber’, Konya’da ‘İlerici Akşehir’, Afyonkarahisar’da ‘Türkeli’, ‘Kocatepe’, ‘Afyon’da Haber’, ‘Elçi’, ‘Sultandağı Ses’, ‘Sözcü’, ‘Kadınana’, ‘Görüntü’ gazetelerinde muhabirlik, köşe yöneticiliği, köşe yazarlığı, İdare ve Genel Yayın Danışmanlıkları yaptı. Kurduğu bir Ltd şirket aracılığıyla da Afyonkarahisar’da basılıp idare edilen, fakat İç Ege’de satış ve dağıtımı yapılan ‘İç Ege’ adlı bölge gazeteciliği denemesi yaptı. Afyonkarahisar Belediyesi ‘Belediye Radyosu’ ile ‘Armoni fm’ ve Dikili’de de ‘Genç Radyo fm’ de radyo programlarıyla hizmet verdi. İlksan, Töb-Der, DES, Temsen’de eğitim alanında, Afyon Gazeteciler Cemiyeti’nde gazetecilik alanında, ADD’de de sosyal alandaki mesleksel dernekçilik ve sendikacılık etkinliklerinde çalışmalar yaparken Denetim Kurulu üyeliği, Yönetim Kurulu Üyeliği ile Onur Kurulu üyeliklerinde bulundu. Afyonkarahisar’da Kumartaş Köyü Kalkınma Kooperatifi’ni kurdu. MEMKO Tüketim Koooperatifi’nin kurucu üyeleri arasında bulunarak yönetim kurulunda aktif olarak çalıştı. Halen ürettikleri evlerinde oturmakta olduğu Milli Eğitim Mensupları Yapı Kooperatifi’nde de Denetim Kurulu Üyeliği ve Yönetim Kurulu Başkanlığı yaptı. ADD Afyonkarahisar Şubesi Başkan Yardımcısı görevini sürdürür iken 17 Kasım 2006 tarihinde görevlendirildiği İşçi Partisi Afyonkarahisar İl Başkanlığı’nı, 11 Aralık 2006’da gerçekleştirdiği İl Kongresi ile seçilmiş başkan olarak sürdürmeye başladı. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin Cumhurbaşkanı seçememesi sonucu gidilen Genel Seçimlerde Milletvekili adayı olabilmek için, yasa gereği 07.05.2007 tarihinde İl Başkanlığı görevinden ayrıldı. Genel seçimlerde Afyonkarahisar Milletvekili Adaylığını müteakip, ardından gelen Yerel Seçimlerde de İzmir İli, Dikili İlçesi İşçi Partisi Temsilciliğini üstlenerek, aynı ilçeden İl Genel Meclisi Adayı oldu. Bu arada sahipliğini ve kuruculuğunu yaptığı Uşak Özel Gülen Aydede Anaokulu’nun Müdürlüğü’nü de 2 yıl sürdürdükten sonra, bir süre internet köşe yazarlığı da yaptı. O şimdi emekli yaşamını sürdürmektedir.
04.07.2014
54
A+
A-

Biz yeni bir parti kurduk, kuracağız, siz de gelin bu yeni partinin bir parçası olun demiyoruz. Gelin hep birlikte, ulusal amaçlarımızı gerçekleştirecek, halkın gerçek devrimci partisinde güç birliğini kuralım diyoruz. Ama kime söylüyorsun…

Ülkede son elli yılda ortaya çıkan yeni parti düşüncesi iyi niyetli fakat son derece amatör öğeler içeriyor. O ana değin örgütlü bir parti hareketi içinde olmamış, parti yöneticiliği yapmamış, parti kuruculuğunda bulunmamış, partiden ihraç edilmemiş, partili olarak yargılanmamış binlerce insanın beklentilerine yanıt vermek kolay değil.

Mevcut partilerdeki ‘yeni parti’ gereksinimini ortaya çıkaran hastalıklara da doğru teşhislerde bu nedenle bulunulamıyor. Mahcup eleştiriler yapılıyor. Oysa tüm nedenler açıklıkla ortada değil mi?

Bakınız, bu nedenlerin birincisi; ‘lider’ hastalığıdır. Bulunduğumuz evrede, bir ülke ve ulus olmanın ağır bir tehdit olduğu süreçteki Türkiye’nin; görüşleri ve önerileriyle güncel, yaşayan, yol gösteren, emredici olan, yöneten bir lideri vardır: Gazi Mustafa Kemal Atatürk. O’ndan sonraki liderlerde; O’nun yerinde kendini görmek ya da O’ndan sonraki ikinci adamın kendi olduğunu sanmak hastalığı görülmektedir. Parti kurucu ve liderleri bu hastalıktan muzdariptir. Bu hastalık doğru saptanamadığı için, mevcut siyasal parti yasasının da verdiği güçle, tüm iyi niyetlere rağmen kendisini O’nla özdeşleştiren ya da yarıştıran lider bolluğu yaşanıyor.

En kötüsü; örneğin Yandaş CHP’de gözlemlendiği gibi, mevcut yasanın verdiği güçle, kendilerini yönetici gören bir ‘kast’ oluşuyor. Parti ya da öncelik; ulustan koparak, uçta, emperyalist odakların büyük gücünü arkasına almış karşıdevrimcilere kalıyor.

Bir başka neden ise Türkiye’ de herhangi bir siyasal çözümün; halkın gözü önünde olması ve de olmaması gerekenler şeklinde tasarımlanıyor olmasıdır.

ABD’deki örneklerinde görüldüğü gibi daha başlangıçta, siyasetçi ve siyaset kurumu, belirli odaklara bağlantı kuruyor. Fakat halk bundan habersiz oluyor.

Siyasetçinin ve kurumunun iki ajandası oluşuyor. Biri kendinin ve kurmaylarının bildiği ve bizzat varlığının sebebi olan gizli yol haritası, diğeri ise sırası geldiğinde halka uygulayacağı ve genellikle psikolojik propaganda tekniklerinden oluşan politikaları.

Sonuçta halk, zarar eden taraf oluyor. O nedenle bu siyaset, siyasetçi ve kurumu, gizli ajanda vesaire derken demokrasi sözde kalıyor. Her konuda tekelcilik yükseliyor ve halk eziliyor. Ezilmiş halk, hasta bir ülkeye neden oluyor.

Molla ve cemaat ilişkisi Türkiye’ yi yok ediyor. Görüşmelerden bilgi sızmasından ve görüşler arasındaki tezatların basın tarafından kamuoyuna yansıtılmasından rahatsız oluyorlar. O nedenle de basını zapturapt altında tutuyorlar. Güven yaratabilmek için odak noktasında yeni uygulamalar yapılması ve hayata geçirilmesi isteniyor. Başarısızlığın olmaması için dikkat edilmesi hususunda taraflar uyarılıyor. Halkın haber alma kaynakları kesilerek, halkın siyasete katılımının önü kesiliyor.

Türkiye’ de siyasal ve militarist teröre neden olan uygulamalar her geçen gün gelişiyor. Eş başkanlıklarıyla(Emperyalistlerin memuru olmak) övünenler dahi, % 47 oy almış partisinin kongrelerine bir polis ordusu koruması altında gidebiliyor. Sokaklar, otomobiller yanıyor, kepenkler indiriliyor, emniyet kuvvetleriyle taşlı sopalı meydan kavgaları veriliyor.

Ve halk; “ABD oldukça PKK’nın eylemsizliği söz konusu olamaz”,“Askeri yöntemlerle PKK’nın önüne geçilemez”,“Kürt sorununda PKK’ sız çözüm sağlanamaz” politikalarına alıştırılıyor.

Siyaset kurumu itaatsizliği uyguluyor, halk seyrediyor. Biz seyrediyoruz, halk seyrediyor; siyaset kurumu itaatsizliğini sürdürüyor…

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.