DOLAR 7,8400
EURO 9,4672
ALTIN 458,90
BIST 1.323
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Afyon 10°C
Çok Bulutlu
Afyon
10°C
Çok Bulutlu
Per 11°C
Cum 11°C
Cts 12°C
Paz 11°C
YAZARLAR TÜMÜ

FARKLARI YOK

Halil Şahin
ÖZGEÇMİŞ Halil Şahin İzmir İli, Dikili İlçesi, Bademli Köyü 1949 doğumlu. Evli ve 1Çocuk sahibi. Ortaklar İlköğretmen Okulu, Gazi Eğitim Enstitüsü Sosyal Bilgiler Öğretmenliği, Anadolu Üniversitesi Coğrafya Öğretmenliği, Çapa Öğretmen Yetiştirme Merkezi İlköğretim Müfettişliği mezunu olarak; İlkokul Öğretmenliği ve yöneticiliği, Sosyal Bilgiler ve Coğrafya Öğretmenliği ile orta öğretim yöneticiliği ile İlköğretim Müfettişliğinde geçen 39 yıl eğitim alanında devlet memuriyeti yaptı. 1964 yılından bu güne gelesiye değin Aydın’da ‘Yeni Kıroba’ ve ‘Söke Ekspres’, İzmir’de ‘Adalet’, ‘Ege Ekspres’, ‘Demokrat İzmir’ ve ‘Yeni Asır’ ile ‘Dikili Genç Haber’; Adana’da ‘Kozan Hürses’, Kahraman Maraş’ta ‘Haber’, Konya’da ‘İlerici Akşehir’, Afyonkarahisar’da ‘Türkeli’, ‘Kocatepe’, ‘Afyon’da Haber’, ‘Elçi’, ‘Sultandağı Ses’, ‘Sözcü’, ‘Kadınana’, ‘Görüntü’ gazetelerinde muhabirlik, köşe yöneticiliği, köşe yazarlığı, İdare ve Genel Yayın Danışmanlıkları yaptı. Kurduğu bir Ltd şirket aracılığıyla da Afyonkarahisar’da basılıp idare edilen, fakat İç Ege’de satış ve dağıtımı yapılan ‘İç Ege’ adlı bölge gazeteciliği denemesi yaptı. Afyonkarahisar Belediyesi ‘Belediye Radyosu’ ile ‘Armoni fm’ ve Dikili’de de ‘Genç Radyo fm’ de radyo programlarıyla hizmet verdi. İlksan, Töb-Der, DES, Temsen’de eğitim alanında, Afyon Gazeteciler Cemiyeti’nde gazetecilik alanında, ADD’de de sosyal alandaki mesleksel dernekçilik ve sendikacılık etkinliklerinde çalışmalar yaparken Denetim Kurulu üyeliği, Yönetim Kurulu Üyeliği ile Onur Kurulu üyeliklerinde bulundu. Afyonkarahisar’da Kumartaş Köyü Kalkınma Kooperatifi’ni kurdu. MEMKO Tüketim Koooperatifi’nin kurucu üyeleri arasında bulunarak yönetim kurulunda aktif olarak çalıştı. Halen ürettikleri evlerinde oturmakta olduğu Milli Eğitim Mensupları Yapı Kooperatifi’nde de Denetim Kurulu Üyeliği ve Yönetim Kurulu Başkanlığı yaptı. ADD Afyonkarahisar Şubesi Başkan Yardımcısı görevini sürdürür iken 17 Kasım 2006 tarihinde görevlendirildiği İşçi Partisi Afyonkarahisar İl Başkanlığı’nı, 11 Aralık 2006’da gerçekleştirdiği İl Kongresi ile seçilmiş başkan olarak sürdürmeye başladı. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin Cumhurbaşkanı seçememesi sonucu gidilen Genel Seçimlerde Milletvekili adayı olabilmek için, yasa gereği 07.05.2007 tarihinde İl Başkanlığı görevinden ayrıldı. Genel seçimlerde Afyonkarahisar Milletvekili Adaylığını müteakip, ardından gelen Yerel Seçimlerde de İzmir İli, Dikili İlçesi İşçi Partisi Temsilciliğini üstlenerek, aynı ilçeden İl Genel Meclisi Adayı oldu. Bu arada sahipliğini ve kuruculuğunu yaptığı Uşak Özel Gülen Aydede Anaokulu’nun Müdürlüğü’nü de 2 yıl sürdürdükten sonra, bir süre internet köşe yazarlığı da yaptı. O şimdi emekli yaşamını sürdürmektedir.
01.07.2014
51
A+
A-

“Kanlı mı, kansız mı?” geçiş için birilerine soran rahmetli Erbakan, muhterem adamdı. Son günlerinde hiç bir siyasi işlere karışmadı kendisi. Hem yaş itibarı ile de karışmaması gerektiğini, artık anlamış durumdaydı!

Zaten abdest alırken bile ayağına doğru eğilemez halde kendisi de, Allah’tan, sevenleri onun yerine abdest almasına yardımcı olurdu. Birileri öylesine yardımcı olmasa da zamane günlerdeyiz ya; “abdest yaz xxxx’e gönder, senin yerine abdest alalım” mesajları cep telefonlarında gırla akıyor. Ne derecede doğru bilinmez; artık SMS ile de abdest alınabiliyor, hacca gidilebiliyor, namaz bile kılınabiliyor imiş.

Niçin kıkırdıyorsunuz ki?

Biliyorum; İçinizden “Canları sağ olasıcalar, çok şey öğretti o zeki siyasiler bu millete! Allah başınızdan eksik etmesin onları.” diyorsunuzdur.

Baksanıza; onları ne kadar da arıyorsunuz?

Onların yokluğunda rey bile kullanamaz oluyorsunuz. Ümmet toplumun ümmi bireyi olmuşsunuz; hep “balık verecekler” diye bekleyen, bilgisiz ve güçsüz!

Cehaletinizden, sanki sayelerinde kurtulup, bu günlere dek gelebildiğinizi sanıyorsunuz. Böylesine ümmi halinizle bu yaşta, bu Dünya işlerinin üzerine nasıl eğilesiniz ki?

Adam boş konuşmaz. Bir kere konuşur, anlarsınız. Örneğin, der ki:

“Türkiye’nin şu anda bir şeye karar vermesi lazım. Geçiş dönemi yumuşak mı olacak, seri mi olacak, tatlı mı olacak, kanlı mı olacak?”

Eh yani, el insaf; Muhterem daha ne desin ki, değil mi?

Ama adamlar boş ve boşa konuşmuyor. Herkes dediklerini şıp diye anlıyor ve uygulama hemen başlatılıyordu. Her bir adım danışıklı dönüşüklü ve sırayla, bilinçli!

Bu günlere, o günlerdeki bu soruya verdiğiniz yanıt sayesinde gelmediniz mi?

Biz halk olarak, yapılanların doğruluğunu tartışmıyoruz bile. Ortada % 40’la kurulmuş bir Hükümet var. Kurtarılmış YÖK, Kurtarılmış Adalet, kurtarılacak MGK ve sırasıyla diğerleri söz konusu olduğunda “yanlış karar mı verdi?”diye bir tartışma sorumluluğunuz da artık yok. Zahmetlerden kurtuldunuz. Siz de kurtuldunuz…

1960’a gelinildiğinde, din dayatmalı siyaset geleneğini yaratan Çoban Sülü, AP genel başkanı Demirel’in kulakları çınlıyordur şimdi.

İmam hatip okulu mezunlarının ilkokul öğretmeni olabilmesinin yolunu, 26 Haziran 1965 tarihinde açan, yine aynı partiden Milli Eğitim Bakanı Cihat Bilgehan ve sülalesinin de kulakları çınlıyordur!

Haberal’ın tutuklanışının ardı sıra, melon şapkasını kaptırmışçasına çeviklik gösteren; 31 Mayıs 1966’da Kayseri konuşmasında “Bugün Türkiye’de gericiliğin yaşamasına uygun koşullar artık bulunmamaktadır” diyen, bir dönemin Başbakanı Demirel değil miydi?

Aynı çevikliği diğer yut severler adına niçin göstermezler?

Çünkü ötekileştirme, onların zamanında başlatılmıştır. Birilerine “Yollar yürümekle aşınmaz” diyerek gösterdikleri hoşgörü, diğerlerine, sırtında şaklatılan coplar olarak gösteriliyor; “Verdimse ben verdim” deme keyfiliği, işte bu günleri yaratıyordu…

Dış düşman tehdidi altındaki Türk halkının, azımsanmayacak bir bölümü işsiz ve aç. İşsiz ve aç kalmamış insanlar, bunun ne demek olduğunu bilemezler. Çünkü “Tok olan, acın halinden anlamaz!”

Kötü gidişe “dur!” diyemedikleri gibi; “ Durmak yok! Yola devam!” mesajıyla, yaşama sevincini yitirmiş garip gureba ile fakir fukara tayfasına kızarak, ateş püskürtüyorlar.

Halkın bu tehlikeli gidişe “dur” demesi için; onu açlıktan, sefaletten kurtaracak yolları gösterecek ve bu kördüğümü hızla ve kesin bir biçimde çözecek izlenceyi ve yöntemi açıklamak gerekmez mi?

Demek ki, Milli Hükümet ile programını hazırlamış kadroları gösterecek aydınlar gerek. Oysa kendilerini kurtarıcı olarak savlayanların önerdikleri çıkış yolları, tıpkı Osmanlı Bankası’nın reklâm sloganı gibi: “Yok birbirimizden farkımız, ama biz Osmanlı Bankasıyız…”

İktidar, sağ kulağını sağ eliyle tutuyor; muhalefet aynı kulağı sol eliyle! Birbirlerinden bir fark görebiliyor musunuz?

halil şahin

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.