DOLAR
9,5449
EURO
11,0950
ALTIN
547,26
BIST
1.455
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Afyon
Az Bulutlu
20°C
Afyon
20°C
Az Bulutlu
Cumartesi Az Bulutlu
21°C
Pazar Parçalı Bulutlu
19°C
Pazartesi Parçalı Bulutlu
13°C
Salı Az Bulutlu
14°C

Muharrem GÜNAY

1956 yılında Afyonkarahisar’da dünyaya gelmiştir. Muharrem Günay hem ana hem de baba tarafından Ahıska Türküdür. Büyük dedesi müderris Sıddıkzâde Ahmed Efendi ve ailesi 93 Harbinde (1877-1878 Osmanlı Rus savaşları sırasında) Afyonkarahisar’a yerleşmiştir. Muharrem Günay, Merkez Değirmendere köyünde ilkokulu bitirdikten sonra Bolvadin’de İmâm Hatip Okulu’na başlamış; 1976 yılında Afyon İmâm Hatip Lisesi’nden, 1978 yılında Afyon Eğitim Enstitüsü’nden, 1997 yılında Uşak Eğitim Fakültesi’nden mezun olmuştur. 1979 yılında öğretmenliğe başlayan Muharrem Günay 1989 ve 1990 yıllarında M.E.B.’nca açılan hizmet içi eğitim kurslarına katılarak Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmeni olmuştur. Muharrem Günay 1980 ihtilalinden sonra Afyonkarahisar’ın ilk Ülkü Ocağı başkanıdır. 1994 yılında Ortadoğu gazetesinde yazı yazmaya başlayan Muharrem Günay, bu gazetede “SIDDIKOĞLU” mahlasını kullanarak M. Günay SIDDIKOĞLU adıyla 2019 yılına kadar yazmıştır. Muharrem Günay’ın “Devlet ve Hayat Felsefemiz Dünya Barışı” adlı kitabı 2004 yılında Ülkü Ocakları Eğitim ve Kültür Vakfı’nın tarafından yayımlanmış, “Namazı İkâme Etmek” ve “Mü’min Nasıl Olmalı” “Türk’ü Sevmek” adlı kitapları 2014 yılında Ülkücü Yazarlar Derneği tarafından elektronik kitap olarak, Namaz ve Namazı İkâme etmek adlı kitabı 2017 yılında, Mü’min Nasıl Olmalı adlı kitabın 1. Cildi ise 2018 yılında Afyonkarahisar Belediyesi tarafından basılmıştır. Aynı kitabın 2. Cildi ve Asâkir-i İslam adlı kitabı dizgi safhasındadır. Muharrem Günay 2004 yılında emekli olduktan sonra 2008 ile 2012 yılları arasında Almanya Türk Federasyonu bünyesinde din görevlisi olarak çalışmıştır. Muharrem Günay 24 Haziran 2018 tarihinde yapılan 27. dönem milletvekili seçimlerinde M.H.P’den 3. Sıra milletvekili adayı olmuştur.

    AŞURA GÜNÜ VE HZ. HÜSEYİNİN ŞEHADETİ

    16.08.2021 16:01
    0
    A+
    A-

    Muharrem ayının onuncu günü Aşure günüdür.  Bu günde oruç tutmak çok faziletlidir. Bir zat Peygamberimize geldi ve sordu:

    “Ramazan’dan sonra ne zaman oruç tutmamı tavsiye edersiniz?”

    Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselam, “Muharrem ayında oruç tut. Çünkü o, Allah’ın ayıdır. Onda öyle bir gün vardır ki, Allah o günde bir kavmin tevbesini kabul etmiş ve o günde başka bir kavmi de affedebilir” buyurdu.(Tîrmizî. Savm: 40. )

    Yine Tirmizi’de de geçen bir hadiste Peygamberimiz şöyle buyurmuşlardır:

    “Âşura Gününde tutulan orucun Allah katında, o günden önce bir senenin günahlarına keffaret olacağını kuvvetle ümit ediyorum.”(A.g.e., Savm: 47.)

    “Ramazan ayından sonra en faziletli oruç, Allah’ın ayı olan Muharrem ayında tutulan oruçtur”( İbni Mâce. Siyam: 43) hadis-i şerifi ise, bu günlerde tutulan orucun faziletini ifade etmektedir.

    Bu hadisin açılamasında İmam-ı Gazali, “Muharrem ayı Hicrî senenin başlangıcıdır. Böyle bir yılı oruç gibi hayırlı bir temele dayamak daha güzel olur. Bereketinin devamı da daha fazla ümit edilir” demektedir. (İhyâ, 1:238)

    DOKUZUNCU ONUNCU VE ONBİRİNCİ GÜNÜ ORUÇ TUTALIM

    Gerek Yahudilere benzememek, gerekse orucu tam Âşura Gününe denk getirmemek için, Muharrem’in dokuzuncu, onuncu ve on birinci günlerinde oruç tutulması tavsiye edilmiştir.

    Bu mânâdaki bir hadisi İbni Abbas rivayet etmektedir. Bunun için, müstehap olan, aşure Gününü ortalayarak, bir gün önce veya bir gün sonra oruç tutmaktır.

    Bu günde oruçtan başka hayır, hasenat ve sadaka gibi güzel âdetlerin de yaşatılması isabetli ve yerinde olacaktır. Herkes imkânı nisbetinde ailesine, akraba ve komşularına ikramda bulunur; bugünlerin faziletini bildiren hâdiseleri hatırlayarak ihsanda bulunursa şüphesiz sevabını kat kat alacaktır. Bilhassa, Peygamberimiz, mü’minin aile efradına Âşura Gününde her zamankinden daha çok ikramda bulunmasını tavsiye etmiştir.

    Bîr hadiste şöyle buyurular: “Her kim Aşura Gününde ailesine ve ev halkına ikramda bulunursa, Cenab-ı Hak da senenin tamamında onun rızkına bereket ve genişlik ihsan eder.”(et-Tergîb ve’l-Terhİb, 2:116.) Bu aile mefhumunun içine akrabalar, yetimler, kimsesizler, konu komşular da girmektedir. Fakat, bunun İçin fazla külfete girmeye, aile bütçesini zorlamaya lüzum yoktur. Herkes imkânı ölçüsünde ikram eder.

    Aşure günü anne, baba ve akrabaları ve kabirleri ziyaret etmekte, çocukları sevindirmekte, sadaka vermekte, ilim meclislerine gidip sohbet etmekte çok büyük hayırlar vardır.  Peygamber efendimiz:

    “Aşure günü çoluk çocuğunun nafakasını geniş tutanın bütün sene nafakası bol olur” buyurmuştur. Ayrıca Aşure günü gusletmek sünnettir. Peygamberimiz bir hadislerinde: ”

     

    “Kim aşure günü boy abdesti alırsa günahlardan temizlenir. İki defa gusledenin gözleri ağırmaz” buyurmuştur.

    Âşura gününün manevi ve berraklığı üzerinde Kerbela karanlığının kesafeti de görülmektedir. 61. hicret yılının Muharrem’ine ait 10. gününde Hazret-i İmam Hüseyin (r.a.) 55 yaşında iken Sinan bin Enes isimli bir hain tarafından Kerbelâ’da hunharca şehit edilmiştir. Bu gadr ve zulmün arkasında Emevi Halifesi Yezid, onun Küfe valisi İbni Ziyad vardır. Yarım asır öncesinden Peygamberimizin bizzat haber verildiği bu ciğerleri yakan olay Hazret-i Hüseyin’i Cennet gençlerinin efendisi olma şanına yüceltmiştir.

    Şehitler mükâfatını almış en yüce mertebelere ulaşmıştır. Yüce Allah’ın da zalimlere hak ettikleri cezayı en âdil bir şekilde vereceğinden şüphemiz yoktur.  Her mü’min bu olaya üzülür, ancak itidalini ve soğukkanlılığını kaybetmez. Duyguları yanlışlara ve taşkınlıklara götürmez. Çünkü meydana gelen bütün olaylar ezelî takdirin bir hükmüdür.

    BİZ TÜRRKLER EHLİ BEYTTEN YANA TARAF OLMUŞUZDUR

    Biz Müslüman Türkler, Hz. Ali ile Muaviye arasında baş gösteren mücadelede, ve ondan sonraki Ehli Beyt ile Emeviler ve Abbasiler arasındaki mücadelede her zaman Hz. Ali ve Ehli Beyt’ten yana taraf olmuş bir milletiz. Hiç şüphesiz Kerbela’da acımasızca şehit edilen Hz. Hüseyin ve yakınlarının, haksızlığa ve zulme karşı onurlu direnişleri, doğruluk adına samimi yürüyüşleri, bütün müminlerin gönüllerinde unutulmaz izler bırakmıştır. Resûlullah Efendimiz’in torunlarına bu zulmü reva görenler ise; insanlığın ortak vicdanında mahkûm edilmişlerdir.

    Muharrem, bizim için ortak bir hüzün ve matem mevsimi olduğu kadar, bir adalet, hikmet, hak ve hakikat sofrasıdır. Bizler bu hadisenin matemini tutarken, aynı acıların bir daha yaşanmaması için; Muharrem’i doğru okuyup anlamaya, müspet sonuçlar çıkararak ibret almaya ve yüce Rabbimizin; “Kendilerine apaçık deliller geldikten sonra parçalanıp ayrılığa düşenler gibi olmayın…” (Âl-i İmrân, 105) emrine uygun hareket etmeye her zamankinden daha çok muhtacız. Geçmişi unutmadan fakat geçmişe de takılık kalmadan tarihteki bu acı olaylardan ders almak ve aynı dinin  ve Türk milletinin birer mensubu olmak düşüncesinden hareketle hareket etmek ve birbirimiz sevmek zorunda olduğumuzun farkında olmalıyız. Önemli olan bu acı olayların bir daha yaşanmamasıdır.

    Yazarın Diğer Yazıları
    Yorumlar

    Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.