DOLAR
12,4902
EURO
14,1332
ALTIN
720,04
BIST
1.776
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Afyon
Sağanak Yağışlı
16°C
Afyon
16°C
Sağanak Yağışlı
Pazar Sağanak Yağışlı
16°C
Pazartesi Sağanak Yağışlı
16°C
Salı Yağışlı
10°C
Çarşamba Hafif Kar Yağışlı
3°C

Mehmet Ünal Taşpınar

MEHMET ÜNAL TAŞPINAR

    HAYALLERİMİZ

    16.10.2021 18:21
    0
    A+
    A-

    Ninem Osmanlı kadını,
    Mahallede sözü geçer
    Kapı önü sohbetlerinde dinlenir
    Genellikle söylenir.

    Demem o ki
    Hani bi zamanlar yani
    Kubeli mahallesinde ark önünde
    Zamanın birinde
    Şimdi masal gibi gelir gençlere
    Bulaşık için
    Matıf toprağı satılırken sokak sokak, kapı kapı eşek sırtında
    Persil yok,
    Henüz Tursil yok o zaman
    Çamaşır makinası yok bizlerde
    Bulaşık makinası yok.
    Belki oje de yok!

    O zaman esbab taşı vardı,
    Çamaşır
    Çamaşır kazanında!
    Çivit vardı,
    O zaman kurna vardı hamamda, hamam tası
    Duş yokken, duşakabin yokken evlerde.
    Sabah ezanında
    İstasyon memurlarının ellerinde sallanan
    Sefertasları vardı
    Ve en güzeli muhabbet vardı, televizyonlar yokken
    Radyo vardı lambalı,
    Sokakta, pencerede anteni vardı kocaman.
    Sohbet vardı kahvede, gezekte,
    Gündüzde, gecede
    Hoş sohbet vardı.

    Masal değil,
    Bilen bilir
    Potin vardı, lastik-lapçın vardı kışta kıyamette giymeye
    Mes vardı, yemeni vardı,
    Tabanı otomobil lastiğinden çarık vardı
    Pençe, gizli pençe vardı ayakkabılara
    Gömleklere yedek yaka yapılırdı eskiyince değişmeye
    Memurlarda siyah kolluk
    Öğrencide siyah önlük,
    Hokka, divit
    Kalemlere bitmesin diye takılan kamış vardı.

    Hani okulda yerli malı haftası için elma, armut, portakal
    “Yerli malı, yurdun malı
    Herkes onu kullanmalı”
    Hani şarkı gibi dilimizde!

    Sümerbank vardı,
    Patiska vardı, pazen vardı
    Hırkalarımız el emeği, göz nuru…
    Bakır kap vardı
    Tenekeci, kalaycı vardı.

    Her taraf haşhaş tarlasıydı sanki köylerde
    Mor
    Beyaz,
    Mor beyaz!
    Yün, yapağı alıp satılırdı çarşıda
    Afyon sakızı alınıp satılırken Uzun Çarşı’da sokak ortasında
    Uluorta
    Kimse dönüp bakmazdı bu nasıl iş diye
    Alkoloit bilmezdik o zaman
    Bir tüccarlar vardı afyon ticaretinde,
    Bir Toprak Mahsülleri Ofisi.

    Huriye Aba diye bilinir
    Kuduz mütehassısı sanki ninem
    Köpek ısırmışsa gelirler, köpek dalamışsa gelirler
    “Benim elim değil, Hasan-ı Basri’nin Dede’nin eli” diye okur-üfler
    Bir lokma ekmek verir hastasının ağzına
    Bin dua ederek gönderirdi ninem
    Mutlu
    Sevinerek çıkardı evden konu komşu
    Bin duayla
    “Sağol Huriy’aba”

    Ramazan’da bi sokak aşağıda Kubeli Camii’nde Teravihte
    Hep aynı halının aynı yerinde.
    “Gak gız!” demeye fırsat vermeden yeri açılır
    Ya da ayrılmıştır her zamanki köşe Kubeli’de
    Namazını kılar hep aynı yerde.

    Abdullah Uluçelik İmaret’te ezan okurken
    Ya da bi türkü
    Önce “Yeşil olur İmaret’in selvisi”,
    Yine
    Abdullah Uluçelik;
    Cemal Altıniğne, Hulusi Yamaner eşliğinde
    Sonra bi kırık hava
    “Gap’ardına da asa da goymuş galbırı
    Bekarları yatağından galdırı”
    Tahta kaşıklarla oynayan köçekler
    Kimi şerbet, kimi rakı
    Çay bardağından içecekler!

    Düğünde çorbayla başlayan, bamyayla biten
    Yiyecekler
    Börek, yaprak dolması, kaymaklı kadayıf tatlısı
    Deperotulu, etli pilav, kayısı hoşafı ve daha neler neler
    Bazen yirmiiki çeşit sıra yemeği derler.

    Çalgıcılar bi yanda
    Gençler bi yanda
    Yaşlılar bi yanda
    Eğlence, muhabbet gırla!
    “Hadi len!” demişse gaynata
    Fırla!

    Dedemin arka cebinde çevre vardı o zamanlar
    Yeleğinin bir cebinde cep saati lokomotiflisinden,
    Bir cebinde madeni paralar
    Saat kaç dede deyince öğlen üzeri okul arasında
    Şifreyi çözmüştür dedem
    Kuru üzüm için delikli yüz para!
    Ya da Muharrem’adan Şam tatlısı
    Otpazar Camii’nin karşı köşesinden.

    Babamın mendili arka cebinde
    Pamuklu bezden
    Henüz yoktu kağıt mendil bakkalda
    En ala çukulata gofret
    “Boş yok, boşa para yok!” diye çarşının pazarın bir köşesinde
    Kader, kısmet
    Çekiliş!
    En çok çıkacak olan yine gofret!

    Pazar yeri ayrı bir eğlence mekanı
    “Otuziki dişine kemane çaldırıyor
    Buz gibi gazoz”
    Testereyle açmazsa olmaz,
    Kalecik’in karında soğutmadıysa olmaz,
    Gazoz köpürmeden açılmışsa yine olmaz,
    Patlatarak ses çıkarmadıysa açarken olmaz!

    “Ah ne güzel nane şeker!”
    Mani okuyarak gezer
    “Cambaza bak!”
    “Sihirbaz Madreke gelmiş”
    “Haldeki bütün portakallar
    Arkasından gidermiş”.

    Masala bak deme
    Sen delikanlı,
    Sen hanım kız
    Masala bak deme
    Hep masal gibi geçti
    Bütün gençliğimiz
    Hani masaldaki gibi:
    Zümrütü Anka kuşu hariç
    Bir varmış,
    Bir yokmuş misali
    Gökten düşen elmalar sizin olsun,
    Bütün ümitleriniz sizin
    Anılarımız bizim
    Bize kalan yaşanmış, yaşanmamış hayallerimiz,
    Hayallerimiz bizim!
    MEHMET ÜNAL TAŞPINAR

    ETİKETLER:
    Yazarın Diğer Yazıları
    01.10.2021 08:49
    13.09.2017 06:38
    26.06.2020 08:51
    Yorumlar

    Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.