DOLAR 7,8187
EURO 9,3602
ALTIN 449,83
BIST 1.329
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Afyon 10°C
Parçalı Bulutlu
Afyon
10°C
Parçalı Bulutlu
Pts 10°C
Sal 8°C
Çar 10°C
Per 11°C
YAZARLAR TÜMÜ

YA AB, YA TÜRKİYE!

Halil Şahin
ÖZGEÇMİŞ Halil Şahin İzmir İli, Dikili İlçesi, Bademli Köyü 1949 doğumlu. Evli ve 1Çocuk sahibi. Ortaklar İlköğretmen Okulu, Gazi Eğitim Enstitüsü Sosyal Bilgiler Öğretmenliği, Anadolu Üniversitesi Coğrafya Öğretmenliği, Çapa Öğretmen Yetiştirme Merkezi İlköğretim Müfettişliği mezunu olarak; İlkokul Öğretmenliği ve yöneticiliği, Sosyal Bilgiler ve Coğrafya Öğretmenliği ile orta öğretim yöneticiliği ile İlköğretim Müfettişliğinde geçen 39 yıl eğitim alanında devlet memuriyeti yaptı. 1964 yılından bu güne gelesiye değin Aydın’da ‘Yeni Kıroba’ ve ‘Söke Ekspres’, İzmir’de ‘Adalet’, ‘Ege Ekspres’, ‘Demokrat İzmir’ ve ‘Yeni Asır’ ile ‘Dikili Genç Haber’; Adana’da ‘Kozan Hürses’, Kahraman Maraş’ta ‘Haber’, Konya’da ‘İlerici Akşehir’, Afyonkarahisar’da ‘Türkeli’, ‘Kocatepe’, ‘Afyon’da Haber’, ‘Elçi’, ‘Sultandağı Ses’, ‘Sözcü’, ‘Kadınana’, ‘Görüntü’ gazetelerinde muhabirlik, köşe yöneticiliği, köşe yazarlığı, İdare ve Genel Yayın Danışmanlıkları yaptı. Kurduğu bir Ltd şirket aracılığıyla da Afyonkarahisar’da basılıp idare edilen, fakat İç Ege’de satış ve dağıtımı yapılan ‘İç Ege’ adlı bölge gazeteciliği denemesi yaptı. Afyonkarahisar Belediyesi ‘Belediye Radyosu’ ile ‘Armoni fm’ ve Dikili’de de ‘Genç Radyo fm’ de radyo programlarıyla hizmet verdi. İlksan, Töb-Der, DES, Temsen’de eğitim alanında, Afyon Gazeteciler Cemiyeti’nde gazetecilik alanında, ADD’de de sosyal alandaki mesleksel dernekçilik ve sendikacılık etkinliklerinde çalışmalar yaparken Denetim Kurulu üyeliği, Yönetim Kurulu Üyeliği ile Onur Kurulu üyeliklerinde bulundu. Afyonkarahisar’da Kumartaş Köyü Kalkınma Kooperatifi’ni kurdu. MEMKO Tüketim Koooperatifi’nin kurucu üyeleri arasında bulunarak yönetim kurulunda aktif olarak çalıştı. Halen ürettikleri evlerinde oturmakta olduğu Milli Eğitim Mensupları Yapı Kooperatifi’nde de Denetim Kurulu Üyeliği ve Yönetim Kurulu Başkanlığı yaptı. ADD Afyonkarahisar Şubesi Başkan Yardımcısı görevini sürdürür iken 17 Kasım 2006 tarihinde görevlendirildiği İşçi Partisi Afyonkarahisar İl Başkanlığı’nı, 11 Aralık 2006’da gerçekleştirdiği İl Kongresi ile seçilmiş başkan olarak sürdürmeye başladı. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin Cumhurbaşkanı seçememesi sonucu gidilen Genel Seçimlerde Milletvekili adayı olabilmek için, yasa gereği 07.05.2007 tarihinde İl Başkanlığı görevinden ayrıldı. Genel seçimlerde Afyonkarahisar Milletvekili Adaylığını müteakip, ardından gelen Yerel Seçimlerde de İzmir İli, Dikili İlçesi İşçi Partisi Temsilciliğini üstlenerek, aynı ilçeden İl Genel Meclisi Adayı oldu. Bu arada sahipliğini ve kuruculuğunu yaptığı Uşak Özel Gülen Aydede Anaokulu’nun Müdürlüğü’nü de 2 yıl sürdürdükten sonra, bir süre internet köşe yazarlığı da yaptı. O şimdi emekli yaşamını sürdürmektedir.
06.07.2014
46
A+
A-

Eski Başkan Org. Yaşar Büyükanıt, 2003 yılında Harp Akademileri’ndeki bir Sempozyumun açış konuşmasında, AB hakkında şu değerlendirmeyi yapıyordu:

“AB konusunda TSK, haksız bir saldırının hedefi durumuna gelmiştir. Ülke içi ve ülke dışı çevrelerde hiçbir haklı nedene dayanmadan TSK’nin AB’ye karşı olduğu konusunda yaygın kanaatler oluşturulmuştur. Açıkça ifade ediyorum, bu tür iddialar doğru değildir. Bu konudaki Silahlı Kuvvetleri’nin görüşlerini büyük harflerle tekrar ifade ediyorum; TSK, AB karşıtı olamaz. Çünkü AB, Mustafa Kemal Atatürk’ün Türk toplumuna gösterdiği çağdaşlaşma hedefinin jeopolitik ve jeostratejik açıdan zorunluluğudur. Bu zorunluluk, aynı zamanda Türkiye’nin sosyal, politik, ekonomik ve güvenlik hedefleriyle de tam olarak örtüşmektedir. Türkiye Avrupa’nın bir parçasıdır ve Avrupa Birliği’ne girecektir. Bu yargı, bazı çevrelerin düşüncesi ile çelişse bile, Türkiye’nin ve TSK’nin kesin kararlığının açık bir ifadesidir…” (Hürriyet, 29.5.2003)

Pes doğrusu!

Ne zamandan beri, bir başka devletin boyunduruğu altına girmek çağdaşlaşmak olmuştur? Türkiye’yi bir başka devletin işgaline karşı korumak TSK’nin asli görevi değil midir?

Türkiye ile AB hedeflerinin hiçbir demde örtüşmediğini görememek aydın, münevver insan işi elbette değildir, ama Org. Büyükanıt’a göre AB, “Atatürk’ün Türk toplumuna gösterdiği çağdaşlaşma hedefinin jeopolitik ve jeostratejik açıdan zorunluluğu” idi.

Ne var ki, daha ilginç olan nokta; Büyükanıt’ın “TSK AB karşıtı olamaz” demesiydi…

‘Olmaz!’ değil, “Emperyalist AB”, “çağdaşlaşma hedefi” ambalaj ve etiketiyle tartışılamaz bir tabu olarak konuluyordu Türkiye’nin önüne. Ona karşıt olmak düşünülemezdi bile, karşıtsanız ‘çağdaş’ değildiniz!

Aldanmayınız; çünkü bugün de durum değişmiş değildir. Daha sonraki Genelkurmay Başkanı Org. İlker Başbuğ da ulusal basın temsilcileriyle yaptığı görüşmede benzer düşünceler ortaya koymuştu. Org. Başbuğ AB konusunda şunları söylemektedir:

“…AB’ye tam üyelik bizim için Atatürk’ün hedeflerine ulaşmada önemli bir araçtır. Bir hedef değil, araçtır. Bu süreçte AB’den beklentimiz eşit davranmasıdır. Ulus devletin, üniter devlet konusunda bizden talepte bulunmamasıdır. AB’den bu yönde talep gelirse uygun bulmayız. Ulus-üniter devlet bizim için çok önemli. AB’ye söyleyeceğimiz de şu: Türkiye’yi üye yapmazlarsa AB Balkanlar’da biter.” (Cumhuriyet, 17.9.2008)

Görüldüğü gibi Türk Silahlı Kuvvetleri’nin hedefi değişmemiştir: AB’ye tam üyelik…

Bu noktada “AB hedef değil, araçtır” türünden laflar, tamamen tribünleri oyalamaya yöneliktir. Zira Genelkurmay Başkanı Org. Başbuğ’un AB’nin ne olduğunu bilmediği düşünülemeyeceğine, diğer bir ifadeyle AB’nin ne amaçla kurulduğu, neleri gerçekleştirmeyi hedeflediği konusunda cahil olmadığı bilindiğine göre, AB konusundaki sözleri aslında bir çelişkiyi değil, halkı oyalamayı amaçlamaktadır.

Bu oyalama tarihi bir fırsat yaratacak mıdır?

Atatürk’ün özlemi olan Ulus devlet, ABD ve AB kıskacından kurtarılma aşamasında tam bağımsız devlet olma özelliğine büründürülebilecek midir?

Çünkü AB’ye tam üyelik gerçekleştiğinde, Türkiye’nin egemenliği ve bağımsızlığı kalmayacaktır. Bu gerçeği sağır sultan bile biliyor artık, siz elan göremeyenlerden misiniz?

Yasama, yürütme ve yargı alanında Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin organlarının değil, ABD güdümlü AB kurumlarının iktidarı esas olacaktır. TBMM değil, Avrupa Parlamentosu; Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti değil, AB Komisyonu; bağımsız mahkemelerimiz değil, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi yaşama yön verecek. Son durumda belirleyici olan ikinciler olacaktır!

Türkiye’nin bu kurumlar içindeki söz söyleme hakkı da diğer birlik üyeleri oranında kalacak, belki o denli bile olamayacaktır.

Kısacası şu anda kâğıt üzerinde bile olsa, ‘bağımsız’ ve ‘egemen’ olan Türkiye Cumhuriyeti, kendisine sözde ‘eşit’ davranılan bir AB üyesi olduğunda, AB’yi oluşturan federe birimlerden sadece biri haline gelecektir!  Daha da kısası, “egemenlik kayıtsız şartsız milletin” olmayacaktır!

YA AB, YA TÜRKİYE!

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.