Afyonprestij – Afyon Haber – Sondakika Afyon – Afyonkarahisar Haberleri- Afyon Gazeteleri – Gazete Haberleri

TÜRK DESTAN VE EFSANELERİNDE KURT

285 views
11 Mayıs 2017 - 8:54
TÜRK DESTAN VE EFSANELERİNDE KURT

EFSANELER, SÖYLENCELER

(2.KİTAP)

MİT, EFSANE, SÖYLENCE, DESTAN,

MASAL, HİKÂYE, İNSAN

(4. BÖLÜM)

 TÜRK DESTAN VE EFSANELERİNDE KURT [1]

Kurt, Türk efsanelerinde merkezi bir konumdadır. Kök-Türk kağan sülalesi olan Aşına ailesinin atası bir dişi kurt idi. Kök-Türk kağanları, atalarının anısına saygı olarak, otağlarının önüne altından kurt başlı bir tuğ dikerlerdi. Böylece kurt, Türker’de kağanlık (hakanlık) alameti olmuştur. Ancak bu gelenek yalnızca Kök-Türklere özgü olmayıp, kökeni Asya Hun Türkleri’ne ve Türkler’in eski atalarına değin gider. MÖ’ki Asya Hunlarında ve hatta o çağlarda Batı Türkistan’da yaşayan U-sun (Wu-sun) Türklerinde, tıpkı bildiğimiz Bozkurt Destanı’nda olduğu gibi, kurttan türeme efsanesi ve dişi kurdun verdiği süt ile beslenme inancı yaşıyordu. Aynı efsane Tabgaç Türklerinde de vardı; Tabgaç ülkesinde ”kurt dağları”, ”kurt ırmakları” bulunmaktaydı. Uygur Türklerinin kökenlerine ilişkin bir efsane de onları kurda bağlıyordu (Uygur Kağanlığı, Kök-Türk Kağanlığını takiben kurulan bir Türk devleti olup, Kök-Türk Kağanlığının devamıdır). Kurt, eski Türk kültüründe ”at” ile birlikte en önemli yeri tutan hayvandır. Türkler kendilerinin kurt soyundan indiklerine, seferlerde kendilerine kurdun yol gösterdiğine inanmışlardır. Türkler, güçlü ve saldırgan bir hayvan olan kurdu kendilerine simge olarak seçtikleri gibi, komşuları da onları kurttan türemiş saldırgan karakterli insanlar olarak tanımışlardır. Eski bir Arap şairi Türkleri şöyle anmaktadır: ”Nasl ibn-i dabbat-a bâsil” yani ”YIRTICI KURDUN OĞULLARI”. Kök-Türkler’e göre dişi kurt ”ulu ana”, Uygur Türklerine göre de erkek kurt ”ulu ata”dır. Oğuz Kağan Destanı’nda, Oğuz’a her sefere çıkışında gök bir kurt öncülük eder. Çingizname’de Alanguva, gökten inen bir kurttan gebe kalır ve doğan çocuğun soyundan da Cengiz Han gelir.

Dede Korkut Öyküleri’nde kurt yüzünün mübarek olduğu belirtilir. Yine Dede Korkut Öyküleri’nden birinde Salur Kazan, kurtla haberleşir, kendisine yurdundan haber vermesini ister.

Türkler ile kurdun arasında olan efsanevi ilgi, İslam ve Süryani kaynaklarında da yer almıştır. Kaynaklarda Avrupa Hun Türklerinden ”Kuzey Kurtları” olarak söz edilmesi ve Avrupa Hun Türklerinin ”Hun-Wulf” (Hun-Kurt) gibi adlarla anılması da Batı Hunlarındaki kurt geleneğini göstermektedir.

Türkler arasında kurda verilen büyük önem yüzyılımıza değin süregelmiş ve Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu ulu önder Atatürk’te de yankısını bulmuştur.

Etnoloji bilimine göre, kurt motifi Türkler için ”tipik”tir; yani, başka kavimlerde görülmeyen etnografik bir belirtidir. Eski Çin kaynaklarında bile Türk soyundan olan kavimler ”Kurt’tan Türeyenler” olarak tanımlanırken, Türk soyundan olmayan kavimler ”Kurt’tan Türeyenlerden Değildirler” biçiminde ayırt edilmiştir.

Türk destanlarında kurt yol gösteren, sıkıntılı anlarda yardıma yetişen bir varlıktır. Uygur Türklerinin Kutlu Dağ Destanı’nda kurt, ülkeye bolluk ve mutluluk getirdiğine inanılan kutlu bir kayanın Çinlilere verilmesinden sonra, üzerine uğursuzluk çöken ülkenin açlığa mahkûm olması üzerine kendilerine yeni bir yurt arayan Türklere kılavuzluk etmişti.
Batıda (11.yy.ın sonu) Kuman Türklerinde yardımına başvurulduğuna ilişkin kayıtlar bulunan kurdun kılavuzluk işlevi, 2.yy.ın ortalarına değin gitmektedir. 160-170 yılları arasında topraklarından ayrılmak zorunda kalan Tabgaç Türklerinin ataları (yani Hun Türkleri) bir Bozkurt’un önderliğinde yolsuz dağlardan aşabilmişlerdi.

Yapılan araştırmalarda, bütün Avrupa, Amerika, Hindistan masal ve öykülerinde yer alan kurt motiflerinin prehistorik çağlarda Orta Asya’dan dünya yayıldığı sonucuna varılmıştır. Başta eski Roma kültüründe olmak üzere dünyadaki kurt mitolojisini ayrıntılı bir biçimde inceleyen A. Alföldi, Roma’daki dişi kurt efsanesi ve Luperkale (ata mağarası) törenlerinin Asya bozkırları (Türklerin ana yurdu) kökenli olduğunu ve Savaşçı Çobanlar’dan (Türklerin atalarından) -Etrüskler aracılığı ile- batıya intikal ettiğini ortaya koymuştur.

En büyük ve en eski Türk destanı olan Oğuz Kağan Destanı’nda Oğuz Kağan, gün ışığının içinden çıkan bir Bozkurt’un öncülüğünde dünyayı fethetmiştir. Şimdiki Bulgaristan topraklarında bulunan Madara’daki kaya kabartmasında görkemli bir atlı biçiminde gösterilen Kurum Han’ın yanındaki kurt tasviri de, Türk bozkurt geleneğinin taşa işlenmiş örneklerinden biridir. Kurt motifi, çobanlık ve besicilikle (Eski Türklerin ekonomisi hayvan besiciliğine dayanır) olan sıkı ilgisinden ötürü bozkırlı ve doğrudan doğruya Türk’tür. Bundan dolayı, bugün dahi dünya Türkleri arasında söylenen masal ve halk öykülerinde hem ata, hem de kurtarıcı-kılavuz nitelikleri ile Bozkurt, bütün Türklerce kutlu sayılmış ve Türklüğün milli simgesi olmuştur.

Bozkurt, destanlarda Türk’ün yaşam ve savaş gücünü temsil eder. Türkler, onun soyundan geldiklerine inanmışlardır. Türkler, birçok kutsal varlığa verdikleri gibi kurda da ”Kök Böri” (Gök Kurt) adını vermişlerdir. Gök renk, Eski Türklerde kutsallığın, ululuğun simgesi idi; bir şeyi gök rengine büründürmek ya da o şeyin adını ”gök” sözü ile birlikte söylemek, o şeyi kutsal ya da ulu saymak anlamına gelirdi (örnek: Gök Tanrı, Gök Börü, Gök Bayrak, Gök Kılıç).

Türkler kahramanlarını gök kurtlara benzetmiş, kağanlarının gövde yapılarına bile kurt çizgisini işlemişlerdir. Oğuz Kağan Destanı’nda Oğuz’un beli kurt beline benzetilir. Aynı destanda Oğuz Kağan, hükümdarlığını halka bildirdiğinde ”Kök Böri bolsungıl uran” (Gök Börü olsun savaş narası/parolası) demiştir. Yine Oğuz Destanı’nda, Türk ordularına gök tüylü, gök yeleli bir erkek kurt yol gösterir.

Türkler Ergenekon’dan çıkarken de kağanlarının adı ”Börte Çine” yani Boz Kurt idi. Ergenekon Destanı’na göre Türklere, Ergenekon’dan çıkış yolunu Bozkurt göstermiştir.

Kırgız Türklerinin büyük destanı Manas Destanı’nda kurt, bir düş yorumu olarak karşımıza çıkar. Destana göre Manas Han’ın karısı Kanıkey Hatun düşünde bir eğe görür ve eğeyi alıp saklar. Ertesi gün uyanınca ülkenin deneyimli yaşlı kişilerine düşünü anlatır. Yaşlı kişiler bu düşü duyunca sevinip Kanıkey Hatun’a şöyle derler: ”Senin çocuğun, gök yeleli korkunç bir kurt gibi olacak” Kırgız Türkleri, cins ve güzel atlara da ”Kök Börü” (Gök Kurt, Boz Kurt) adını verirlerdi.

Günümüz Anadolu folklorunda görülen kurtla ilgili inançlar, yukarıda anlatılanların bir birikimidir. Türkçe’de kurdun özelliklerine ilişkin çok sayıda atasözü ve deyim vardır. Şiire de yansımıştır.

TÜRKLER İÇİN BOZKURT SİMGESİNİN ÖNEMİ

 Bozkurt hiç bir siyasi iradenin tekelinde olamaz, milli bir simgedir. Bu sebeple siyasi bir önerme ya da anlatım değildir. Türklerin tarih sahnesinde var oluşundan bu yana bayraklarında, paralarında kullandığı bir milli semboldür.

AVAR TÜRKLERİ’NİN BAYRAĞI
Bozkurt’un Türk destanlarındaki, dolayısıyla Türk Milleti’nin inanışlarındaki rolü üç şekildedir:

  • Ata olarak bozkurt
  • Rehber olarak bozkurt
  • Kurtarıcı olarak bozkurt

Bozkurt’tan türemiş olmak inancı Türklere uzun zaman boyunca büyük bir gurur, emniyet ve geleceğe güvenle bakma duygusu vermiştir.
Bazı Türk destanlarında ana, bazı Türk destanlarında baba olarak görülen bozkurt çok defa Türk neslinin yok olacağı zaman ortaya çıkmakta ve Türklerin neslinin devam etmesini sağlamaktadır. Böylece Türklerin soyunu kutsallaştırmaktadır. Türklerin millet hayatında büyük tesiri olacak hareketlere girişecekleri zamanlarda bozkurt onlara yol göstermekte, rehberlik yapmaktadır.

Ergenekon Destanı’nda ve kut dağı efsanesinde bozkurt milli bir kılavuz rolünü oynamaktadır. Türk’ün zor duruma düştüğü zaman bozkurt’un ortaya çıkarak onu kurtarması, evladı üzerine eğilen bir ananın veya babanın şefkat duygusunu hatırlatacak derecede derin bir mana da taşımaktadır. Sanki bozkurt manevi bir alemden Türk milleti’nin akıp giden hayatını devamlı takip etmekte ve onların başının sıkıştığı, çaresiz kaldıkları zaman ortaya çıkarak yol göstermektedir.
Türk tarihinde pek çok kahraman, bozkurt simgesi ile temsil edilmiştir. aşına sözcüğünün hem bozkurt anlamına gelmesi, hem de Hun ve Göktürk hükümdar sülalesinin adı olması rastlantı değildir.

KARAÇAY TÜRKLERİ’nin arması

Eski Türkçe’de bozkurt’a, “kök böri” (veya “börü”) adı verilirdi. Buradaki “böri” (ya da “börü”) sözcüğü “kurt” anlamına gelirken, “kök” de bugünkü “gök” sözcüğünün eski söyleniş biçimidir. fakat kök (gök) kelimesi mavi rengi tasvir etmek veya gökyüzünden bahsetmek için değil, “ulu” anlamında kullanılır. mesela “kök tengri”, “ulu tanrı” anlamına gelir.

Türk destanları arasında, milli motifler bakımından özellikle dikkat çekenler şunlardır:

  • Oğuz destanı.
  • Bozkurt destanı.
  • Ergenekon destanı.
  • Göç destanı.

Bu dört destandaki ortak ve temel motif, bozkurt’tur. Oğuz destanı’nda, seferleri sırasında Oğuz Kağan’a bozkurt yol gösterip kılavuzluk yapmış, Oğuz Kağan’ın orduları bu sayede zaferler kazanmıştır.
Bozkurt Destanı’nda, ayakları ve kolları kesilip ölüme terk edilen bir oğlan çocuğunu dişi bir kurt iyileştirip beslemiş; düşman askerlerinin genci öldürmek istemesi üzerine de Altay Dağları’na kaçırıp kurtarmıştır. Daha sonra dişi kurt, bu çocuktan gebe kalarak 10 oğlan doğurmuştur. Bu oğlanların büyüyüp çoğalması ile, Türk soyu eriyip gitmekten kurtulmuştur. Hükümdar olan Aşına, bozkurdun anısını unutmadığını göstermek için, çadırının önüne kurt başlı bir bayrak dikmiştir.
Ergenekon Destanı’nda ise, bozkurt, demir dağı eritip çıkan Türklere yol göstermiştir. Ergenekon’dan çıktıktan sonra, Türklerin ilk hükümdarı börte-çine (boz-kurt) adını almıştır. Göç Destanı’nda, ana yurtlarından ayrılmak zorunda kalan Türklere, bir bozkurt yol göstermiştir.
Bu destanlarda, bozkurdun şu nitelikleri ortaya çıkmaktadır:

  •  Soyun devamını sağlamak.
  •  Türklere kılavuzluk etmek.
  •  Türkleri felaketlerden kurtarmak.

Kurt, Türk efsanelerinde merkezi bir konumdadır. Göktürk kağan sülalesi olan aşına ailesinin atası bir dişi kurt idi. Gök türk kağanları, atalarının anısına saygı olarak, otağlarının önüne altından kurt başlı bir tuğ dikerlerdi. böylece kurt başlı sancak, Türklerde kağanlık (hakanlık) alameti olmuştur. Ancak bu gelenek yalnızca Göktürklere özgü olmayıp, kökeni Asya Hun Türklerine ve Türklerin eski atalarına değin gider. m.ö.’ki Asya Hunları’nda ve hatta o çağlarda Batı Türkistan’da yaşayan U-Sun (wu-sun) Türkleri’nde, tıpkı bildiğimiz Bozkurt Destanı’nda olduğu gibi, kurttan türeme efsanesi ve dişi kurdun verdiği süt ile beslenme inancı yaşıyordu.

Aynı efsane Tabgaç Türklerinde de vardı; Tabgaç ülkesinde “kurt dağları”, “kurt ırmakları” bulunmaktaydı. Uygur Türklerinin kökenlerine ilişkin bir efsane de onları kurda bağlıyordu (Uygur Kağanlığı, Göktürk Kağanlığı’nı takiben kurulan bir Türk devleti olup, onun devamıdır).

 

HAKAS TÜRKLERİ

Kurt, eski Türk kültüründe “at” ile birlikte en önemli yeri tutan hayvandır. Türkler kendilerinin kurt soyundan indiklerine, seferlerde kendilerine kurdun yol gösterdiğine inanmışlardır.

Türkler, güçlü ve saldırgan bir hayvan olan kurdu kendilerine simge olarak seçtikleri gibi, komşuları da onları kurttan türemiş saldırgan karakterli insanlar olarak tanımışlardır.
Göktürklere göre dişi kurt “ulu ana”, Uygur Türklerine göre de erkek kurt “ulu ata”dır. Oğuz Kağan destanı’nda, Oğuz’a her sefere çıkışında gök bir kurt öncülük eder. Cengizname’de Alanguva, gökten inen bir kurttan gebe kalır ve doğan çocuğun soyundan da Cengiz Han gelir.

Dede Korkut öykülerinde kurt yüzünün mübarek olduğu belirtilir. yine Dede Korkut öyküleri’nden birinde Salur Kazan, kurtla haberleşir, kendisine yurdundan haber vermesini ister.

Etnoloji bilimine göre, kurt motifi Türkler için ”tipik”tir; yani, başka kavimlerde görülmeyen etnografik bir belirtidir. Eski Çin kaynaklarında bile Türk soyundan olan kavimler “kurt’tan türeyenler” olarak tanımlanırken, Türk soyundan olmayan kavimler “kurt’tan türeyenlerden değildirler” biçiminde ayırt edilmiştir.

POLONYA TATARLARI’NIN BAYRAĞI

Türk destanlarında kurt yol gösteren, sıkıntılı anlarda yardıma yetişen bir varlıktır. Uygur Türklerinin Kutlu Dağ Destanı’nda kurt, ülkeye bolluk ve mutluluk getirdiğine inanılan kutlu bir kayanın Çinlilere verilmesinden sonra, üzerine uğursuzluk çöken ülkenin açlığa mahkûm olması üzerine kendilerine yeni bir yurt arayan Türklere kılavuzluk etmişti.

Batıda (11. yüzyılın sonu) kuman Türklerinde yardımına başvurulduğuna ilişkin kayıtlar bulunan kurdun kılavuzluk işlevi, 2. yüzyılın ortalarına değin gitmektedir. 160-170 yılları arasında topraklarından ayrılmak zorunda kalan Tabgaç Türklerinin ataları (yani Hun Türkleri) bir bozkurt’un önderliğinde yolsuz dağlardan aşabilmişlerdi.

En büyük ve en eski Türk destanı olan Oğuz Kağan destanı’nda Oğuz Kağan, gün ışığının içinden çıkan bir bozkurt’un öncülüğünde dünyayı fethetmiştir.

Şimdiki Bulgaristan topraklarında bulunan Madara’daki kaya kabartmasında görkemli bir atlı biçiminde gösterilen Kurum Han’ın yanındaki kurt tasviri de, Türk Bozkurt geleneğinin taşa işlenmiş örneklerinden biridir.

Astana/Kazakistan’da Bozkurt anıtı

Kurt motifi, çobanlık ve besicilikle (eski Türklerin ekonomisi hayvan besiciliğine dayanır) olan sıkı ilgisinden ötürü bozkırlı ve doğrudan doğruya Türk’tür. Bundan dolayı, bugün dahi dünya Türkleri arasında söylenen masal ve halk öykülerinde hem ata, hem de kurtarıcı-kılavuz nitelikleri ile bozkurt, bütün Türkler tarafından kutlu sayılmış ve Türklüğün milli simgesi olmuştur. Bozkurt, destanlarda Türk’ün yaşam ve savaş gücünü temsil eder.

Aday Aktav /Kazakistan/ Bozkurt anıtı

Türkler kahramanlarını gök kurtlara benzetmiş, kağanlarının gövde yapılarına bile kurt çizgisini işlemişlerdir. Oğuz Kağan Destanı’nda Oğuz’un beli kurt beline benzetilir. Aynı destanda Oğuz Kağan, hükümdarlığını halka bildirdiğinde “kök böri bolsungıl uran” (“gök börü olsun savaş narası”) demiştir. Yine Oğuz Destanı’nda, Türk ordularına gök tüylü, gök yeleli bir erkek kurt yol gösterir.

(Japonya-Shikou adasında Bozkurt heykelleri)

Kırgız Türklerinin büyük destanı Manas Destanı’nda kurt, bir düş yorumu olarak karşımıza çıkar. Destana göre Manas Han’ın karısı Kanıkey Hatun düşünde bir eğe görür ve eğeyi alıp saklar. Ertesi gün uyanınca ülkenin deneyimli yaşlı kişilerine düşünü anlatır. Yaşlı kişiler bu düşü duyunca sevinip Kanıkey Hatun’a şöyle derler: “senin çocuğun, gök yeleli korkunç bir kurt gibi olacak…” Kırgız Türkleri, cins ve güzel atlara da ”kök böri” (gök kurt, boz kurt) adını verirlerdi.[2]

(4. BÖLÜMÜN SONU)

[1]http://www.alasayvan.net/turk-kulturu/127172-turk-destan-ve-efsanelerinde-kurt.html

[2] http://www.tarihzade.com/2016/07/turkler-icin-bozkurt-simgesinin-onemi.html ve  “Türk destan ve efsanelerinde kurt” bölümünde Türk Tarih Ansiklopedisi’nden yararlanıldı.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.