Afyon Haber Portalı I Afyonkarahisar Haberleri – AfyonPrestij.com

Sokaklara Özgürlük!

Sokaklara Özgürlük!
262 views
24 Ağustos 2014 - 17:22

 

“Hâlbuki özgürlük sokakta başlar. Demokrasi zihinlere sokakta yerleşir. Farklılıklarla birlikte yaşama alışkanlığı, hiç kimsenin dünyanın merkezi olmadığı idraki, ortak nezaket kalıpları ve birbirine saygı sokakta öğrenilir.” diyordu Elif Şafak Firarperest adlı kitabında. Firarperest’i elime her aldığımda tekrar, tekrar büyük bir hazla okuyorum aynı cümleyi. Ve hak veriyorum tüm kalbimle. Özgürlük sokakta başlamalı. Olması gereken bu!  Fakat kaçımız sokaklarda gerçekten özgürüz?

 

Adına “Özgürlük” deyin, “Serbestlik” deyin, “Erkinlik” deyin, “Hürriyet” deyin tercihinize kalmış. Ama kaçımız sahibiyiz ona? Hangimiz kendi irademiz ile baskı altında kalmadan karar verebiliyoruz? Kaçımız bunaltan sorumluluklarımızdan kaçabilecek kadar cesuruz? Ve kaçımız hür bir vaziyette dolaşabiliyoruz sokaklarda?

 

Erkekler kadınlara oranla daha özgürler. Peki kadınlar? Biz ne kadar özgürüz? Ya da gerçekten özgür müyüz? Hangi kadın “Bugün de yemek yapmayayım dışarıdan söyleriz.” lüksüne sahip. Ya da hangi kadın “Bu haftada sen yap ütüleri.” diyebilir kocasına. Ya da hangi bekâr kadın bir akşam saatinde dışarıya gönül rahatlığı ile çıkabilir? Taciz edilme korkusu yaşamadan, yaşatılmadan.

 

Peki, günümüz çocukları ne kadar özgür? Kaç çocuk bilgisayar oyunlarından başını kaldırıp sokaklarda koşuşturuyor? Ya da anneleri dışarıda oyun oynamalarına izin veriyor mu? İzin veren annelerimiz çocukları evlerine girene kadar hep diken üzerinde hissetmiyorlar mı kendilerini? Dışarısı çocuklarımız için ne kadar güvenli? Şeker toplamak için evlerinin arkasındaki apartmanda oturan komşularına giden çocuklarımızın tecavüze uğrayıp, bıçaklanarak ve boğularak öldürüldüğünü gördüğümüz ve bunun gibi nice olaylara şahit olduğumuz günlerde dışarısı çocuklarımız için gerçekten güvenli mi? Yani çocuklarımız ne kadar özgür? Sokakta oyunlar oynamak, arkadaşları ile vakit geçirmek, gülmek, eğlenmek onların hakkı değil mi? En çok onlar hak etmiyor mu özgürlüğü?

 

Peki, hep kendimizin varlığını göz önünde bulundururken ötekileştirdiğimiz insanlar ne kadar özgür? Farklı dinden, farklı dilden, farklı kültürden, farklı görüşlere sahip insanlara tahammülümüz ne derece? Kendimiz gibi düşünmeyen insanlara, farklı görüşlere hoşgörü ile yaklaşabiliyor muyuz? Onları duygudaşlık yaparak, düşüncelerini önemseyerek dinleyebiliyor muyuz? Bir Türk’ün Kürt’e, bir Müslüman’ın Yahudi’ye, bir Sünni’nin Alevi’ye, bir Fenerbahçelinin Galatasaraylıya, bir AKP’linin bir CHP’liye tahammülü ne kadar? Ya da tam tersi! Hoşgörü ile bakabiliyor muyuz bizimle aynı görüşü paylaşmayan, bizden farklı inanan insanlara. Bizi onlardan ayıran küçük ayrıntılara takılmadan karşılıklı saygı ve sevgi çerçevesinde yan yana durabiliyor muyuz? Onları dışlamadan, ötekileştirmeden, hor görmeden düşüncelerini ifade etmelerine ne derece izin veriyoruz? Ya da buna izin veriyor muyuz? Yani “biz gibi” olmayan insanlar ne kadar özgür?

 

Hepimizin arzusudur özgürlük. Bunun için savaşırız çoğu zaman kendimizle, çevremizle, sorumluluklarımızla… Kendi özgürlüğümüz için savaşırken başkalarının da özgürlüğünü kısıtlamaya çalıştığımız sürece, özgür değilizdir hiçbir zaman. Çünkü başkalarının özgürlüğünü kısıtlamaya çalışan bunu doğrudan ya da dolaylı olarak yapan bir zihniyet, beyinsel olarak esirdir. Çünkü beyni bir hapishanedir. Karanlık ve boş! Başkalarının özgürlüğünü kısıtladığınız yerde başlamasın hürriyetiniz! Hoşgörü, nezaket, saygı ve tahammül gerekli bizlere… Bırakın sokaklar da insanlar da özgür kalsın…

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.