Turan Akkoyun

Turan Akkoyun

SERÜVEN ADAMI

Alışılmışın dışında, başlangıçta benimsenmesi kolay olmayan bir ölçüde aykırı olmanın toplumu, medeniyet ve düşünceyi derinden etkilediği ve şekillendirdiği kabul gören bir düşünce olarak karşımızda durmaktadır. Aksi bir durumun gelişimi engelleyeceği en azından yavaşlatacağı açıktır. O yüzden bazı şahsiyetler insanın kendisine sınır koyamadığı, koyma ihtiyacı hissetmediği çocukluk yıllarındaki davranışlarına devam ederek farklı noktalara ulaşabilmişlerdir. Hareketten sonra takip edilen aynı yol mutlak surette aynı sonucu doğurmaktadır. İlk elde edilen sonuç başarı, ikincisinde egale olurken daha sonrakiler ise artık zamanı değerlendirememe en sonda da boşa vakit kaybı olmaktadır. Ömür denen çizgide başarıların erken gelmesi her zaman süreceği anlamına gelmemektedir. Toplumun ilerleyebilmesi, daha ilerdeki toplulukların ekarte edilmesi normal akış çizgisinde sağlanamaz. İlerdeki topluluk imkan, teknik ve fırsat bakımından zaten üstün durumdadır her geçen an arayı açmaktadır. O yüzden farklı yolların aranması bireyi ve toplumu yönlendirir. Büyük değişimlerin küçük hamlelerle başlaması gibi toplumun en küçük birimi durumundaki birey farklı tarzlar geliştirmelidir. Aykırılık olarak düşündüğümüzde özünde bir başkaldırıyı, farklılığı ortaya koyar. İçinde hak, eşitlik, hukuk, adalet gibi hususlar olursa, sonrası domino taşlarının birbiriyle teması misali kendiliğinden gelir. Mesafe negatifliğini tanımaz, zaman mefhumunu dikkate almaz, gerçek hedefine ulaşır. Özünden hareket ettikten, içine emek eklendikten sonra bugün olmasa yarın mutlaka sonuçları görülür ve kabullenilir. İfadesi zor olsa insanoğlu en çok öğretmenlerinde bunu fark eder ve zaman geçtikten sonra dillendirir. Çok bilinen bir ifadeyle artık iş işten geçmiş, atı alan Üsküdar'dan uzaklaşmıştır. Merkebini Niğde'ye sürebilen belki de yeniden ümitlenebilecektir. Devletlerin kuruluşunu, sanatkarların paha biçilmez eserlerinin ortaya çıkışını, ilim adamlarının yıldırıcı yollarda çektiklerini, siyasetçilerin yorgunluklarını, meslek erbaplarının gelişim süreçlerini incelediğimizde hep alışılmışın dışında, sabır ve inatla devam etmelerinde, yeniden bir kez daha denemelerinde, bir noktaya kadar aykırı olmalarıyla sınır tanımadıklarını en azından kendilerine çizilen sınırları zorladıklarını görürüz. Göktürk, Büyük Selçuklu, Osmanlı en son Türkiye Cumhuriyeti devletinin kuruluşunda liderlik konumunda olan tarihî şahsiyetlerin aykırılıklarını, kendisine verilenle yetinmeyerek sınırları zorlamaları bu yolda çektikleri, büyük bir sabırla elde ettikleri başarılar gün yüzü gibi karşımızda durmaktadır. Sınırları zorlamak, sınır tanımamak gibi kavramlar, düzenini kuran çarkını sürdüren, ondan beslenen, kendince yükünü tutan, yanlışları doğru- anormallikleri normal kabul eden statükoyu korkutur, tehdit eder. Buna zıt olarak bazen de sınırlar içinde başarılı olmaya çalışanlara bizzat aşağıya çekme gayretleri gözlemlenir. Durum böyle olunca kendiliğinden bir mücadele ve çatışma başlar. Aykırı ya da farklı olanlar işleyişte daha zayıf pozisyonda olmasına karşın hareket yetenekleri de sınırsızdır. Kaybedecekleri maddi birikimleri, yerleşik düzenleri bulunmamaktadır. Elinde olanları  da zaten değiştirme gayreti içindedirler. Bu yüzden genelde küçümsenen serüven adamı olarak bıyık altı gülümsemeyle anılan kişiler aslında tüm insanlığa bir şey kazandırmanın mutluluğunu yaşamakta ve paylaşmaktadır. İnsan isteyerek hadi ben de serüven adamı oluvereyim diyemez. Dememiştir de. Aksine bağlasanız o çizginin dışında kalamayan insanlardan oluşur serüvenciler. Farklı kültürlerde kabına sığmayan şeklinde de isimlendirilirken, zapt edilemeyen diye de ifade edilebilmişlerdir. Hareketlidirler onlara "durmak yaraşmaz." Küçüklüğünden itibaren ele avuça sığmaz, zapt edilemeyen olduğundan yetiştikten sonra hep kendisine çeken bir mıknatıs gibidir. Çektikleri toplu iğne misali ise sivri tarafları önde ise yolcuğu sıkıntıları, acılara sebep olur. Ancak arkalarında oldukça geniş, önceden tahmin etmeyenlerin bile rahatlıkla yürüyebilecekleri bir yol bırakırlar. Yeni yolda yürümek için başka kulvarlarda farklı, aykırı bireylere ihtiyaç vardır. Bilmediğinin peşinden koşturup gitmek, belirsizliğe uyanmak, plansız, programsız bir ölçüde de sorumsuz yaşamak hemen herkesin idealinde yaşattığı bir husustur. Bu husus hedefsiz yaşamak ile birbirine karıştırılmamalıdır. "Hareket lazım insana." Bununla beraber gücün kontrolü için mahiyetinin de bilinmesi gerektiğini unutmamak lazımdır. Peşinde koşulanlar bireyi yanıp tutuşturmaya, uykusuz bırakmaya başladığında olayın eksisi-artısı göz önüne gelmeye başlar. Birey toplumda değer bulur. İnceden hesaplar sıralanmaya bazıları gündemden düşerken, bazıları ise yukarıya doğru tırmanmaya döner. Başka başka etkiler ve düşünceler ortaya çıkar. İdeallerin hedefe dönüşebilmesi için mantıken onların planlı ve programlı bir hale dönüştürülmesi gerekmektedir. Dönüşümü gerçekleştiremeyenler hayal aleminde kalmaya mahkum olurlar. Ütopya, hayal, hedef ve gerçekler. İşte bu noktada bireylerin enerjileri sonuçları da şekillendirmektedir. Gizemli bir yönü de bulunmaktadır. Sonraları bunu araştırarak ortaya koyup kendilerini geleceğe taşımak gayretine girmekte, bir ölçüde çıkar peşinde koşarlar. O istikamette ilerlerken beyninde ürettikleri ile hazırlıklı olmak, görev sırası geldiğinde hiç zorlanmadan adımları peş peşe atarak başkalarının övgülerine ulaşmaktır. Övgülerin arasında bazen değerlendirmeler yapılır. Onun gerçekleştirdikleri hakkında bilen-bilmeyen dahil olur. Bundan rahatsız olmak bir yana daha fazla sürat kazanmaya, yeni serüvenlere doğru yelken açmaya yeltenir. Yelken tek başına hiç bir işe yaramaz. Bir noktada tutulup kalması rüzgarının dinmesine bağlıdır. Öyle olduğu taktirde hayatta kalma ve yaşama devam enerjisi de bitmiş demektir. Bazen de denenmiş yolun uzatılmasına serüven denilmektedir. Yolun uzaması aslında istenen ve tercih edilen bir durum olmamakla beraber kaçınılmaz bir şekilde karşınıza çıkıp gelebilir bir durumdur. Uzun yollar da yeni durumların kavranılmasına, davranışların değiştirilmesine yol açabilmektedir. Serüven ve hayal de birbirine karıştırılmamalıdır. Elbette hayal edildiği sürece yaşanır. Hayaliniz yok olduğunda silinip gittiğinde nefes alsanız da yaşıyor sayılmazsınız. Hemen her toplumda bununla ilgili ifadeler bulunmaktadır. Bilhassa sanatçıların ve kültürel kimlik taşıyan şahısların serüven adamlığı kaçınılmazdır. Serüven adamlarının daha geç yaşlandıkları da çeşitli eserlerde dile getirilmiştir. Doğrudur çünkü serüven sadece beyindeki bir hareketi değil bedendeki, kaslardaki hareketi de ifade etmektedir. Hareketlenme beraberinde zihinsel dalgalanmayı da ortaya çıkarır. Hareket noktaları da son derece önemlidir. Sallantıda tutulan hususlarda bağlantıların zayıflaması daha üst değerleri zayıflatır. Aile bunların en önemlisidir. Zira Aile devlet mekanizmasının çekirdeğidir. Serüvenciliği aile, devlete bağlılık dışında düşündüğümüzde çekilecek sıkıntıların mutlak surette bütün insanlığa hizmet olarak geri dönmesi mümkündür. Doç. Dr. Turan AKKOYUN Afyon Kocatepe Üniversitesi Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Bölümü Başkanı  

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Turan Akkoyun Arşivi

UYUM

17 Nisan 2016 Pazar 18:09

KONAK

28 Mart 2016 Pazartesi 09:20