DOLAR
9,2620
EURO
10,7921
ALTIN
526,44
BIST
1.410
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Afyon
Parçalı Bulutlu
16°C
Afyon
16°C
Parçalı Bulutlu
Pazartesi Parçalı Bulutlu
17°C
Salı Parçalı Bulutlu
17°C
Çarşamba Az Bulutlu
17°C
Perşembe Az Bulutlu
20°C

Halil Şahin

ÖZGEÇMİŞ Halil Şahin İzmir İli, Dikili İlçesi, Bademli Köyü 1949 doğumlu. Evli ve 1Çocuk sahibi. Ortaklar İlköğretmen Okulu, Gazi Eğitim Enstitüsü Sosyal Bilgiler Öğretmenliği, Anadolu Üniversitesi Coğrafya Öğretmenliği, Çapa Öğretmen Yetiştirme Merkezi İlköğretim Müfettişliği mezunu olarak; İlkokul Öğretmenliği ve yöneticiliği, Sosyal Bilgiler ve Coğrafya Öğretmenliği ile orta öğretim yöneticiliği ile İlköğretim Müfettişliğinde geçen 39 yıl eğitim alanında devlet memuriyeti yaptı. 1964 yılından bu güne gelesiye değin Aydın’da ‘Yeni Kıroba’ ve ‘Söke Ekspres’, İzmir’de ‘Adalet’, ‘Ege Ekspres’, ‘Demokrat İzmir’ ve ‘Yeni Asır’ ile ‘Dikili Genç Haber’; Adana’da ‘Kozan Hürses’, Kahraman Maraş’ta ‘Haber’, Konya’da ‘İlerici Akşehir’, Afyonkarahisar’da ‘Türkeli’, ‘Kocatepe’, ‘Afyon’da Haber’, ‘Elçi’, ‘Sultandağı Ses’, ‘Sözcü’, ‘Kadınana’, ‘Görüntü’ gazetelerinde muhabirlik, köşe yöneticiliği, köşe yazarlığı, İdare ve Genel Yayın Danışmanlıkları yaptı. Kurduğu bir Ltd şirket aracılığıyla da Afyonkarahisar’da basılıp idare edilen, fakat İç Ege’de satış ve dağıtımı yapılan ‘İç Ege’ adlı bölge gazeteciliği denemesi yaptı. Afyonkarahisar Belediyesi ‘Belediye Radyosu’ ile ‘Armoni fm’ ve Dikili’de de ‘Genç Radyo fm’ de radyo programlarıyla hizmet verdi. İlksan, Töb-Der, DES, Temsen’de eğitim alanında, Afyon Gazeteciler Cemiyeti’nde gazetecilik alanında, ADD’de de sosyal alandaki mesleksel dernekçilik ve sendikacılık etkinliklerinde çalışmalar yaparken Denetim Kurulu üyeliği, Yönetim Kurulu Üyeliği ile Onur Kurulu üyeliklerinde bulundu. Afyonkarahisar’da Kumartaş Köyü Kalkınma Kooperatifi’ni kurdu. MEMKO Tüketim Koooperatifi’nin kurucu üyeleri arasında bulunarak yönetim kurulunda aktif olarak çalıştı. Halen ürettikleri evlerinde oturmakta olduğu Milli Eğitim Mensupları Yapı Kooperatifi’nde de Denetim Kurulu Üyeliği ve Yönetim Kurulu Başkanlığı yaptı. ADD Afyonkarahisar Şubesi Başkan Yardımcısı görevini sürdürür iken 17 Kasım 2006 tarihinde görevlendirildiği İşçi Partisi Afyonkarahisar İl Başkanlığı’nı, 11 Aralık 2006’da gerçekleştirdiği İl Kongresi ile seçilmiş başkan olarak sürdürmeye başladı. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin Cumhurbaşkanı seçememesi sonucu gidilen Genel Seçimlerde Milletvekili adayı olabilmek için, yasa gereği 07.05.2007 tarihinde İl Başkanlığı görevinden ayrıldı. Genel seçimlerde Afyonkarahisar Milletvekili Adaylığını müteakip, ardından gelen Yerel Seçimlerde de İzmir İli, Dikili İlçesi İşçi Partisi Temsilciliğini üstlenerek, aynı ilçeden İl Genel Meclisi Adayı oldu. Bu arada sahipliğini ve kuruculuğunu yaptığı Uşak Özel Gülen Aydede Anaokulu’nun Müdürlüğü’nü de 2 yıl sürdürdükten sonra, bir süre internet köşe yazarlığı da yaptı. O şimdi emekli yaşamını sürdürmektedir.

    SAĞLIĞA ZARARLI GİYİM TARZI

    02.07.2018 08:50
    0
    A+
    A-

    Türk toplumunda yaşana gelen çok güzel bir gelenek vardır: Evdeki günlük urbalar ile gece kıyafetleri ayrıdır, çarşı pazara ve gezmelere çıkılan elbiseler ile iş giysileri apayrıdır. Mevsimine göre ayrıca nitelik türleri vardır bu örtünmenin.

    Fakat son demde bir şeyler oldu bu güzel insanlara!

    Bir kadın hekim: “Muayeneye gelen tesettürlü kızlarımız ve kadınlarımız soyununca, dayanılmaz bir ter kokusu yayılır. Memelerinin altı kırmızı ve kokulu bir sıvı ile kaplıdır. Din uğruna eliniz ıslanır, mideniz bulanır. Türbanları yumurta gibi sert olsun ve dik dursun diye, eski röntgen filmlerini kesip, iki kat eşarbın altına koyuyor bazıları. Başlarını açtıklarında, baş derileri, havasızlıktan suları akan, cılk yara sızar. Bu yaralar için tedavi isterler.” diyor.

    Sohbetimizdeki konuya, yaşamın bir başka penceresinden gördüklerini, yaşadıklarının heyecanıyla anlatıma devam ediyor.

    “Dünyada bu kadar iğrenç bir manzara ile karşılaşmamışsınızdır. D vitamini eksikliğinden geçtim, fındık kadar beyni olan erkek zihniyetinin marifeti bu işte. Yeryüzünde kadınlarına bunu reva görürken, öbür dünyada açık saçık hurilerin hayali ile yaşamak yetiyor o zihniyete!”

    İbret alınır inşallah. Gözlerinizin önüne getirebiliyor musunuz?

    “Bir modadır sürüp gidiyor” dedik. Ama bu moda, mahalle baskısı nedeniyle kötücül durum almış görünüyor. Türbanı, bir insan hakkı diye tutturanların, asıl binlerce kızın ve kadının sağlığının yok yere çiğnenmesine bakıp, etkilenmemeleri mümkün mü?

    Türbanı, bir insan hakkı diye tutturanlar, asıl binlerce kadının sağlığını yok yere çiğniyorlar.

    Bu manzaralardan etkilenen, ABD’li İran ve Ortadoğu Ajanı (uzmanı) Michael Rubin; “Türkiye’de dini yönetim getirilmek isteniyor” uyarısında bulunuyor.

    “Türkiye’nin dönüm noktası” başlıklı makalesinde, hakkındaki “şeriat amaçlı çete” kurma suçlaması, Yargıtay’ın gündeminde bulunan Fethullah Gülen’i, İran’daki İslam devriminin başındaki Ayetullah Humeyni’ye benzeterek Amerikan yönetimine, “Dini yönetim getirmek isteyen AKP hükümetini desteklemeyin” çağrısında bulunması size ilginç gelecek.

    Fethullah Gülen’in Teksas Üniversitesi’nde “barış kahramanı” olarak ödüllendirildiği, Londra’da İngiliz diplomatlar ve lortlar tarafından konferansta selamlandığı ve yılsonunda Amerikan Georgetown Üniversitesi’nde Gülen cemaati üzerine bir konferans yapılacağı hatırlatılan makalede, cemaatin Dünya çapında milyarlarca dolarlık şirketlere, okullara, yardım kuruluşlarına ve medya organlarına sahip olduğuna dikkat çekerken, sizler yan gelip yattınız.

    Makalede, Başbakan R.T.Erdoğan’ın döneminde on binlerce Gülen taraftarının Türk devleti bürokrasisine girdiği ve özellikle polis teşkilatıyla İçişleri Bakanlığı kadrolarında yoğunlaştıkları belirtiliyordu. Siz, görmezlikten geldiniz

    Vallahi ben söylemiyorum. Ben söylediğimde “tu kaka” diyenler söylüyor.

    ABD’li uzman, Gülen hakkında “laiklik karşıtlığı” nedeniyle 1998 yılında açılan davanın, 2002 yılında iktidara gelen AKP’nin medya ve yargı üzerinde nüfuz kurmasının ardından 5 Mayıs 2006’da bozulduğunu, ancak mahkeme sürecinin hâlâ tamamlanmadığını ifade etmekten de geri kalmıyor.

    Gülen’in yargı sürecinden kurtulması halinde Türkiye’ye dönebileceğini yazan Rubin, “Eğer bunu yaparsa, 2008 İstanbul’u, 1979 Tahran’ı gibi görünebilir” diyor. Haksız mı?

    Rubin; Gülen sessiz kalsa da, Türkiye’ye dönüşünün taraftarlarınca, 1924 yılında kaldırılan ‘halifeliğin’ yeniden tesisi gibi gösterileceği tahmininde bulunarak, Türkiye’deki anayasal laik düzenin hiç bu denli sallantıda olmadığı yorumunu yapıyor. 15 Temmuz Kalkışması bunun da kanıtı oldu.

    Erdoğan ve Gülen’in, Türk köşe yazarları ve yorumcuları arasındaki destekçileri İslamcılığı demokrasiyle, laikliği faşizmle özdeşleştiriyorken; çok sayıdaki Batılı diplomat, “Ilımlı İslam, kucaklanmasına hoşgörü gösterilmeye hevesli bir çizgi”  demekten geri kalmıyordu. Erdoğan’ın; kendisinin Hitler’in yolunu açanın laiklik olduğunu, İslamcılığın asla böyle bir sonuç üretmeyeceğini söylediğini iddia etse de yaşanan yıllar O’nu haklı çıkaramazdı…

    Yazarın Diğer Yazıları
    Yorumlar

    Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.