DOLAR
8,3204
EURO
10,1200
ALTIN
500,12
BIST
1.454
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Afyon
Parçalı Bulutlu
27°C
Afyon
27°C
Parçalı Bulutlu
Çarşamba Az Bulutlu
28°C
Perşembe Parçalı Bulutlu
30°C
Cuma Gök Gürültülü
26°C
Cumartesi Gök Gürültülü
18°C

Ekrem Çulfa

My Life Psikolojik Danışmanlık & 7/24 Yaşam Koçluğu Merkezleri Kurucu, Genel Müdür ve Genel Koordinatörü Prof. Dr. Ekrem Çulfa Kimdir? 1981 Yılında Afyonkarahisar ili Şuhut İlçesi İsalı Köyü ilkokulu'ndan 2. ci olarak mezun oldu. 1984 Yılında Kocaeli İli Gölcük İlçesi Gölcük İmam Hatip Ortaokulu' ndan 1. olarak mezun oldu 1987 Yılında İzmit Lisesi Matematik Bölümünü başarıyla bitirdi. 1987-1993 ODTÜ Eğitim Fakültesi Matematik Bölümünden Eğitim ve Pedagojik Formasyon alarak başarıyla mezun oldu. 1987- 2016 Serbest olarak Öğrenci Koçluğu, Eğitim Koçluğu, Yaşam Koçluğu & İş adamlarına Koçluk yaptı. 1993-1998 Özbekistan Bilimler Akademisi Matematik Enstitüsü'nden Matematik-Fizik Bilim Doktorasını aldı. 1993-1998 Özbekistan Bilimler Akademisi Samarkand Devlet Üniversitesi Psikoloji Pedagoji Doktora dersleri ve eğitimleri aldı. 1993-1998 Özbek Liselerinde ve Devlet Üniversitelerinde Araştırma Görevlisi, Öğrenci Danışmanı, Eğitim Danışmanı, Yaşam Koçu, Kariyer Koçu, Aile Koçu ve Öğretim Görevlisi olarak çalıştı. 1998-2001 Kırgızistan Bilimler Akademisinde Doçentlik için Yaptığı Bilimsel Yayınlar, Bölüm Başkanlığı, Dekanlık ve Öğretim Üyeliği Doçentlik ve Assistant Prof, Assoc. Prof ünvanlarına layık görüldü. 2001 Yılında YÖK'ten Doktora Denkliğini aldı 1998-2001 Uluslararası Alatoo Üniversitesinde Bölüm Başkanı, Dekan, Öğrenci Danışmanı, Eğitim Danışmanı, Yaşam Koçu, Kariyer Koçu, Aile ve Veli Koçu ve Öğretim Üyesi olarak çalıştı. 2001-2005 Uluslararası Türkmen Üniversitesinde Bölüm Başkanı, Rektör Danışmanı, Öğrenci Koçu, Eğitim Koçu, Yaşam Koçu, Kariyer Koçu, Aile Koçu ve Veli Koçu hem de Öğretim Üyesi olarak çalıştı. 2005-2008 R.Ville Üniversitesinde Psikoloji Pedagoji Doktora dersleri ve eğitimlerini tamamlayarak Psikolog Pedagog Dr. ünvanına layık görüldü. 2006-2009 İTÜ & İTİCU da Öğretim Üyesi olarak çalıştı. 2007-2009 İTİCU Uygulamalı Yüksek Lisans Psikoloji ve Pedagoji Eğitimleri Aldı. 2010 Amerika The Gotman Institute ve Psikoloji İstanbul'dan Aile Danışmanlığı Eğitimleri almıştır. 2011 KİGEDER' den Aile Koçluğu, Yaşam Koçluğu ve Öğrenci Koçluğu eğitimleri ve sertifikaları almıştır. 2013 Psikologlar ve Psikiyatristler Derneği'nden Hipnoz Sertifikası almıştır. 2013-2016 Hızını alamayıp Anadolu Üniversitesi Sosyoloji Bölümünü Bitirmiştir. 2015-2016 PETAD' tan Aile ve Evlilik Danışmanlığı Eğitimleri almıştır. 2005-Halen My Life Psikolojik Danışmanlık & 7/24 Yaşam Koçluğu Merkezleri Kurucu, Genel Müdür ve Genel Koordinatörü olarak görevine devam etmektedir. 2016-Halen Business Channel Türk Tv de "Dr Ekrem Çulfa ile Yeni Bir İş Yeni Bir Kariyer" Programı yapım ve sunuculuğunu yapmatadır.

    Ne Zaman ve Hangi Durumlarda İlişki Terapistine Gidilmelidir ?

    19.04.2021 12:49
    0
    A+
    A-

    Günümüz koşullarında bir yerde insan ve insanlar arası ilişkiler söz konusu olduğunda dikkate almamız gereken kavramlardan biride hiç şüphesiz ” ünsiyet ” kavramıdır. Çünkü “ ünsiyet “ kelimesi ile insan kelimesi etimolojik (kelime köken bilimi) anlamda çok yakın temas halindedirler; ikisi eş kökenlidir.

    Ünsiyet Nedir?

    Ünsiyet kelimesi içerisinde yakınlık, dostluk anlamlarını da taşır. Bu açıdan bakıldığında insan dediğimizde aynı zamanda ünsiyet sahibi bir varlığı; yani yakınlık kuran, dost olan bir varlığı da kastetmiş oluyoruz. Bu, ünsiyet oluşturmanın (yakın ilişki kurmanın) insan olarak bizim ismimizde kayıtlı olduğu anlamına gelir. Ben bunu, insanın varoluşsal olarak ilişki kurmaya, yakınlık oluşturmaya mecburiyeti olarak algılıyorum: ” varoluşsal ilişki ihtiyacı ”.

    Varoluşsal ilişki ihtiyacı nedir ?

    Varoluşsal ilişki ihtiyacı, insanın ancak ve ancak sahici, doyum verici, yakınlık içeren bir ilişki kurduğunda/kurabildiğinde ” insan ” olabileceğini ifade eder. Ünsiyet kuramayan bir varlık olarak insan, hep bir yanı eksik kalacaktır. Ünsiyet, yakınlık, ilişki insanın bu anlamda tamamlayıcı unsurlarından biridir.

    Kadın ve erkek, eril ve dişil, anima ve animus insanlığın farklı (tamamen ayrı değil) iki yanı/yüzüdür. Bu iki yan, kendini anlamak ve tamamlanmak için kendisi dışındaki yana (eril dişile, dişil erile) ihtiyaç duyar. Bence bu da varoluşsal bir durumdur; çünkü insan böyle (farklı)yaratılmıştır. Tüm insanların eril ya da dişil olduğu bir dünyayı şu anki algımızla anlama şansımız azdır. Dolayısıyla biz insanoğlu olarak başka bir mecburiyete daha tabiyiz: ” varoluşsal öteki yan ihtiyacı ”.

    Varoluşsal öteki yan ihtiyacı nedir?

    Varoluşsal öteki yan ihtiyacı, bizim tam bir ” insan ” olabilmemiz için insanlığın öteki yanı ile de doyum verici bir ilişki kurmaya/kurabilmeye ihtiyacımız olduğunu dile getirir. Öteki yan/karşı cins ile doyum verici bir ilişki kurmak, öteki yana ihtiyaç duymak kendi cinsimize olan ihtiyaçtan daha fazladır. Çünkü bizde olmayanlar hem cinsimize oranla karşı cinste daha fazladır. Adem yeryüzüne inmeden önce, bulunduğu yerde kendisine bir arkadaş istemiş ve ona Havva arkadaş kılınmıştır; başka bir Adem değil !!!

    Bir İnsanın karşılaştığı problemlerin ana kaynakları nelerdir?

    İnsanoğlunun yaşadığı iletişim, uyum ve doyum gibi pek çok önemli probleme, uygun şekilde gideril(e)meyen “varoluşsal ilişki ihtiyacı” ve “varoluşsal öteki yan ihtiyacı” nın sebep olduğunu düşünüyorum. Öfkemiz, hırsımız, kavgamız, incinmişliğimiz, kırılmışlığımız, yalnızlığımız vb. bu temel insani ihtiyaçlarımızı yeterince gideremediğimiz için ortaya çıkıyor. Bu durum, doyum verici bir ilişkinin pek çok problemimize çözüm kaynağı olduğu anlamına da gelmektedir aynı zamanda.

    İlişki Terapisi Nedir? İlişki Terapisi alanların kazanımları nelerdir?

    İlişki terapisi ” doyum verici bir ilişki gerçekleştirmeye dönük psikoterapötik çaba ” yı ifade eder. İlişki terapisi çok genel anlamda bir insani ilişkiyi çağrıştırabilir; arkadaşlık ilişkisi, ebeveyn-çocuk ilişkisi, gelin-kaynana ilişkisi, işçi-iş veren ilişkisi vb. Tüm insani ilişkiler için düzeltme çabası güdülebilir; ancak ilişki terapisinde kastedilen kadın ve erkek arasındaki özel, duygusal, yakın ilişkidir.

    İlişki Terapisinde temel amaç nedir ?

    İlişki terapisinde temel amaç doyum verici, tatmin edici bir kadın-erkek ilişkisi tesis etmektir. Bir ilişkinin doyum vericiliğini tarafların ilişkiden beklentileri ve ilişkiden elde ettikleri oluşturur.

    Bir İlişkinin doyum verici olup olmadığına en pratik olarak, nasıl anlarız ?

    Beklenti ile elde edilen arasındaki fark ne kadar az ise ilişki o kadar doyum verici demektir. Bu açıdan bakıldığında her ilişki özeldir ve özneldir. Dolayısıyla tüm insanlık için katı, standart bir ” ilişki terapisi hedefi ” ya da ” doyum verici ilişki kriterleri ” belirlemek çok zordur.

    Her psikoterapi ekolü ve her psikoterapist belirli ilişki paradigmalarını esas olarak kabul eder. Bu esaslar ilişki pratiğinin/uygulamalarının özünü oluşturur; uygulamalara şekil verir.

    İlişki Terapisi ile ilgili temel paradigmalar nelerdir?

    İlişki Terapisi ile ilgili temel paradigmalarımızı şöyle ifade edebiliriz:

    1. İnsanın ilişkiye ihtiyacı vardır; Yazımın giriş kısmında da belirttiğim üzere kadın erkek ilişkisi insanlar için bir lüks değil; varoluşsal bir ihtiyaçtır. İnsanın doyum verici bir kadın erkek ilişkisi yaşadığı oranda kendisi (ünsiyet sahibi bir insan) olabilir.

    2. İlişkiler insani ihtiyaçlarımızı gidermek için gerçekleştirilirler: Tüm insani eylemler bir ihtiyacı gidermeye dönük gerçekleştirilirler. Söz konusu ihtiyaçların bilincinde olup olmamamız bu durumu değiştirmez. Dolayısıyla bir ilişkiden memnun olmadığımızı söylediğimizde, o ilişki içerisinde bazı temel ihtiyaçlarımızın karşılanmadığı ifade ediyoruzdur. Bu temel insani ihtiyaçlarımıza dair pek çok kuramcı pek çok farklı kategorizasyon yapmıştır. Güven (insanlara ve dünyaya), sevilme, sevme, ait olma, önemsenme, kabul edilme, beğenilme, güçlü olma, doğal/spontan olma, yapabilirlik, eğlenebilme, özgür olma, hayatta anlam bulma vb. bu temel ihtiyaçlar arasında merkezi konumda yer alır. Bu ihtiyaçlar giderildiği oranda ilişki doyum verici olur. İlişki terapisi bir anlamda, ilişki içerisindeki insanların bu ihtiyaçlarını uygun yollarla gidermelerini sağlamaktır.

    3. İlişkiler psikolojik problemlerin oluşumunda ve sağaltımında rol alırlar: W. Glasser “ Mutsuz insanların en büyük ortak özelliklerinden birinin, önemsedikleri bir insanla problemli ilişki yaşamaları olduğunu söylüyor. “ Yaşanamayan doyum verici ilişkilerin olumsuz sonuçlarını ilişki terapilerine gelen danışanlarımızda sıklıkla gözlemleyebiliyoruz. İlişkilerde aldatılma, önemsenmeme, sevilmeme, dikkate alınmama, özgürlüklerin kısıtlanması vb. insanlarda mutsuzluk, ümitsizlik, karamsarlık, anlamsızlık, çaresizlik gibi katlanılması zor duygular ortaya çıkartıyor. Bununla birlikte, doyum verici bir ilişkinin psikolojik ve fizyolojik sağlık üzerinde olumlu/iyileştirici etkileri olduğu yapılan bilimsel araştırmalar sonucunda görülmektedir. Doyum verici bir ilişki ile birlikte insanların daha sıcak, daha anlayışlı, daha umutlu, daha mutlu vb. olduklarını günlük hayatımızda da gözlemleyebiliyoruz. Bu durumu bir Anadolu sözü çok güzel ifade eder: ” İnsan insanın zehrini alır!” Bu bakış ” İnsan insanın kurdudur! ” bakışıyla taban tabana zıttır. Ortaya çıkardıkları sonuçları dikkate aldığımızda hangi yaklaşımı benimsememiz gerektiği daha bir önem kazanır!

    4. Problemli ilişkiler daha doyum verici hale getirilebilir: Her ilişkinin daha doyum verici hale gelme şansı her zaman vardır. Ancak buradaki temel şart ilişkiyi oluşturan tarafların bunu istiyor olmalarıdır. Genelde insanlar ilişkilerde bekleyen, isteyen rolünü üstlenirler. Çiftlerden her iki taraf da vermeden istediği sürece hiç bir taraf hiçbir şey elde edemez. Bu yüzden ilişki terapisinde ilk fark ettirilmeye çalışılan şey problemlerin çözümü için her iki tarafın da aktif rol almasının gerekliliği ve alış-veriş dengesinin kurulmasıdır. Şayet kadın ve erkek ” Ben bu ilişkiyi daha iyi hale getirmek istiyorum” derse ilişki terapisinde yol alınabilir. W. Glasser bu durumu ” Çözüm dairesine girmek ” şeklinde ifade eder. Terapist bu noktada, tarafların aşamadığı noktaları görmelerinde ve etkin çözüm yolları üretmelerinde kendilerine yardımcı olur.

    5. Problemli ilişkilerde her iki tarafın da rolü vardır: Pek çok insan, doyum vermeyen bir ilişkide kendini kurban olarak algılar; İlişkide tüm yaşananlarda kendisinin hiç bir etkisinin olmadığını ve olamayacağını, kötü bir kaderi yaşadığını vb. düşünür. Oysa asla unutulmalıdır ki hiçbir şey yapmamak da bir şey yapmaktır. Tabi ki kişilik bozukluğu olan bir insanla bir şekilde ilişki içinde olma ihtimalimiz vardır; ancak bu durumda bile ilişkinin oluşumunda ya da sürdürülmesinde bizim etkimiz sandığımızdan daha fazladır. Bazen de insanlar ilişkideki problemlerin çözümü için çaba sarf etmeyi, karşı tarafı değiştirmek olarak algılarlar. Oysa başkalarını değiştirme gücümüz çoğunlukla yoktur; sadece başkalarına sadece etki edebiliriz. Hep aklımızın bir köşesinde tutalım ki; tutum ve davranışları üzerinde kontrol sahibi olabileceğimiz sadece ve sadece kendimiziz.

    6. İlişki terapisinin temel amacı tarafları “terapist eş” haline getirmektir: Herkes bir ilişkiye insani ihtiyaçlarını gidermek için girer; ancak bu ihtiyaçların giderilmesi (sevilme, onaylanma, beğenilme vb.) karşı tarafın elindedir. Dolayısıyla bir ilişkinin doyum vericiliğini belirleyen şey, tarafların karşı tarafın ihtiyaçlarını ne oranda belirledikleri ve giderdikleridir. Bu noktada eşler, adeta birer terapist rolü üstlenmelidir. Terapist olmaktan kasıt karşı tarafın ihtiyaçlarını anlamaya çalışmak ve o ihtiyaçların belirlenip giderilmesinde kendisine yardımcı olmaktır. Aksine sürekli psikolog, terapist kalmak ve rol karmaşasına neden olmak ilişkiyi bozar. Bir insana yardım etmenin, insanın ” zehrini almanın ” da başlı başına iyileştirici bir etkisi vardır. Her iki taraf karşısındakinin ihtiyacını gidermeye çalışırsa, iki tarafta doyum elde eder. Ancak her iki taraf da sadece beklenti veya sürekli vermeden alıcılık içerisinde olursa hiç bir taraf hiç bir şey elde edemez. Bazen de taraflardan sadece birisi almadan verici halde olur; bu ise uzun vadede bıkkınlık, karşılık alamama gibi problemler ortaya çıkartır. Çiftler birbirlerini yok ederek yok olurlar, sadece var ederek birlikte var olabilirler.

    7. Gerektiğinde Terapist eş olmak öğrenilebilir:
    İnsanlar karşı tarafın ihtiyaçlarını anlama noktasında her zaman yeterli olmayabilirler. Psikoterapist tarafların kendilerine, karşı tarafa ve ilişkilerine daha farklı ve doyum verici açılardan bakmalarına yardımcı olur.

    8. İlişki terapisi bir süreçtir: İnsan alışkanlıklarının çocuğudur ve alışkanlıkları değiştirmek çok zordur. Zaman zaman danışanlarımın ” Ben eşime yardımcı olmak istiyorum; ama elimden başka bir şey gelmiyor!” dediğine şahit oluyoruz. Bu çok anlaşılır bir şeydir. Çünkü insan doğduğu andan itibaren kişisel bakış açıları ve davranış kalıpları oluşturur zamanla bunlar katılaşır ve değişmezmiş gibi algılanır. Dolayısıyla değişim de uzun ve zahmetli bir süreci gerektirir. İnsan ise, doyum verici bir ilişki oluşturmak için yeni şeyler öğrenmekle, problemli bir ilişkinin alışkanlığı arasında tercih yapmak durumundadır.

    İlişki terapisi veya evlilik terapisi olarak adlandırılan psikoterapilere sıklıkla kronikleşmiş bazı ilişki sorunlarıyla başa çıkabilmek ya da ani gelişen yaşamsal ve ilişkisel krizlerin üstesinden gelmek amacıyla 05447243650 den uzman ilişki terapistlerimize başvuruda bulunabilirsiniz.

    Tüm çiftlerin ilişkilerinde zaman zaman gök gürler, şimşek çakar ve belirli bir süre sonra güneş açar bu bir yaşam belirtisidir. Ama sürekli karanlık tünellerde ilişki yaşanmaz. İlişki kalitenizi arttırmak ve çözümsüz gibi gözüken yıllanmış sorunlarınızı çözmek istiyorsanız profesyonel çiftler olun ve gerekirse bunun için profesyonel yardım alın.

    Bir sonraki yazımda görüşmek üzere hoşça, dostça ve iletişimde kalın.

    Yazarın Diğer Yazıları
    Yorumlar

    Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.