DOLAR 7,4124
EURO 8,9859
ALTIN 441,58
BIST 1.529
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Afyon 11°C
Yağışlı
Afyon
11°C
Yağışlı
Çar 7°C
Per 0°C
Cum 3°C
Cts 6°C
YAZARLAR TÜMÜ

KORONAVİRÜS PANDEMİSİ ZAMANSIZ VE MEKANSIZ BİR AFETTİR

Ekrem Çulfa
My Life Psikolojik Danışmanlık & 7/24 Yaşam Koçluğu Merkezleri Kurucu, Genel Müdür ve Genel Koordinatörü Prof. Dr. Ekrem Çulfa Kimdir? 1981 Yılında Afyonkarahisar ili Şuhut İlçesi İsalı Köyü ilkokulu'ndan 2. ci olarak mezun oldu. 1984 Yılında Kocaeli İli Gölcük İlçesi Gölcük İmam Hatip Ortaokulu' ndan 1. olarak mezun oldu 1987 Yılında İzmit Lisesi Matematik Bölümünü başarıyla bitirdi. 1987-1993 ODTÜ Eğitim Fakültesi Matematik Bölümünden Eğitim ve Pedagojik Formasyon alarak başarıyla mezun oldu. 1987- 2016 Serbest olarak Öğrenci Koçluğu, Eğitim Koçluğu, Yaşam Koçluğu & İş adamlarına Koçluk yaptı. 1993-1998 Özbekistan Bilimler Akademisi Matematik Enstitüsü'nden Matematik-Fizik Bilim Doktorasını aldı. 1993-1998 Özbekistan Bilimler Akademisi Samarkand Devlet Üniversitesi Psikoloji Pedagoji Doktora dersleri ve eğitimleri aldı. 1993-1998 Özbek Liselerinde ve Devlet Üniversitelerinde Araştırma Görevlisi, Öğrenci Danışmanı, Eğitim Danışmanı, Yaşam Koçu, Kariyer Koçu, Aile Koçu ve Öğretim Görevlisi olarak çalıştı. 1998-2001 Kırgızistan Bilimler Akademisinde Doçentlik için Yaptığı Bilimsel Yayınlar, Bölüm Başkanlığı, Dekanlık ve Öğretim Üyeliği Doçentlik ve Assistant Prof, Assoc. Prof ünvanlarına layık görüldü. 2001 Yılında YÖK'ten Doktora Denkliğini aldı 1998-2001 Uluslararası Alatoo Üniversitesinde Bölüm Başkanı, Dekan, Öğrenci Danışmanı, Eğitim Danışmanı, Yaşam Koçu, Kariyer Koçu, Aile ve Veli Koçu ve Öğretim Üyesi olarak çalıştı. 2001-2005 Uluslararası Türkmen Üniversitesinde Bölüm Başkanı, Rektör Danışmanı, Öğrenci Koçu, Eğitim Koçu, Yaşam Koçu, Kariyer Koçu, Aile Koçu ve Veli Koçu hem de Öğretim Üyesi olarak çalıştı. 2005-2008 R.Ville Üniversitesinde Psikoloji Pedagoji Doktora dersleri ve eğitimlerini tamamlayarak Psikolog Pedagog Dr. ünvanına layık görüldü. 2006-2009 İTÜ & İTİCU da Öğretim Üyesi olarak çalıştı. 2007-2009 İTİCU Uygulamalı Yüksek Lisans Psikoloji ve Pedagoji Eğitimleri Aldı. 2010 Amerika The Gotman Institute ve Psikoloji İstanbul'dan Aile Danışmanlığı Eğitimleri almıştır. 2011 KİGEDER' den Aile Koçluğu, Yaşam Koçluğu ve Öğrenci Koçluğu eğitimleri ve sertifikaları almıştır. 2013 Psikologlar ve Psikiyatristler Derneği'nden Hipnoz Sertifikası almıştır. 2013-2016 Hızını alamayıp Anadolu Üniversitesi Sosyoloji Bölümünü Bitirmiştir. 2015-2016 PETAD' tan Aile ve Evlilik Danışmanlığı Eğitimleri almıştır. 2005-Halen My Life Psikolojik Danışmanlık & 7/24 Yaşam Koçluğu Merkezleri Kurucu, Genel Müdür ve Genel Koordinatörü olarak görevine devam etmektedir. 2016-Halen Business Channel Türk Tv de "Dr Ekrem Çulfa ile Yeni Bir İş Yeni Bir Kariyer" Programı yapım ve sunuculuğunu yapmatadır.
29.11.2020
467
A+
A-

 

Deprem, kasırga, yangın gibi felaketler zaman ve mekân açısından sınırlıdır. Bir yerde ve bir vakitte mutlaka biterler. Verdikleri hasar bir süre daha sürer gider. Ama pandemi, zaman ve mekân aşırıdır. Şu anda bu şehirde bu mahallede yoktur, yarın birden her yerde peydahlanı verir. Zamanla güvenli bölge diye göreceğimiz hiçbir yer kalmaz.

Malesef Pandeminin mekanı ve zamanı yoktur. Afetlerin çoğu belirli bir bölgeyi etkiler ama pandemi bir kasırga, deprem veya orman yangını değildir. Kasırga, yangın ve deprem gibi felaketler zaman ve mekan açısından sınırlıdır. Bir yerde ve bir vakitte biterler. Verdikleri hasar sürer gider. Ama pandemi zaman ve mekan aşırıdır. Şu anda bu kentte bu mahallede yoktur, yarın birden her yerde peydahlanıverir. Güvenli bölge diye göreceğimiz hiç bir yer kalmaz. Güvenli bildiğimiz yerlerin güvenli olduğundan (güvensiz olduğundan da) emin olamamamız duygu yoğunluğunu arttırır.

Nerede güvende olduğumuzu bilemezsek, ne zaman güvende olduğumuzu da bilemeyiz. Yaz aylarında duraklamıştır, bitti sanırsınız, tekrar başlar. Normalde bir olayın, bir felaketin bir başı ve sonu olur, sınırları belirlenmiştir. Ancak salgınlar düzgün, düzenli ve öngörülebilir sınırlara sahip değiller; dalgalar halinde gelirler, alçalıp yükselirler ve iyileşme, işlerin iyiye gitme dönemini bilinmez, kestirilemez bir hale getirirler.

Bu belirsizlikle ve bilinmezlikle başa çıkmak için önce zihnimizde pandemiye bir mekan arıyoruz. Çeşitli ülkelerden bir grup çocuk psikiyatrı hekimle yapılan (Andres Martin, kişisel yazışma) araştırmada hekimlerden birer selfie istendiğinde selfielerin çekildiği mekanların çoğu boş ve geniş alanlar olmuş. Boşluk, durağanlık ve boşluğu yokluklarıyla yaratanlara özlem ve yokluklarından duyulan üzüntü resimlerin duygusu adeta.

Duruma ayak uydurmaya çalışırken, yaşam ritmimizde değişiklikler, ya da altüst oluşlar ile karşılaşıyoruz. Kişisel olan ile mesleki olan mekan ve zaman açısından içiçe geçiyor, bir odadan diğerine geçiş, hatta bir koltuktan kalkıp diğerine geçiş basitliğindeki mesafelenmeyle mekanlar arasındaki birkaç metrelik yollar hızlıca aşılıyor. “İş, ev, okul” üçlüsünü aynı zaman aynı mekana sıkıştıran bu durum zihnimizin zaman mekan ayarlarını altüst ediyor.

PANDEMİ DÖNEMİNİN DUYGULARI NELERDİR?

Hangi duygular? Birkaç ay Olmadık şeyler olmasına duyduğumuz öfke, yapmadıklarımız ya da başka türlü yapabileceklerimiz için pişmanlık, olmasını beklediğimiz ama gerçekleşmemişler için hayal kırıklığı, giden ve gelmeyecek olanın ardından duyduğumuz üzüntü, dostlar zor zamanımızda bizi yalnız bırakmadıklarında hissettiğimiz minnet ve sıcaklık. Hepsi bu değil.

Ama pandeminin duygularını arayanların bu dönemin duygularını en yoğun en keskin biçimiyle görebileceği yer sağlık kuruluşları, insanlar sağlık çalışanları. Bir savaş alanı gibi: Yalan yanlış verilerle yanıltılmış olmanın verdiği güven kaybı, emeklerinin sahte başarı öykülerine malzeme edilmiş olmasının verdiği kızgınlık ve hüsran, yanlış yönlendirilmiş bir toplumda toplumdaki kayıpların yüksekliğinden üzüntü, yanlış uygulamalara ses çıkartamamış olanlarda doğruyu bilip uygulayamamanın verdiği moral travma, bilim düşmanlığı zemininde kışkırtılmış aynı zamanda sağlıkları bizzat kışkırtanlarca riske atılmış bir toplumun şiddetine hedef kılınmanın verdiği şaşkınlık, öfke ve yas. Sağlık çalışanlarının hepsini bir araya getirdiğinizde ise tükenmişlik, mesleğine hatta hayatına son vermeye niyet ettirtecek bir derin umutsuzluk karşımıza çıkıyor.

BU SÜREÇTE ÖZGÜRLÜK VE YALNIZLIK KAVRAMLARINI NASIL ANLAMALIYIZ?

Özgür olmak, dilediğinizi yapmak ve başkalarının varlığını bir bağ olmaktan çıkartmak için yalnızlığı seçtiyseniz, yalnız ve özgür oldunuz. Salgın dönemindeki zorunlu kısıtlamalar ile birlikte özgürlük gidip elinizde yalnızlık kalınca ne olacak? Yalnızlık mı tek başınalık mı terminolojik ikilemini şimdilik bir kenara bırakalım, ama tek başınalığın sosyal izolasyon ile birleşmesi, artık isteseniz de ilişki kuramayacak duruma gelmeniz, ilişkilenecek insan bulamamanız yalnızlığı oluşturuyor diye düşünüyorum. Yalnızlık gitgide ruh sağlığını bozan bir duruma dönüşebiliyor. Bağlantı kuramama, başkalarıyla bir araya gelememe kendi kendimize kalmayı zorunlu kıldığından, bir seçim olmaktan çıkarttığından olsa gerek.

PANDEMİ DÖNEMİNİN DİĞER DUYGULARI NELERDİR?

Belirsizlik. İnsanların tam olarak göremedikleri, nasıl işlediğini bilmedikleri bir virüsün hayatımızı tehdit etmesi belirsizlik duygusunu da tetikler. Bilinmeze ilişkin korku, güvenliğe ilişkin korku ve kaygılar gibi, temel korkulardandır. Tetiktelik. Uzun süren, ne zaman, ne şekilde biteceği belirsiz olan bir stres durumunun içinden geçmiş bir toplumda, ailede, dünyada ‘tetiktelik’ hissi oluşabilir. Tetiktelik her an bir şey olacak, her an bir şey değişecek, bu olanlar pek de iyi olmayacak, hissidir. Hiçbir şeyin kalıcı olmadığı ve sahip olduklarımızın da elden gidebileceği duygusu içinde olmaktır.

Bu durum bizi her an karşımıza çıkabilecek bir tehdide karşı alarmda tutarken, aynı zamanda endişelerimizi arttırır, yaygınlaştırır. Genellikle gerginlik şeklinde ortaya çıkar. Gerginlik, çocuklarda yaşa ve cinsiyete göre farklılık gösterebilir. Örneğin, 8-9 yaşlarındaki erkek çocuklar sağa sola taşkınlık şeklinde davranışlarını gösterirken, 12-13 yaşlarındakiler güçsüz ya da farklı olduğu için rahatsız edici bulduklarına zorbalık yapmaya başlarlar. Onüç ondört yaşlarından sonra ise çocuklar genellikle bu gibi uzayıp giden travmatik stres durumlarında daha dayanışmacı ve birbirilerinin kıymetini daha iyi bilen bir tutum sergilerler.

KAYIP VE YAS DUYGUSU İLE NASIL BAŞA ÇIKACAĞIZ?

Kayıp ve yas duygusu yaşayanlar arasında çoğunluk gençlerde. Yakınlarını kaybetmenin dışında başka kayıpları da var. 14 yaştan başlayarak belli bir bağımsızlığı tam yakalamışken, hele başka bir kente ya da okul yurduna gidip de eve dönmek zorunda kalanlarda büyük bir kayıp hissine yol açtı. Onlar için gerçekten çok önemli olan arkadaşlıklarını, gizlenme ya da aileden ayrı olma duygularını kaybettiler. Okula gidememenin yanı sıra birçoğu mezuniyet törenleri, balolar gibi her zaman hafızalarda yer edinecek olan önemli günleri kutlayamadılar, belli ki bu yıl da işler hayalini kurdukları gibi olmayacak. Yetişkinler, gençlerin önünde bu tür şeyleri yaşamaları için daha çok zamanları olduğunu düşünseler de, bu yaşayamadıkları heyecanların, sevinçlerin, paylaşımların her biri onlar için birer kayıp. Rahatsız edici duyguların farkında olanlar üzüntülerini, kızgınlıklarını başkalarıyla paylaşabilir. Yaşadıkları duyguların adını koyamayanlar, bunu taşkınlıkla, kendilerine zarar verici hareketlerle ifade eder, başka kayıplara yol açabilir. Dolayısıyla, anne babalara çocuklarının kayıplarını azımsamadan, duygularını paylaşmalarına izin vererek bu durumu dengeli bir şekilde yönetme görevi düşer.

KORONA VİRÜS SÜRECİNDE ENGELLENMİŞLİK İLE NASIL BAŞ EDECEĞİZ?

Kişinin özgürlüğünden mahrum kalması, yapmak istediklerini yapamamışlığı engellenmişlik duygusuna yol açar. Pandeminin hayatımızda meydana getirdiği engeller, normaldekinden daha agresif tepkiler vermemizi getirebilir. Bu da zaten sınırlanmış olan sosyal ilişkileri bozabilir. Kaygı. Pandemiler sırasında en yaygın şekilde yaşanan duygu kişinin kendi sağlığına ya da yakınlarının sağlığına ilişkin duyduğu kaygı. Kaygı, hafif düzeyde kaldığında öznel olarak olumsuz bir içsel deneyim olmakla birlikte, belirli ve dengeli bir düzeyde bulunması kişinin tehlikelerden uzak durmasına, temkinli olmasına, önlemlere uymasına yol açacağı için işe yarar, işlevseldir. Eğer KoronaVirüs sürecinde duygu durumlarınız dengesiz bir şekilde seyrediyorsa mutlaka Profesyonel Yardım almanız gerekiyor mutlaka 05447243650 den bizimle iletişime geçebilirsiniz.

Bugünler de geçecek ve Bir Gün KoronaVirüs Pandemisi de bitecek. Çoğumuz ayakta ve hayatta kalmaya devam edeceğiz. Vefat edenlerimize Allah’ tan rahmet, yakınlarına Sabr-ı Cemil niyaz ederim.

Geçmiş Olsun Herkese….

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.