Afyon Haber Portalı I Afyonkarahisar Haberleri – AfyonPrestij.com

Kaçakçılık ekonomimize ciddi zararlar vermektedir

Kaçakçılık ekonomimize ciddi zararlar vermektedir
21 views
16 Aralık 2014 - 14:36

2015 yılı Gümrük ve Ticaret Bakanlığı ve Rekabet Kurumunun bütçeleri üzerine Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına MHP Afyon Milletvekili Kemalettin Yılmaz söz aldı.

 Milliyetçi Hareket Partisi Afyon Milletvekili Kemalettin Yılmaz TBMM’de yaptığı konuşmada şu ifadelere yer verdi:

Milletvekili Kemalettin Yılmaz “Anayasamızın 167. Madde hükmü, devlete; piyasaların sağlıklı ve düzenli işlemeleri için gerekli tedbirleri alma, tekelleşme ve kartelleşmeyi önleme görevi vermektedir.

Bu hüküm çerçevesinde; 4054 sayılı “rekabetin Korunması Hakkında Kanun 13.12.1994 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.

1997 tarihinde ise bu kanunu uygulamakla yükümlü olarak Rekabet Kurumu kurulmuştur.

Bu faaliyetleri 348 kişiden oluşan personeli ve 2015 yılında tahsis edilen 65.500.000 TL bütçe ile gerçekleştirmeye çalışmaktadır.

Bu kurumun piyasaları ne denli sağlıklı ve düzenli işlettikleri, tröstleşmeyi, kartelleşmeyi ne denli önlediği tüm çıplaklığı ile ortadadır.

Özellikle rekabet savunuculuğu görevi olan gerek yurt içi rekabet, gerekse yurt dışı kurum ve kuruluşlarla rekabet hususunda yeterli olmadığı bir gerçektir.

Kaçakçılık inanılmaz boyutlara ulaşmıştır

Gümrük deyince toplumdaki genel kanaat; rüşvet, kaçakçılık, haksız kazanç, adam kayırma ve son günlerde de yolgeçen hanına dönmüş kapılar akla gelmektedir.

Sayın Başbakan 10 Aralık 2014 tarihindeki sunumunda “kaçakçılıkla mücadele konusundaki kararlılığımız ve başarımız 2014 yılında da artarak devam ediyor” diyor ve “1 Milyar 440 Milyon Lira değerinde kaçak yakalaması gerçekleştirdik” diyor.

Çok başarılılar ki Türkiye;

-Kaçak Akaryakıt,

-Kaçak Çay,

-Kaçak Sigara,

-Kaçak Zehirli Ayakkabı,

-Kaçak Telefon,

-Kaçak Saat,

-Kaçak Et ve Canlı Hayvan

Yurda sokulan uyuşturucu madde cenneti olmuş durumdadır.

Bu kaçakçılık faaliyetlerinin Türk Ekonomisine zararı yıllık 300 Milyar Dolara yakındır. Kaçakçılık inanılmaz boyutlara ulaşmıştır.

Bu durum temin edilen haksız kazanç maalesef terör örgütü PKK’yı ekonomik olarak desteklemektedir.

Sigara satışlarının %15 oranında azaldığı ifade ediliyor. Bu durum insanlarımızın sigarayı bıraktığından veya sigara yasağından değil, kaçak sigaradan kaynaklanmaktadır.

Haksız ve kayıt dışı kazancın boyutları ürkütücüdür

Türkiye’de araç sayısı hızla arttığı halde resmi akaryakıt satışları düşüyor. Bu durumun herkes farkındadır.

Devrin Başbakanı, 13 Şubat 2007 tarihli grup toplantısında ve 28 Şubat 2007 tarihli “Ulusa Sesleniş” konuşmasında açık ve net olarak görüyoruz.

Devrin Başbakanı diyor ki;

“Dış Ticaret Müsteşarlığı, petrol ithal ettiğimiz 48 ülkeden kayıtları istedi. (Büyük ülkeyiz ya sözümüz geçiyor, itibarımız var)

Bu ülkelerin ancak 31’inden cevap geldi. (17’sinden gelmemiş) Bu 31 ülke diyor ki; Türkiye, bizden son iki buçuk yıl içinde 28 Milyar Dolarlık petrol ithal etti. Buradaki kayıtlara göre ise bu 31 ülkeden aynı dönemde ithal edilen akaryakıt miktarı ise sadece 9.3 Milyar Dolar. Arada tam 18.7 Milyar Dolarlık fark var.”

Sayın Başbakanın bu sözleri akaryakıt kaçakçılığının ne boyutta olduğunun yetkililerce tespit ve ikrarıdır.

Cevap vermeyen 17 ülke de bu rakamlarla eklenince haksız ve kayıt dışı kazancın ne boyutlarda olduğu ürkütücüdür.

Sayın Hükümet; bu tespitten sonra yaklaşık 8 yıl geçmiştir ve bu rakamlar her geçen gün artmaktadır.

Eskiden katırlarla kaçakçılık yapılırdı, şimdilerde ise boru hattı döşemişler hatta sınıra 3 km. mesafede rafineri bile kurmuşlar. Bölgenin oynak nüfus yapısı da bu işleri yapanları cesaretlendirmektedir.

Hayvancılığımız bitme noktasına gelmiştir

Daha öncesini bir tarafa bırakalım, 2007 yılından bu güne bunun sorumluları bulundu mu? Müsebbipler tespit edildiyse kimlerdir bunlar? Siz bunlara ilgili ne işlem yaptınız? Çok merak ediyoruz.

Kaçak et, kaçak canlı hayvan ve uygulanan yanlış ve günü birlik palyatif tedbirler yüzünden hayvancılığımız bitme noktasına gelmiştir.

Kaçakla rekabet edemeyen besici ahırlarının kapısına kilit vurulmuştur.

Yolgeçen hanına dönen sınırlarımızın durumu ve sığınmacıların hareketleri canlı hayvan kaçakçılığını körüklemekte ve cezp etmektedir.

Her yıl Irak ve İran’daki fabrikalarda üretilen sigaranın yaklaşık 25.000 tonu kaçak yollardan Türkiye piyasasına sokuluyor. Kaçak yollardan gelen bir konteynır kaçak sigaranın bıraktığı kar 1.250.000 Dolar civarındadır. Bu kaçakçılıktan dolayı ülkemizin sadece vergi kaybı yıllık 3 Milyar Dolara yakındır. Diğer ekonomik ve sosyal zararları ise hesaba dahi katılmıyor. Ülkede tütün üretimin bitirirken, oluşan boşluk, mamul edilmiş kaçak sigaraya bırakılmıştır.

Çiftçimiz perişan durumdadır

Pancar üreticisi kotalarla, pancara ucuz fiyat vermelerle, polar oranı ile oynamalarla adeta ürettiğine pişman edilmektedir.

Kullandığı mazot, sulamada kullandığı elektrik, ilaç, tohum ve gübre fiyatları zaten çiftçimizi perişan ederken hükümet şeker kaçakçılığına adeta göz yummaktadır.

Kaçakçıların İran ve Irak’a günübirlik turlar bile düzenlediği, şeker kaçakçılığı ile yurda yılda 500.000 ton civarında şeker girmektedir.

Pancar üreticimizin el emeği, alın teri karşılığı ödenmesi gereken paralar kaçakçıların cebine aktarılmaktadır.

Ülkemizde özellikle Doğu ve Güneydoğu ve Çukurova’da tüketilen çayın yaklaşık 60.000 tonu kaçak yollardan ülkemize girmektedir. Bunun önemli miktarı İran ve Suriye’den Ülkemize giriyor.

Ülkemize maliyeti ise yaklaşık 75-80 Milyon Dolar civarında… Ülkemizde çay üreticilerinin çektikleri sıkıntılar ortada iken, ürününü haraç-mezat aracılara, fırsatçılara vermek zorunda bırakılırken bu sektördeki kaçakçılığa da göz yumularak çay üreticilerimizin de emekleri heba ediliyor.

Sınır ticareti adı altında özellikle sınır kapılarımızdan ülkemize sokulup tüm yurda dağıtılan başlıca kivi, muz, kavun, karpuz, ananas, mango gibi ürünlerin kaçakçılığının yıllık ekonomik değeri ise 500 Milyon Dolar civarındadır.

Tüm bunların yanında her türlü konserve, konsantre meyve suyu, salam-sosis gibi hazır et ürünleri, bal, süt tozu, mama, hazır çorba, sos, mayonez, ketçap gibi gıda katkıları ile özellikle Ortadoğu ülkeleri üzerinden gelen pirinç ve bakliyat ürünlerinin kaçakçılığı ciddi artışlar göstermektedir.

Terör örgütünün en büyük finans kaynağı uyuşturucu kaçakçılığıdır

Yine son yıllarda özellikle İran üzerinden yurda kaçak sokulan zirai mücadele ilaçlarının miktarında önemli bir artış gözlenmektedir.

Uyuşturucu kaçakçılığının boyutu ise tam bir yürekler acısı, o kadar ki, uyuşturucu kaçakçılığı sınır güvenliği olmadığı için aleni yapılıyor. Hastane, okul, otogar gibi şehir merkezlerin de bile küçük çocukların “ot var hap var” şeklindeki pazarlamalarına maalesef göz yumulmaya devam edilmektedir.

Terör örgütünün de en ciddi ve en büyük finans kaynağını bu uyuşturucu kaçakçılığından temin ettiği de bir gerçektir.

Ülkemiz ekonomisini, ticaretini, üretimini çok derinden etkileyen haksız kazanç ve kayıt dışılığı sağlayan ve rekabeti baltalayan kaçakçılık sektörünün bu kadar “karlı” bir sektör haline gelmesinde, kaçak alkol olayında gözlendiği gibi yüksek vergiler nedeniyle iç piyasada fiyatların aşırı yükselmiş olması ve et olayında gözlendiği gibi üretim düzeyinin yetersizliğinden ötürü, zaman zaman aşırı fiyat artışlarının ortaya çıkması; önemli bir rol oynamaktadır.

Ülkemize burada sayamadığımız ve ekonomik kaybının ne olduğu kesin olarak bilinmeyen binlerce kalem ürün kaçak yolardan sokulmaktadır.

Esnafımız, iş adamımız, çiftçimiz, üreticimiz, imalatçımız bunlarla rekabet edemiyor ve çok ciddi sıkıntılar çekiyor.

Bizlerde kaçakçılığın önlemini almayarak elimizdeki imkânları Suriye, Irak’a, İran’a ve daha da kötüsü TERÖR ÖRGÜTLERİNE kaptırıyoruz.

Halk Bankası sözde değil özde esnafın bankası olmalıdır

Esnafımızın korunması, kollanması amacıyla ısrarla istedikleri yasaları yıllarca göz ardı ettiniz. Esnafımızın vergi, sigorta, sosyal güvenlik destek pirimi yükü altında ezilmesine adeta seyirci kaldınız.

Bakkal amcayı, süpermarketlere ve AVM’lere boğdurduktan sonra daha yeni perakendecilik sektör yasasını veya AVM yasasını daha yeni komisyonda görüşmeye başladınız.

İnşallah çoğunluğunuza güvenerek, ben yaptım oldu anlayışından ziyade; çok iyi tahlil edilerek hakkaniyet ölçüleri içerisinde tarafların, muhalefetin ve bizzat bu işle iştigal edenlerin görüş ve beklentilerine de başvurarak Türkiye gerçeklerine uygun, çağdaş ve uygulanabilir ve de en önemlisi 2-3 ay içinde değiştirmeye gerek duyulmayacak bir “Perakende Ticaretinin Düzenlenmesi Yasası”nı hep beraber çıkartırız.

Diğer taraftan, Halk Bankası sözde değil özde esnafın bankası olmalı, Esnaf kredileri esnaf kefalet kooperatifleri kanalıyla genişletilerek sağlanmalıdır.

Son günlerde ülke gündeminde yer alan zehirli ayakkabı, zehirli saat, kaçak cep telefonu gibi konular vatandaşlarımızı son derece tedirgin etmekte Devlet Kurumlarına karşı güven duygusunun azalmasına sebep olmaktadır.

İşlerin iyi gidip gitmediğinin göstergelerinden birisi de hapishanedeki insan sayısı ve icra dairelerindeki dosya sayısıdır. Göreve geldiğinizde 50.000 olan tutulu ve hükümlü sayısı bugün 150.000’leri bulmuştur.

Benim seçim bölgem olan Afyonkarahisar’da 2 olan İcra Müdürlüğü devri iktidarınızda 6’ya çıkmıştır. 6. İcra Müdürlüğünün açılışı basında da yer aldı, bir övünç vesilesi gibi, iş bilmez, şımarık, adeta parti memuru konumuna düşmüş protokol üyeleri tarafından da törenle kurdele kesilerek açılmıştır.

17-25 Aralık tam bir kepazeliktir

Petrol ve doğalgazdan sonra en çok dövizi, yemeklik ham yağa ve yem ham maddelerine ödemekteyiz. Ciddi bir ticaret malı olan ayçiçeği, mısırı, soyayı alım garantili sözleşmeli üretim suretiyle teşvik edersek ve bu ürünlerin hasat zamanı ithalatı izni vermezsek hem üreticimizi desteklemiş oluruz, hem de yurt dışına ciddi bir döviz ödemekten kurtuluruz.

Zira bizim imkânlarımız, toprağımız, suyumuz, güneşimiz var, çalışkan insanımız bunu gerçekleştirebilir.

Yoksa; duble yollarımız yapıldı ama bir tane bile yerli otomobilimiz olmadığı gibi, THY dünyada ilk üçe girebiliyor ama bir tane bile uçak üretimimizin olmadığı gibi gariplikleri yaşamaktan kurtulamayız.

23 Mayıs 2012 günü bu kürsüden yaptığım konuşmada “ülkemizden İran’a günde 1 ton altın çıkışının Dubai üzerinden yapıldığı bildiriliyor. Bu çok ciddi bir rakam; reel ticaret ise bu durumun takibi yapılıyor mu?” diye sordum.

Daha sonra zaten 17-25 Aralık kepazeliği patladı. Hala cari açığı bu tür ticaretlerle kapatmaya çalışıyor musunuz?

Diğer taraftan 700.000 TL’lik kol saatinin gümrükleme işlemleri ne oldu? Kaçak sokuldu ise; durumun tespitinden sonra ne kadar gümrük vergisi ve cezası alındı.

Putin’in ülkemizi ziyareti sırasında açıklandı. Rusya’dan aldığımız doğalgaz yılbaşından itibaren %6 ucuz olacak haberini paylaştınız. Bu oran neden %5 veya %7-8 değil de %6 ve de en önemli neyin karşılığı? Bu kürsüden açıklama yaparsanız sevinirim. Millet olarak tüm bunları merak ediyoruz.

Yurt dışından ülkemize gelen sığınmacılar ticaretimizde ciddi bir kayıt dışı, ciddi bir haksız kazanç, ciddi bir haksız rekabet ve ciddi bir asayişsizlik sebebi olmaktadırlar. Yaşana gelen sosyal ve asayiş problemleri yeni yeni sorunların habercisi durumundadır. Dikkatlerinize sunuyorum.

MHP Genel Başkan Yardımcısı Gün Sazak beye rahmet diliyorum

Sayın Bakan, bulunduğunuz makamdan onlarca Bakan gelmiş geçmiştir. Ama iki Bakan herkesin hafızalarındadır. Bakalım siz hafızalarda nasıl kalacaksınız. Nasıl bir iz bırakacaksınız? Tercih sizin. Bu iki Bakandan birincisi; Bakanlığı dönemindeki iş ve icraatlarından dolayı yargılanarak 36 yıl ağır hapis ve (eski parayla) 787 Milyon 386 Lira tazminat ödemeye mahkûm olan 42. T.C. Hükümeti Gümrük ve Ticaret Bakanı Tuncay Mataracı.

İkincisi ise; 41. T.C. Hükümetinin Gümrük ve Tekel bakanı Rahmetli GÜN SAZAK.

Dürüstlüğü, cesareti, imanı, engin insan sevgisi, fikri haysiyetine bağlılığı, dirayeti ve herkese güven telkin eden karakteriyle sergilemiş olduğu Devlet Adamlığı ile kısa sürede; uygulamalarıyla, gümrüklerdeki rüşvet ve yolsuzlukların önlenebileceğini ispatlamıştır.

O dönemdeki uygulamalar ve başarılı çalışmalar herkes tarafından takdirle karşılanmıştır. Sadece uyuşturucu ve kaçakçılık baronları çok rahatsız olmuştur.

27 Mayıs 1980 tarihinde hain bir pusuda Şahadet Şerbetini içen 41. T.C. Gümrük ve Tekel Bakanımız, Milliyetçi Hareket Partisinin Genel Başkan Yardımcısı Gün Sazak beyi rahmet ve şükranla anıyorum” dedi.

 

 

 

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.