DOLAR 7,9014
EURO 9,4142
ALTIN 461,04
BIST 1.333
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Afyon 8°C
Sisli
Afyon
8°C
Sisli
Cum 10°C
Cts 10°C
Paz 11°C
Pts 10°C
YAZARLAR TÜMÜ

Esyaya Sinen Ömrümüzün Rüyası…

29.08.2014
63
A+
A-

“Rüzgarda uçan tüy bile benim kadar hafif değil” der, Ahmet Hamdi Tanpınar çok bilindik şiirlerinden birinde. Biz insanlar böyle hissederiz kimi zaman. Bir tüyün bile bizden hafif olmadığı zamanlar vardır mutlak. Ara ara. Ama ayrılıksa hep ağırdır insan yüreğine; bir kurşun gibi deler geçer gün be gün her saniye…

Ve ayrılığın ağırlığını, bir gülüşün felaketliğini şöyle anlatır Tanpınar, bir şiirinde. “Ayrılık kurşun kadar ağır, gülüşün kadar felaketiydi yaşamanın…”

Kaybetmenin erkenliğinden dem vururken Tanpınar; sevmek için, belki de yeniden sevmek için geç kalınmışlığının hüznünü yaşar ve yaşatır okuyan her insanın hücrelerinde. O kahreden gurbet, “bir adın kalmalı geriye” dedirtir yeri gelince, dağları oynatır yerinden, hallaçlara pamuk attırır fütursuzca… Şehre yağmurlar yağdırır şair sevince tüm benliğiyle, o hep kavuşma ümidini ve bir buselik fikrini geçirmez insanın fikrinden… “Bekleyeceğim” dedirtir:

“Bugün nişanlansan, yarın evlensen

Benden başka binbir kişi sevsen

Hepsiyle ayrı ayrı izdivaç görsen

Bir gün dönersin diye bekleyeceğim”

Ama bitmez aşkın türküsü, türküler ölmedikçe.Ve anılar bir rüyadır adeta, uyanıkken gördüğümüz. Anılar siner eşyanın ruhuna. Eşyanın da ruhu olur mu deme, olmaz olur mu hiç? Kulak ver şaire:

“Bitmeyen aşk türküsü kumruların sesinde,

Rüyası ömrümüzün çünkü eşyaya siner.”

Anılardır bizi yaşatan, ayakta tutan. Biraz mutluluk, biraz elem verir. İşte o noktada, “Düşünme” der Ahmet Hamdi Tanpınar “Düşünme, mevsimi inleten rengi. Elemdir mest etsin ruhunu”… Ve üstadın bu dizesi karşısında eleme teslim eder insan kendini.

Çünkü yalnız değildir, iki bakış arasındaki çıldırtan hüznü yaşayan. Bilirsin ki artık “Umutsuzluk içindeki karanlığa son ıslık” olan aşka ilk düşen sen değilsindir… Tenden bedenden sıyrık, çocukların içinde yaşadığı o çığlık, histen nefesten bir varlık olan aşka düşen ilk sen değilsindir. Teselli eder Tanpınar seni, okşarken kırgın saçlarını…

“Benden sor sırrını bu boş yolların

Benden sor ve benden dinle akşamı… ”

der bir sandalye çekerek yamacına… Uzun uzun anlatır sonra sana, yarin bastığı eşikte bir kalbinin olduğunu, kalbinin uzak bir hayale ağladığını, zalim arzularla tutuşan etinin, her akşam bir çarmıh olduğunu, saatlerin bir işkence, günlerin bir cellad olduğunu…

En büyük ölümün geçen zaman olduğunu fısıldar kulağına…

Ve göçüp gider sana bin nasihat ettikten sonra:

Geride bir iz bırakarak…

Düşünesin diye şunu yazdırır mezar taşına:

 

“Ne içindeyim zamanın ne de büsbütün dışında…”

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.