DOLAR 7,8187
EURO 9,3602
ALTIN 449,83
BIST 1.329
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Afyon 10°C
Parçalı Bulutlu
Afyon
10°C
Parçalı Bulutlu
Pts 10°C
Sal 8°C
Çar 10°C
Per 11°C
YAZARLAR TÜMÜ

DÜNYANIN EN MUTLU VE ORDUSUZ ÜLKESİ, KOSTA RİKA

20.10.2020
2.318
A+
A-
Yaklaşık 5 milyon nüfuslu Kosta Rika’nın 8 Mayıs 2018’de göreve başlayan yeni devlet başkanı Carlos Alvarado’nun, iki gün sonra başkent San Jose’deki Demokrasi Meydanında toplanan binlerce Kosta Rikalıya konuşması, yerkürenin her tarafındaki haber sitelerine konu olmuştu…
Peki, çoğu insanın haritada yerini bile gösteremeyeceği bu küçük Orta Amerika ülkesine bu küresel ilginin nedeni neydi?
İlk neden tabii ki açıklamanın içeriğiydi; Kosta Rika’nın 38 yaşındaki devlet başkanı, ülkenin fosil yakıttan elde edilen enerji tüketimini 2021’den itibaren barı ile tamamen sona erdirmeye karar verdiğini açıklıyordu. Yani 2021 itibariyle enerji için, petrol ürünleri, kömür, doğalgaz kullanmak tamamen yasaklanıyordu.
Kosta Rika 2017’de yıllık elektriğinin yüzde 99’unu yenilenebilir enerji kaynaklarından elde etti. 2021’de ülkede benzin, mazot veya dizel ile çalışan tek bir araç bile kalmayacak. Kosta Rika’nın, atmosfere karbon salınımı sıfıra inecek. Nitekim kendisi de hidrojenle çalışan bir araç kullanan devlet başkanı Alvarado, ‘’Bağımsızlığımızın 200’ncü yılını kutlayacağımız 2021’de, bütün ulaşımımızı akaryakıttan özgürleştirerek bağımsızlığımızı taçlandıracağız’’ diye konuştu… Kosta Rika, İngiltere merkezli Yeni Ekonomiler Vakfının her yıl açıkladığı Mutlu Gezegen Endeksine (HPI) göre bu yıl, bir kez daha dünyanın en mutlu ülkesi oldu. Zaten son yıllarda diğer mutluluk endekslerinde hep ilk sıralarda yer alıyor.
Kosta Rika, sırt çantalı gezginlerin, mutlu bir emeklilik peşindeki gelişmiş ülke yurttaşlarının, küresel turistlerin yeni gözdesi. Gelir ve tüketim düzeyi yüksek Avrupa ve Kuzey Amerika toplumlarının mutluluk endekslerinde üst sıralarda olması kimseyi şaşırtmaz. Ancak, dünyanın görece geri kalmış, çatışmaların, organize suçun ve politik gerilimlerin yoğun olduğu bir bölgesinin ortasındaki bir ülkenin, dünyanın en mutlu ülkesi olması, her açıdan ezber bozan bir durum. Ülke coğrafyasının önemli bir kısmındaki doğal düzeni ekonomiye kurban etmeyip, gelecek kuşaklara aktarabilen, kişi başına milli geliri 8.000 dolar civarında orta halli bir ülkenin sade bir yaşam süren yurttaşlarının, Avrupa ve Amerika’daki yüksek tüketim toplumlarının üyelerinden çok daha uzun, müreffeh ve mutlu yaşama sahip olması büyük merak uyandırıyor.!
Aslında Kosta Rika, coğrafi özelliklerinin getirdiği şansın ve oldukça başarılı sosyal politikaların ortak simyasını yaşıyor. Dağlık coğrafyası, kudretli tarım ağalarının ve onların işbirlikçisi orduların egemen sınıfı oluşturduğu diğer Orta Amerika ülkelerinin aksine çok geniş tarım arazileri sahipliği oluşmasına engel oldu. Dolayısıyla, hepsi küçük tarımsal mülklerin sahibi olan Kosta Rikalılar, kendi sınıflarını ve sınıf çıkarlarını ülkede egemen kılacak güçlü politikacı arayışından çok, eğitimi öncelik yapan, sağlık sigortası sistemini iyileştiren ve küçük köylere kadar ücretsiz sağlık klinikleri kuran, su kaynaklarının temizliğini korumaya çabalayan mütevazı liderleri tercih etti.
Komşu ülkeleri, askeri liderleri ya da tarım ağalarını devlet başkanı yaparken, Kosta Rikalılar öğretmenleri devlet başkanı yapıyordu. Daha 1869 yılında çıkarılan bir kanunla ilköğrenim zorunlu hale getirildi.!! O dönem için bundan da sıra dışı olan, kız çocukları için de aynı zorunluluğun getirilmesiydi. 1877 yılında idam cezası kaldırıldı ki, yine çağın çok ilerisinde bir adımdı. Daha 1930’a gelindiğinde Kosta Rika dünyanın okuma yazma oranı en yüksek ülkelerinden biri haline gelmişti. Bugün de % 98 gibi çok yüksek okuma yazma orana sahip.
Yine 20’nci yüzyılın başlarında bütün köylere temiz içme suyu götürülerek, çocuk ölümlerine karşı mücadele başlatıldı. 1940’da ise bugün dünyanın en başarılı uygulayıcılarından biri olduğu sosyal güvenlik sistemi kuruldu. 1961 yılında radikal bir adım daha atıldı ve bütün vatandaşları ve de daimi göçmenleri sigortalı yapan kanun kabul edildi. Ve bugün her köyünde bile, ücretsiz hizmet veren sağlık klinikleri kurulmaya başlandı…
Bu uygulamalar sonunda 1970 yılında % 66 olan ortalama yaşam süresi, günümüzde % 80’e çıktı. Kosta Rikalı bir vatandaşın, sağlık güvenliğine harcanan paranın kişi başı milli gelire oranı, sağlık sigortasının ve hastanelerin ücretli olduğu ABD’nin 10’da biri. Bu sıra dışı başarının temel nedeni ise Kosta Rika sağlık sisteminin, hastalıkla mücadeleyi değil, sağlığı korumayı öne alması. sağlıklı yaşam politikası, hastalık oranını oldukça düşürüyor. Bu da ülkenin sağlık masraflarını azaltıyor. Sağlık sigortası sistemi sıradan köylüden, devlet memuruna kadar bütün vatandaşların her türlü ihtiyacını karşıladığı için, toplumdaki bireysel güven hissini yükseltip, genel kaygı düzeyini düşürüyor…
Peki, Kosta Rika çok zengin bir ülke olmadığı halde, sağlık ve eğitime bu derece yatırım için kaynağı nereden buluyor? Yanıtı; Kosta Rikayı dünyadaki en özgün ülkelerden biri yapan şey, ORDUSUZ bir ülke olması..!!! 1 Aralık 1948 günü, dönemin Kosta Rika devlet başkanı Jose Figueres, San Jose’de ordunun ana karargah binasının ünlü dış duvarının kapısı önüne balyoz ile gelip, kapıyı yıkmaya başladığında gazeteler için politik bir şov yapmıyordu. Birazdan duyuracağı son derece sıra dışı kararı açıklamaya hazırlanıyordu.!! Kosta Rika’nın ordusunu tamamen tasfiye ederek, artık ordusuz bir ülke olmaya karar verdiğini duyurdu devlet başkanı. Törenin sonunda ise bahçe kapısını yıktığı karargahın anahtarını eğitim bakanına vererek, bu binanın artık Ulusal Sanat Müzesi olarak kullanılacağını açıklıyordu…
1949’da kabul edilen ve halen yürürlükte olan anayasa ile, o yılki ve sonraki bütün ulusal savunma bütçesi, eğitim ve sağlık yatırımları için Kosta Rika’nın doğal yapısını koruma çalışmalarına devrediliyordu. Şimdi Kosta Rika’nın 70 yıldır bir ordusu yok.!! Sadece şehirlerde asayiş faaliyeti yürüten bir polis gücü var. Yabancı ülkelerin devlet başkanları ziyarete geldiğinde, resmi törenle karşılayacak sembolik bir askeri birlik kurmak bile yasak.!! Yabancı konukları, askeri kıta yerine misafir ülkenin renklerinde giyinmiş çocuklar karşılıyor. Bölgedeki komşuları Guetemala, Nikaragua ve Honduras’ın orduları olmasına karşın 70 yıldır politik çatışmalara, iç savaşlara, mafya savaşlarına ve askeri darbelere sahne oluyor. Diğer komşu Panama ise küresel kara para aklama merkezi olmak gibi, kötü bir şöhrete sahip. Ama Kosta Rika, istikrarlı ve sağlıklı işleyen demokratik kurumlara sahip…
1987 yılında Kosta Rika devlet başkanı Oscar Arias, Reagan yönetiminin Nicaragua’daki Kontra savaşında yer alması için kendisine yeniden bir ordu kurma yönünde baskı yaptığı günlerde ABD Kongresine hitap ederken şöyle söylüyordu:
‘’Daha da güçlenmek için, ordusunu tasfiye etmekten korkmayan bir ülkeden geliyorum. Benim vatanımda tek bir tank, top, savaş gemisi, askeri helikopter göremezsiniz.! Çünkü Devletimiz, ne komşularına ne de kendi halkına tehdit oluşturmuyor. Böyle tehditlerin olmaması, tankımız topumuz olmadığı için değil, aç, okuma yazma bilmeyen, işsiz ve evsiz insanımızın sayısı çok az olduğu içindir.’’
Sonuç mu, Reagan yönetiminin baskısına direnen Arias, iki ay sonra Nikaragua’daki kontra krizinin diplomasiyle sona ermesi yönündeki çabalarından dolayı Nobel Barış Ödülüne layık görüldü…
Ülkenin eski içişleri bakanlarından Alvaro Ramos, USA Today gazetesine yaptığı bir açıklamada, askeri harcamalardan kurtulmanın özellikle de 1950’li ve 1960’lı yıllarda ülkeye çok büyük avantajlar sağladığını vurguluyor ve ekliyor:
‘’Hasta ve yorgun taşra toplumunun yaşamı değişti ve ilerledi. Hastaneler inşa ettik. Ama en önemlisi eğitime yatırımda adeta patlama yaptık”. BM eski Genel Sekreteri Ban Ki-moon da bu deneyimi, ‘’Kosta Rika, onlarca yıldır gereksiz askeri harcamalar yapmayı reddetmede dünya çapında bir örnek teşkil ediyor. Bunun sonucu olarak da bugün ülke, çok düşük bir gelir eşitsizliğine ve çok büyük bir sosyal barışa sahip’’ şeklinde, övecekti. Birleşmiş Milletler Barış Üniversitesi de, kendisine ev olarak Kosta Rika’yı seçerek, onun bu örnek tutumuna verdiği önemi gösterdi. Bununla beraber ABD’de yaşayan bir Kosta Rikalı Eva Lahnmann, ordusuz Kosta Rika’nın tamamen cennet olmadığının altını çiziyor. Çevresine göre az da olsa, hala suç da var, yoksulluk da var diyor. Fakat bir Kosta Rikalılı olarak, ülkenin kat ettiği mesafeden ve geldiği noktadan, büyük gurur duyduğunu da belirtiyor.
“Annem geceleri uyuyabiliyor. Kosta Rika’da sıkça kullandığımız bir cümlede ifade edildiği gibi; “Huzur, Kosta Rikalı annenin büyüttüğü bebeğinin, bir gün asker olmayacağını bilmesidir”.
Dünyadaki 5 mavi bölgeden biri olan Kosta Rika’yı, yerkürede ilgi odağı yapan nedenlerden biri de, dünyadaki az sayıda ‘mavi bölge’lerden birine sahip olması. Mavi Bölge (Blue Zone), insanların ortalamanın çok üzerine bir yaşam sürdüğü yerler için kullanılan bir terim. Kendisini dünyanın neresinde insanların uzun ömürlü olduğunu araştırmaya adayan Dan Buettner’ın, National Geographic dergisinin 2005 Kasım ayı sayısındaki “Uzun Ömrün Sırları” başlıklı kapak dosyası ile ünlendirdiği bir terim. Buna göre dünyada 5 adet ‘mavi bölge’ var; Okinawa Adası (Japonya); Sardinya’nın dağlık köyleri (İtalya); NicoyaYarımadası (Kosta Rika); Ikaria Adası (Yunanistan) ve Loma Linda (California).
Mavi Bölgelerin en önemli özelliği, buralarda ömür süresinin, dünyanın en yüksek ömürlü ülkesinin, ortalamasından bile yüksek olması. Örneğin Sardinya’nın sadece Seulo adlı dağ köyü ve çevresinde 2016 yılı itibarı ile yüz yaşından yaşlı 20 kişi yaşıyordu. İkaria Adası ise, ortalama 90 yıllık yaşam ortalaması ile dünyanın bir numarasında yer alıyor. Adadaki her üç kişiden biri 90 yaşından uzun yaşıyor. İkarialılar yüzde 20 daha az kansere yakalanıyor, kalp rahatsızlıklarıyla yüzde 50 daha düşük oranda karşılaşıyorlar. Yaşlılıkta bunama ise neredeyse hiç yok.!! Okinawa adasında ise her 100 bin kişiden 34’ü, 100 yaşın üzerinde yaşam sürüyor ki, bu da dünya ortalamasının çok üstünde ömür ortalamasına sahip Japon ana karasındakilerden bile, üç katı yüksek bir oran.
Sadece ‘mavi bölge’ değil, Kosta Rika’nın sosyal kültürü de bir başka mutluluk kaynağı…
“Pura vida” ya da “hayatı yaşamak”
2014 yılının son günlerinde Kosta Rika’nın mavi bölgesi Nicoya yarımadasında, 25 civarında 100 yaşından büyük insanın katılacağı bir parti olacağı haberini alan Ulusal Geriatri Merkezi direktörü doktor Fernando Martinez, başkentten araçla dört saat uzaklıktaki partiye mutlaka katılması gerektiğini düşünür. Çünkü bir yaşlı sağlığı uzmanı olarak bu kişilerle sohbetlerinden öğreneceği yeni şeyler olacağına inanır. İlginç şeyler duymaya hazır görünse de partide tanıştığı 108 yaşındaki Maria Francisca Castillo’dan gelen “dans edelim mi”? teklifine, o bile hazır değildi. Dostlarının Panchita diye hitap ettiği 1906 doğumlu kadın, yakındaki mütevazı bir evde yaşıyordu. Dört çocuğu da ona komşuydu. En yaşlı çocuğu ise 92 yaşındaki oğlu Pablo idi.!? “Biz, hiçbir şey katılmamış gıdalarla beslendik. Şimdi ise bir şey enjekte edilmemiş gıda yok gibi. O yüzden bugünlerde herkes çok tembel’’ diye takılacaktı doktora Pachita ve sonra da keyifle gülecekti.
“Gülmek”, geniş geniş gülmek, aslında mavi bölgelerin en önemli ortak özelliklerinden biri.!!! Ama aynı zamanda Kosta Rikalıların artık onlarla özdeşleşmiş “pura vida (pür yaşam)” kültürünün de en önemli elementlerinden biri. Kosta Rikalılar bu yaşam felsefesini o kadar içselleştirmişler ki, ‘merhaba’, ‘hoşçakal’ yerine, ‘nasılsın’ sorusuna yanıt olarak, ‘pura vida’ diyorlar. Ülkenin gayri resmi mottosu olan ‘pura vida’, tasasız, yarına dair hiçbir karamsarlık içermeyen, sahip olduklarından tatminkar, sahip olmadıklarına ihtiyaç hissetmeyen bir yaşamı ima ediyor. Çok eşyaya sahip olma kaynaklı bir mutluluktan daha çok, deneyim kaynaklı bir mutluluk bu…
Farklı kuşaklardan bütün aile üyeleri birbirine çok yakın yaşıyor ve sıkça görüşüyorlar. Kadınlar yaşamın içinde. Kadınlar evlendikleri zaman soyadlarını değiştirmek zorunda değiller. ‘Kızlık soyadı’ diye bir olgu yok. Komşuluk çok güçlü. Gençlerden en yaşlılara kadar herkesin gün içinde birlikte olduğu ve eğlendiği bir sosyal çevresi var. Güçlü sosyal ilişkilerin depresyon önleyici gücü bilimsel araştırmalarla bile ortaya konmuş durumda.
Pura vida’nın bir başka yansıması ise aktif günlük yaşam. Gün içinde çokça yürüyorlar. Çoğu işine yürüyor. Bir çoğu tarım ve toprakla saatler geçiriyor. Yaptıkları işlerden keyif alıyorlar. Çoğunluğun kendisi veya pazarda satmak için küçük çaplı tarımsal faaliyet yapması nedeniyle, organik ve sağlıklı beslenmede de bir ayrıcalığa sahipler. İşlenmiş gıdaların beslenmedeki yeri çok az. Özellikle Nicoya’lılar çoğunlukla sebze-meyve ağırlıklı bir mutfağa sahipler. Et tüketimi kısıtlı. Baklagiller ve mısır en önemli gıda. Şeker tüketimi az. İçme suları mineral zengini ve temiz. Nicoya’da kireçtaşlarının arasından süzülüp gelen içme suları magnezyum ve kalsiyum zengini. Bu da yöre insanının kemiklerini oldukça güçlendiriyor ve 90 yaş üstü nüfusta bile kemik kırılması olaylarının oldukça düşük olmasına yol açıyor.
Eko turizmin gözdesi bir doğa cenneti. Dünyanın karasal yüz ölçümünün sadece yüzde 0.03’ünü kapsayan Kosta Rika, dünyadaki bütün hayvan türlerinin yüzde 5’ini barındırıyor.!
Dünyadaki kelebeklerin yüzde 10’u, Kosta Rika’da uçuyor. Yarım milyondan fazla hayvan türü ile dünyanın biyolojik açıdan, en çoğulcu ülkelerinden biri. Jaguarlar, pumalar ve deniz kaplumbağaları ülkenin en değerli türleri arasında. Ülkenin kağıt paralarında bile, ülkenin bazı çok değerli hayvan türlerinin resimleri yer alıyor.
Bu biyolojik çeşitliliği, Kuzey ve Güney Amerika’nın ortasındaki coğrafi konumu ile, plajlardan yağmur ormanlarına, sis ormanlarından sulak alanlara kadar, farklı iklim ve doğal çevrelere sahip olmasına borçlu. Ülkede 10 bin çeşit ağaç ve bitki yetişiyor. Bu da Kosta Rika’yı son dönemde, özellikle eko turizmin gözde ülkesi yapıyor. Doğayı ekonomiye kurban etmemek, bugünlerde ülkenin ekonomisine en büyük katkıyı yapan konulardan biri olmuş. Ülkenin turizm geliri, en önemli iki ihraç kalemi olan muz ve kahve ihracatının toplam gelirini geçmiş durumda.
1948’de askeri harcamalardan kurtulduğundan beri, doğayı ve yaban hayatı koruma konusuna önemli bütçe ayırmasının yanı sıra, bugüne kadarki bütün politik liderlerin ve genel olarak yurttaşların doğayı, daha doğrusu doğalı koruma konusundaki duyarlılıkların bir sonucu olarak, çevre konusunda örnek bir tabloya sahip. Kosta Rika bu yaklaşımıyla, sürdürülebilir turizmin dünyadaki en parlak örneği konumuna yükseldi. Yani, bir yandan turist sayısı ve turizm gelirini düzenli olarak artırırken bir yandan da turizmin, doğal çevreye ve yerel kültüre olumsuz etkilerini de, en aza indirmeyi başarıyor…
Ülke yüz ölçümünün yüzde 25’i ya milli park ya da yaban hayvanları koruma alanı. Gelişmiş ülkelerde bile bu oran yüzde 13 düzeyinde. Bunun yanı sıra, örneğin 2012 yılında avcılık yasaklandı..!! Yabani hayvanları yaşam alanlarından çıkarmak ya da evcil hale getirmenin yasaklanmasıyla hayvanat bahçeleri de kapatıldı. Ormanların yok olma hızı, daha 1970’li yılarda bile, dünyanın en düşük oranlı ülkelerinden biriyken, 2000’li yıllarda bu oran sıfıra indirdi.!!!!
Cemal Tunçdemir – Tempo Travel 2018 Yaz Sayısı
(Cengiz Karaköse Facebook sayfasından alıntıdır)
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.