Halil Şahin

Halil Şahin

BUNLAR MI KORUYACAK?

 Bir ülkeyle bir ülkenin antlaşma yapmasının hukuki bir yolu ve yöntemi vardır. Bir dışişleri bakanının imzaladığı bağıt hükümet ve yasama meclisinden geçmedikçe geçerliliği için işlemi tamamlanmış sayılmaz. 24 Mayıs 2003’te Dışişleri Bakanlığında, Vatan Gazetesi’nden Sedat Sertoğlu ile röportaj yapan zamanın bakanı, bu söyleşide ABD Dışişleri Bakanı C.Powell ile 2 Nisan 2003 günü 2 sayfa 9 maddelik gizli bir plan yaptığını itiraf ediyor. Daha doğrusu Sayın Gül, bu görüşmesinde ABD ile gizli ilişkiler içinde olduğunu ‘ama gafletten’ deyin, ‘ama acemiliğinden’ kabul edin, ağzından kaçırıyor. Antiphanes’in dediği gibi: Bir insan sarhoş olunca ya da âşık olunca sır tutamaz. Şaşılacak olan, bu deşifre edildiği halde ne o günlerin parlamentosunda, ne de bu günün TBMM’de bulunan sayın milliyetçi vekillerden hiç biri dile getirmediği gibi, milliyetperver geçinen o gazete de halen bu konuyu kamuya anımsatmıyor. O günden bu güne ne gizli anlaşmalar yapıla geldi. Tüm o deşifre edilmiş bilgileri de yarım asır sonrasında tarih mi yazacak? Buna rağmen hemen sınır ötesinde Türkiye’ye karşı yapılan düşmanca hareketlere sessiz kalan iktidarlar, karşılarında muhatap devlet bulamadıkları yalanına sarılıyor. Yapılan gizli antlaşmanın TBMM’den geçiş zorluğu biliniyor ki, bu ihanet teşebbüsü şeklen orada bırakılmış görünüyor. Böylesi bağıtlamalardan sonra ola gelen; “Türk askerinin başına çuval geçirmelere, PKK’yi ABD silahlarıyla üzerimize salan girişimlere, Türkiye Cumhuriyeti’nin bütünlüğü ve egemenliğinin koruyucusu Silahlı kuvvetlerimize dışarıdan ve içeriden yapılan saldırılara, TSK’nin Kıbrıs’ta kalmaması için yapılan işlevsel propagandalara, ABD garnizonlarında asılı olan Türkiye’yi bölen haritalara, Kerkük Türklerinin yaşam haklarına yönelik cinayetlere ve Barzanistanda yapılması örgütlenen referandumlara” ciddi hiçbir tepki gösterilmemesi rastlantı olamaz. İMKB endeksi doruklardayken kerametin Hükümet politikalarında olduğunu söyleyenlerin, düşerken de kabahati ABD’deki ve AB’deki oluşlarla açıklamaya çabalamaları; Türkiye’nin dışarıya ne denli bağımlı olduğunu unutturma ve uyutma gayretleri değil mi? Ne garip ki; elan TBMM’de bulunan ve her biri milliyetçi kesilen sayın vekillerinin hiç birinin bu manzaraları dile getirmediği gözlemleniyor. O meclistekiler, bu politikaların dünkü mimarı olduğu halde, “tartışmalı bir seçimle seçildiği gün ettiği yeminle Türkiye’nin bağımsızlığını ve toprak bütünlüğünü ne denli koruyacaklar? Yarısından fazlası kadın olan ülkede ‘Kadınsız Cumhuriyet’ kurmayı başaranlar ve onlara biat edenler mi koruyacak? Yoksa ‘İkinci Cumhuriyet kuruldu’ diyerek bayram yapanlar mı? Yarınlarınızı bunlar mı koruyacak? Onların derdi “Türbangilleri başkomutan oldurmak” idi. “Yol açanlar utansın!” demekle bu hıyanete ortaklıktan elbette kurtulamazsınız. Vicdanınız sizi asla rahat bırakmayacaktır. Sözüm herkese; özellikle partilerin genel başkanlığı koltuklarına oturan dublaj liderlerine! Sizler kendilerinizi; bu ülkenin halkı olan köylüsünün, işçisinin, esnafının, sanayicisinin, tüccarının, tüm diğer çalışanlarının ve emeklisinin haklarını koruyacak, Türk Ulusunu tümüyle kucaklayabilecek özellik ve güçte görebiliyor musunuz? Millet bu ana dek sizde o soycul gücü göremedi. Bir zamanlar özgür ve tam bağımsızdı ülkemiz/ Bizi Amerika’ya teslim eden güç/ ne tanktı, ne füze, ne de atom bombası/ türlü belâ dolarla geldi 1950 sonrası…    

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Halil Şahin Arşivi