DOLAR 7,4762
EURO 9,0426
ALTIN 441,82
BIST 1.557
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Afyon -2°C
Soğuk
Afyon
-2°C
Soğuk
Sal -2°C
Çar 1°C
Per 7°C
Cum 6°C
YAZARLAR TÜMÜ

BU HASRET BİZİM

Halil Şahin
ÖZGEÇMİŞ Halil Şahin İzmir İli, Dikili İlçesi, Bademli Köyü 1949 doğumlu. Evli ve 1Çocuk sahibi. Ortaklar İlköğretmen Okulu, Gazi Eğitim Enstitüsü Sosyal Bilgiler Öğretmenliği, Anadolu Üniversitesi Coğrafya Öğretmenliği, Çapa Öğretmen Yetiştirme Merkezi İlköğretim Müfettişliği mezunu olarak; İlkokul Öğretmenliği ve yöneticiliği, Sosyal Bilgiler ve Coğrafya Öğretmenliği ile orta öğretim yöneticiliği ile İlköğretim Müfettişliğinde geçen 39 yıl eğitim alanında devlet memuriyeti yaptı. 1964 yılından bu güne gelesiye değin Aydın’da ‘Yeni Kıroba’ ve ‘Söke Ekspres’, İzmir’de ‘Adalet’, ‘Ege Ekspres’, ‘Demokrat İzmir’ ve ‘Yeni Asır’ ile ‘Dikili Genç Haber’; Adana’da ‘Kozan Hürses’, Kahraman Maraş’ta ‘Haber’, Konya’da ‘İlerici Akşehir’, Afyonkarahisar’da ‘Türkeli’, ‘Kocatepe’, ‘Afyon’da Haber’, ‘Elçi’, ‘Sultandağı Ses’, ‘Sözcü’, ‘Kadınana’, ‘Görüntü’ gazetelerinde muhabirlik, köşe yöneticiliği, köşe yazarlığı, İdare ve Genel Yayın Danışmanlıkları yaptı. Kurduğu bir Ltd şirket aracılığıyla da Afyonkarahisar’da basılıp idare edilen, fakat İç Ege’de satış ve dağıtımı yapılan ‘İç Ege’ adlı bölge gazeteciliği denemesi yaptı. Afyonkarahisar Belediyesi ‘Belediye Radyosu’ ile ‘Armoni fm’ ve Dikili’de de ‘Genç Radyo fm’ de radyo programlarıyla hizmet verdi. İlksan, Töb-Der, DES, Temsen’de eğitim alanında, Afyon Gazeteciler Cemiyeti’nde gazetecilik alanında, ADD’de de sosyal alandaki mesleksel dernekçilik ve sendikacılık etkinliklerinde çalışmalar yaparken Denetim Kurulu üyeliği, Yönetim Kurulu Üyeliği ile Onur Kurulu üyeliklerinde bulundu. Afyonkarahisar’da Kumartaş Köyü Kalkınma Kooperatifi’ni kurdu. MEMKO Tüketim Koooperatifi’nin kurucu üyeleri arasında bulunarak yönetim kurulunda aktif olarak çalıştı. Halen ürettikleri evlerinde oturmakta olduğu Milli Eğitim Mensupları Yapı Kooperatifi’nde de Denetim Kurulu Üyeliği ve Yönetim Kurulu Başkanlığı yaptı. ADD Afyonkarahisar Şubesi Başkan Yardımcısı görevini sürdürür iken 17 Kasım 2006 tarihinde görevlendirildiği İşçi Partisi Afyonkarahisar İl Başkanlığı’nı, 11 Aralık 2006’da gerçekleştirdiği İl Kongresi ile seçilmiş başkan olarak sürdürmeye başladı. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin Cumhurbaşkanı seçememesi sonucu gidilen Genel Seçimlerde Milletvekili adayı olabilmek için, yasa gereği 07.05.2007 tarihinde İl Başkanlığı görevinden ayrıldı. Genel seçimlerde Afyonkarahisar Milletvekili Adaylığını müteakip, ardından gelen Yerel Seçimlerde de İzmir İli, Dikili İlçesi İşçi Partisi Temsilciliğini üstlenerek, aynı ilçeden İl Genel Meclisi Adayı oldu. Bu arada sahipliğini ve kuruculuğunu yaptığı Uşak Özel Gülen Aydede Anaokulu’nun Müdürlüğü’nü de 2 yıl sürdürdükten sonra, bir süre internet köşe yazarlığı da yaptı. O şimdi emekli yaşamını sürdürmektedir.
25.08.2015
50
A+
A-

Siyaset sahnede. Siyaset bezirgânları kent, köy demeyip adımlıyorlar. Köylü diyor ki;

“Ürün para etmiyor! Mal para etmiyor! Mazot pahalı! Uçan kuşa borcumuz var! Bizi dilenci ettiler!”

Pancar ve haşhaşa kotalar uygulanıyor ama dışarıdan mısır, buğday alınıyor. Biz çiftçilerden esirgenen destekler ABD’li ve AB’lilerle işbirlikçi ağalar ve tefecilerin cebine akıtılıyor. Ürettiklerimiz amele ve mazot ücretlerini karşılamıyor. Alacaklılarımızın gözleri ürünlerimizin peşinde ama hacizciler de çiftçilerin peşindedir.

“Tarımı desteklemeyeceksin. Gümrükleri kaldıracaksın. Devlet işletmelerini ve diğer kitleri özelleştireceksin. Köylü nüfusunu %10’lara düşüreceksin. Piyasayı Dolar’a, Euro’ya açacaksın. Devleti küçülteceksin. Yabancılara toprak satışını serbest bırakacaksın” diyen AB’nden kurtulmalıyız.

AB’nin dümen suyunda gidilerek yaratılan, eşi benzeri bulunmayan uygulamalara son verilmelidir. Türkiye’nin kaynakları suyun başında bölüşülmemelidir. Kaynaklar; banka hortumcularına, dolar vurguncularına, uyuşturucu kaçakçılarına, mafyaya, IMF ve Dünya Bankası’na akıtılmamalıdır.

Belediyeler halk örgütü olmaktan çıkarıldı, siyasilerin arpalığı oldu. Öz kaynaklar peşkeş çekildi.

Söylenenler özetle bu cümlelerde ifadesini buluyor. Çareyi yine bu sözlerin ilgilileri dobra dobra ve net olarak, hem de kimselerden çekinmeden veriyor.

Şüphesiz çare bellidir. Kendisine ‘Sağ’ ve ‘Sol’ adını takmışların bu denli birbirine karıştırılarak sömürgenleştirildiği ülkemiz için tek çare; suyun başını tutacak, Washington’dan emir almayacak olan Milli Hükümetin oluşturulmasından geçiyor. Ama 2001- 2015 dönemi TBMM’nde temsil edilen siyasi partiler ile bu olanaklı değil.

O halde Odalar, Kooperatifler ve Kooperatif Birlikleri, Kırsal alan muhtarlarımız ile tarım alanında örgütlü tüm kurumlarımız bu amaçla kenetlenmelidir.

Çünkü kurulacak Milli Hükümet, iç borçları erteleyerek ve hortumlanan kaynaklara el koyarak yaratılacak kaynaklarla; Tarımı yeniden destekleme kapsamına almadıkça, halkın gereksinmelerine yanıt verecek planlı bir üretim gerçekleştirmeye yönelmedikçe, köylüye hizmet götüren kurumlarımızın kapatılmasına ve yağmalanmasına son vermedikçe, pancar, haşhaş ve buğday gibi stratejik üretimler desteklenerek kotaları kaldırmadıkça kurtuluş yok.

Baksanıza; ABD himayesinde AB borazancıları kurulu laterna (gramafon) gibi, “Mazot 1 YTL olacak” gibisinden aynı türküyü söylüyorlar. İktidardaki olan da “Kolay mı?” diyerek, köylünün ve çiftçinin suyunu çıkarırcasına kasılıyor. Bu konuda çok ciddi söyleme sahip partiler de var, her maddi vaadinin mutlaka kaynağını gösteriyor. Ama sizler göremiyor ve duymuyorsunuz. Üstüne üstlük emperyalizmin tuzağına düşerek, sizi asıl kurtaracak olan bu siyasi kadroları radikal olmakla suçluyor ve küçümsüyorsunuz.

İster istemez Nazım’ın Davet’i usa düşüyor:

“Dörtnala gelip Uzak Asya’dan/Akdeniz’e bir kısrak başı gibi uzanan/ Bu memleket bizim!/ Bilekler kan içinde, dişler kenetli Ayaklar çıplak/ Ve/ İpek bir halıya benzeyen toprak/ Bu cehennem, bu cennet bizim!/ Kapansın el kapıları bir daha açılmasın/ Yok edin insanın insana kulluğunu/ Bu davet bizim!/ Yaşamak bir ağaç gibi/ Tek ve hür/ Ve/ Bir orman gibi kardeşçesine/ Bu hasret bizim!”

Dertleri çekenler çözümü de biliyor. ABD ve AB işbirlikçilerinin kıskançlık dolu saldırganlıklarına rağmen Diyarbakır “ Kardeşlik ve Sevgi”, Adana “Terör üssü İncirlik’e el konulsun. ABD Defol!” mitinglerinin ilgi görmesi bundan.

Buna rağmen merak ediyorum: “Bu ülkede çoban ateşi ne zaman yakılacak?”

Bizim Boyacı Sabahattin, filozof kişidir. Böylesine olayları dinledikten sonra: “Hıristiyan gibi yaşıyoruz. Yahudi gibi davranıyoruz. Müslüman gibi cennet istiyoruz.” deyiverir.

Haksız mı?

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.