DOLAR 7,8831
EURO 9,3508
ALTIN 466,15
BIST 1.314
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Afyon 10°C
Sisli
Afyon
10°C
Sisli
Sal 11°C
Çar 7°C
Per 7°C
Cum 8°C
YAZARLAR TÜMÜ

“Biyoçeşitlilik ve Ekoturizm Sempozyumu” düzenlendi

Reklam
11.12.2014
62
A+
A-

Afyon Kocatepe Üniversitesi (AKÜ) Doğa Koruma Biyoizlem Uygulama ve Araştırma Merkezi ile Orman ve Su İşleri Bakanlığı 5. Bölge Müdürlüğü işbirliğinde 11 Aralık 2014 tarihinde “Afyonkarahisar İli Biyoçeşitlilik ve Ekoturizm Sempozyumu” düzenlendi.

AKÜ Atatürk Kongre Merkezi’nde düzenlenen sempozyumun açılış konuşmasını yapan Doğa Koruma Biyoizlem Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Doç. Dr. Uğur Cengiz Erişmiş, 19. yüzyıldan itibaren küreselleşme ve sanayileşmenin ciddi oranda gelişme gösterirken çevresel kaynaklardan faydalandığını söyledi. Erişmiş, “19. yüzyıldan itibaren küreselleşme ve sanayileşme ciddi oranda bir gelişme gösterirken çevre kaynaklarından faydalanılıyordu. Bunun sonucunda hızlı nüfus ile artışı ile birlikte üretim ve tüketim de artmaya başladı. Buna kayıtsız kalmayarak çevrede olan kaynakların kullanılması gerekiyordu” dedi. Teknolojiye bağlı olarak çevresel kaynakların kullanılmaya başlandığını anlatan Erişmiş, “Sınırsız gibi görülen bu çevre kaynakları daha sonra tahrip edilmeye başlandı. Bu yüzyıl içerisinde iki dünya savaşının yaşanması da insanlık tarihinde canlı türlerinin tükenmesi tehlikesini beraberinde getirdi” diye konuştu.

Günümüzde her an sanayi ve teknoloji ile ilgili adımların atıldığını ifade eden Erişmiş, şöyle konuştu:

“Teknolojik gelişim içerisinde insanoğlunun yapamadığı temel basın maddeleri olan buğday, mısır ve fasulye gibi ürünlerin suni yönden elde edilmesi durumu yaşanmaya başlandı. Doğanın korunması ile ilgili 1970 yılından itibaren sürdürülebilir kalkınma olarak tanımlanan bir çerçeve içerisinde bir model geliştirildi. Bunun içerisinde de ekoturizm ve biyoçeşitlilik yer almaktadır. Bunlar bir yerde alternatif turizm olarak ifade edilmektedir. Türkiye’de klasik turizmin her ülkede olduğu gibi sınırı ve getirdiği döviz miktarı bellidir. Ülkemizin jeocoğrafik durumuna baktığımız zaman hem ekoturizm açısından hem de klasik turizmin bir cenneti olduğunu biliyoruz.”

Doğa turizmi dünyada en hızlı büyüyen alternatif turizm türü

Daha sonra söz alan Orman ve Su İşleri Bakanlığı 5. Bölge Müdürü Mehmet Kuşçu, biyolojik zenginliğin çok fazla ciddiye alınmamasının büyük bir stratejik hata olduğunu söyledi. Kuşçu, “Ekonomik ve kültürel zenginlikler her zaman gündeme geliyor ama biyolojik zenginlik pek gündeme getirilmiyor. Bunun faturasını inşallah gelecekte ağır bir şekilde ödemek zorunda kalmayız” dedi. Kuşçu, Türkiye’nin ekolojik zenginlikler açısından sayılı ülkeler arasında bulunduğunu belirterek, “Bu zenginliklerin ülke ekonomisine kazandırılması büyük bir önem arz etmektedir. Bu bağlamda doğa turizmi ülkemizde ve dünyada turizmin en hızlı büyüyen alternatif turizm dallarından biridir” diye konuştu.

Kuşçu son yıllarda alternatif turizmin büyük bir gelişme kaydettiğini de belirterek, şöyle dedi:

“Doğa turizminin önemli bir kısmı korunan alanlarda gerçekleştirilmekte. Orman ve Su İşleri Bakanlığı Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü tabiat parkları, milli parklar, yaban hayatı geliştirme sahaları gibi koruma alanlarında gerçekleştirilmektedir. Bilinçsizce ve doğanın hassas dengesi gözetilmeden yapılan bazı etkinliklerin korunan alanlara ve tabiata çok zarar vermektedir Bu tür sahaları korumakla görevli olan Bakanlığımız, hem bu turizm dalının geliştirilmesine öncü olmakta hem de faaliyetlerin doğayı tahrip eden bir faktör olmasını engellemek için doğa turizmi mastır planları gerçekleştirmiştir. Bölge Müdürlüğümüz koordinasyonunda kurum ve kuruluşlar, üniversite ve sivil toplum örgütlerinden oluşturulan proje ekibince “Afyonkarahisar İli Doğa Turizmi Mastır Planı” hazırlanmıştır. Plan, diğer turizm dalları ile birlikte doğa turizminin de işlevsel hale getirilmesini sağlayarak, ilimizin turizm amaçlı gelişmesine esas teşkil edecek önemli bir kılavuz niteliğindedir.”

Türkiye biyolojik çeşitlilikte Avrupa’nın en zengin 9. ülkesi

Sempozyum açılışında Kuşçu’nun ardından söz alan AKÜ Rektörü Prof. Dr. Mustafa Solak ise biyoçeşitliliğin canlıların ortaya çıkışından bu yana en değerli birikim olarak kabul edilmekte olduğunu söyledi. Solak, “Her geçen gün değişen dünyamızda dengelerin yeniden kurulması ancak, bu zengin birikim sayesinde mümkündür” dedi. Türkiye’nin, Avrupa ve Orta Doğu’nun en zengin biyolojik çeşitliliğe sahip ülkesi olduğunu ifade eden Solak, “Avrupa kıtasında biyolojik çeşitlilik açısından 9. Sırada bulunan ülkemizin 7 coğrafi bölgesinin her biri ayrı iklim, flora ve fauna özellikleri göstermektedir. Afyonkarahisar ilimizde de alanında uzman öğretim üyelerimiz koordinasyonunda biyolojik çeşitliliğe yönelik farklı nitelikte projeler yürütülmektedir. Bu sempozyum vesilesiyle ‘ülkemiz ve ilimizin biyoçeşitliliği, kültür turizmi ve ekoturizm’ gibi belli başlı konular etraflıca tartışılacaktır” diye konuştu.

Solak, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Üniversitemizde değişik alanda yapılan çalışmalar kapsamında, yine termal sağlık turizmi alanında ilimize gelen ziyaretçilerin buraya geldiklerinde kaldıkları süre içinde zamanlarını değerlendirmeleri bakımından termal ve sağlık turizmin uygulama alanlarının yanı sıra inanç turizmi ve doğa turizmi de ayrı bir yer kaplamaktadır. Bu bağlamda doğa turizmin önemini bilmekteyiz. Buna ilişkin hazırlıklarımızı, eksikliklerimizi ya da yapılacakları bir plan dâhilinde ilimizdeki önemli kuruluşların koordinasyonunda yapmaya başladık. Bu sempozyum da onlardan biridir. Ekosistem ve biyoçeşitliliği korumak zorundayız. Genetiği değiştirilmiş organizmaların giderek çoğaldığı, hibrit bitkilerin yer aldığı, farklı çalışmaların farklı nedenlerle hız aldığı böyle bir dönemde biz ekosisteme önem vermeliyiz. Belli çalışmalarla zenginliğimizi, yaban hayatımızı, bitki ve hayvan çeşitliliğimizi mutlaka envanterlerini çıkararak tamamlamak zorundayız. Böylesine bir sempozyum da bu çalışmalara destek verecek ve yeni ufuklar açacaktır.”

Açılış konuşmaların ardından çevre konusunda farkındalık bilincinin yaşatılması, kent bilinci ve kültürünün geliştirilmesi, doğanın korunmasında yerel yönetimler olarak çalışmalarından dolayı Afyonkarahisar Belediye Başkanı Burhanettin Çoban ile etkinliğe sağlamış olduğu yardım ve desteklerinden dolayı Orman ve Su İşleri Bakanlığı 5. Bölge Müdürü Mehmet Kuşçu’ya AKÜ Rektörü Prof. Dr. Mustafa Solak tarafından birer plaket takdim edildi.

Açılış panelinde biyoçeşitlilik tartışıldı

Sempozyum Afyonkarahisar’da biyoçeşitliliğini anlatan kısa film gösteriminin ardından düzenlenen açılış oturumu ile devam etti. Oturum başkanlığını AKÜ Fen-Edebiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mehmet Karakaş’ın yaptığı panelde Afyonkarahisar Belediye Başkanı Burhanettin Çoban, Orman ve Su İşleri Bakanlığı 5. Bölge Müdürü Mehmet Kuşçu ve Afyonkarahisar Termal Turizm ve Turistik Oteller Derneği temsilcisi İsmail Özcan konuşmacı olarak katıldı. Panelin açılış konuşmasını yapan Prof. Dr. Karakaş, toplumların temel özelliklerini tanımlarken tarihsel, kültürel özelliklerinin yanında doğal zenginliklerinin de değerlendirildiği takdirde bir sistemin ortaya çıkacağını söyledi. Karakaş, şunları kaydetti:

“Bunlar toplumu tanımlayan temel unsurlardır. Bunlar birbiri ile bütünleşmediği sürece toplumun bir bütün olması da söz konusu olamaz. Özellikle günümüz dünyasında toplam nüfusun büyük bir çoğunluğunu kent nüfusunun oluşturması, yaşamın büyük bir kısmının kentlerde devam etmesi nedeniyle kentlerin tarihsel ve kültürel zenginlikleri ile birlikte doğal zenginlikleri, biyoçeşitlilik özellikleri kentlerin yaşamın büyük alanlarını oluşturmalarından ve hayatın mobil hale gelmesi dolayısıyla gerek ulusal ve gerekse uluslararası hareketliliğin özellikle turizm ekseninde artışı ile birlikte bu zenginlikler toplumların yaşamlarında önemli bir değer kazanmıştır. Dolayısıyla bu değerleri korumak ve geliştirmek önemli bir sorumluluktur. Bu sorumluluk içerisinde belki de en fazla karşılığı olan kurum kent yönetimleridir.”

Panelde daha sonra söz alan Afyonkarahisar Belediye Başkanı Burhanettin Çoban, “Kent Ekonomisinde Yatırımlar” konulu bir sunum yaptı. Çoban sunumunda, Afyonkarahisar’da yapılan çevre yatırımlarına ilişkin bilgiler verdi. Çoban, “Afyonkarahisar’ımızın güzel doğasının, bitkilerinin ve hayvanlarının korunması çok önemli. Belediye olarak geçmiş dönemde yapmış olduğumuz hizmetlerle buna çok büyük katkı yaptığımıza inanıyorum” dedi.

Çoban, Afyonkarahisar’ın içme suyu boru hatlarının büyük bir kısmının değiştirildiğini anlatarak, yapılan hizmetleri şu ifadelerle anlattı:

“Afyonkarahisar’da bir zamanlar içme suyu borularının yüzde 90’ı asbest ya da pig borulardan oluşuyordu. 60 yıl ila 30 yıl arasında kullanılmış olan bu boruların tümünü değiştirmekle işe başladık. Bu konuda çok sert tepkiler alsak da bunu yaptık. Afyonkarahisar olarak çok fazla yağış ve rüzgâr alan bir bölgede değiliz. Özellikle geçtiğimiz yıl yağış hiç olmadı ve kar hiç yağmadı. Bir meteoroloji uzmanı olarak bir yerdeki havayı rüzgârın, yağışın ve karın temizlediğini belirtmek istiyorum. 2009 yılında göreve başladığımızda 3 bin konutta doğalgaz sistemi vardı. Şu an 23 bin abone var. Üzülerek ifade etmem gerekir ki, 45 bin ev ve konutta abone olma imkânı varken 22 bin tanesi abone olmadı ve halen daha kömür kullanmaya devam ediyorlar. Bu konu, bir dahaki mahalli çevre kurulu gündeminde yer alacak bir konudur. Afyonkarahisar’da bir zamanlar kanalizasyon Eber’e gidiyordu. Ancak yapılan yeni atık su arıtma tesisi ile ki, 40 milyon TL yapım maliyeti ve aylık 400 bin TL işletme maliyetine sahip bu sorun ortadan kalktı. 11 Kasım 2011 tarihinden beri bu tesis hizmet veriyor. Maalesef hala bazı ilçe, belde ve köylerimiz atık sularını Eber’e veriyor. Günlük 5 bin metreküp suyu arıtan bu tesis ,Türkiye çapında pek çok belediyenin ve üniversitelerin ziyaretlerinde ilk sırada tercih ettikleri bir tesis aynı zamanda. Afyonkarahisar’da bazı mahalle ve köylerimizin atık suları eskiden Akarçay’a veriliyordu. Şehrimizin içerisindeki açık bir dereden bizim atık sularımız gidiyordu. Bunun tamamını yaklaşık 50 milyon TL para harcayarak ıslah ettik ve güzel bir tesis oluşturduk.”

11aralik1402 11aralik1408

Manisa ve İzmir de bile çöpler vahşi depolanıyor

Çoban, Afyonkarahisar’da önemli ölçüde ağaçlandırma çalışmaları yürütüldüğünü de belirterek, “Afyonkarahisar’da önemli oranda ağaçlandırma faaliyetleri gerçekleştirdik. 2009 yılında 18 metrekare yeşil alan varken şu an bu rakam 24 metrekareye çıktı. 2009 yılında nüfus 160 bin iken kişi başına düşen yeşil alan miktarı 18 metrekareydi; şu an ise 203 bin nüfusa sahip Afyonkarahisar’da kişi başına düşen yeşil alan miktarı 24 metrekareye yükseldi” diye konuştu.

Birçok büyük şehirde çöplerin vahşi depolandığını anlatan Çoban şunları söyledi:

“Afyonkarahisar’da geçmişte çöpler vahşi depolama ile toplanırdı. 15 Ekim 2009 tarihinden beri çöplerimizi modern depoluyoruz. Şu an İzmir ve Manisa gibi pek çok büyük şehir çöplerini vahşi depoluyor. Afyonkarahisar’da katı atık bertaraf tesisinde çöpler modern olarak depolandığı gibi 2,3 megawatt/saat elektrik de üretiliyor. Elektrik üretiminden elde ettiğimiz gelirle Sandıklı’nın, Emirdağ’ın, Çay’ın, Çobanlar’ın, Şuhut’un, İhsaniye’nin, Sultandağı’nın ve Bolvadin’i çöplerini Afyonkarahisar’a taşıyoruz. Bu ilçeler Afyonkarahisar Belediyesi’ne herhangi bir bedel ödemiyor. Elektrikten alınan para ile nakliye karşılanıyor.”

Panelde daha sonra söz alan Orman ve Su İşleri Bakanlığı 5. Bölge Müdürü Mehmet Kuşçu da kurumunca yürütülen 2013-2023 Doğa Turizmi Master Planı ile ilgili bilgiler verdi. Kuşçu, plan ile doğa turizmi potansiyelinin belirlenmesi ve değerlendirilmesi, turizmin tür ve aktivitelerinin zenginleştirilmesi, alternatif turizm alanlarının hizmete sunulması ve tanıtılması, koruma-kullanma dengesi çerçevesinde; sürdürülebilir doğa turizm stratejilerinin belirlenmesi ve turizmin ekonomik ve sosyal katkılarından toplumun farklı kesimlerinin yararlandırılmasının amaçlandığını söyledi.

Kuşçu, Afyonkarahisar’ın doğa turizmi açısından güçlü yönleri olduğunu belirterek, şöyle dedi:

“Bunların başında potansiyel doğa turizmi alanlarının zenginliği, doğal karakteri bozulmamış alanların varlığı, ulaşım imkânlarının yeterli oluşu, doğa turizmine konu alanların, tarihi ve kültürel değerlerle iç içe yer alması ve Milli Park, Tabiat Parkı, Tabiatı Koruma Alanları’nın 2873 sayılı Milli Parklar Kanunu gereğince korunuyor olması, birey ve toplum ilgisinin artması, her mevsimde farklı doğa turizmi etkinliklerinin yapılabilmesi, sektörün gelişme eğiliminde olması, bölge turizmini geliştirmeye yönelik çalışmalarının bulunması gelmektedir.”

Açılış oturumunda son olarak söz alan Afyonkarahisar Termal Turizm ve Turistik Oteller Derneği temsilcisi İsmail Özcan da Derneğin çalışmaları hakkında katılımcıları bilgilendirdi. Sempozyum, açılış oturumundan sonra AKÜ Doğa Koruma Biyoizlem Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Doç. Dr. Uğur Cengiz Erişmiş’in “Türkiye’nin Biyoçeşitliliği” konulu sunumuyla devam etti. Sempozyum programı, öğleden sonra gerçekleştirilen 2 oturumun ardından sona erdi.

ETİKETLER: ,
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.