Afyon Haber Portalı I Afyonkarahisar Haberleri – AfyonPrestij.com

ATA’NIN DÜŞLEDİĞİ TÜRKİYE

ATA’NIN DÜŞLEDİĞİ TÜRKİYE
29 views
30 Ağustos 2014 - 16:24

Yıkılmış, harabeye çevrilmiş topraklar üstünde sonsuza dek yaşayacak olan Türkiye Cumhuriyeti’nin temellerini atması, unutulmayacak büyük işler yapması, 15 yıl gibi kısa bir zamanda Türkiye Cumhuriyeti’ne Dünya’da saygınlık kazandırması bir yana; hepsini gerçekleştiremeden öldüğü günün ardında kalan amaçlarının sonuç hedefi: Türk Ulusunu çağdaş uygarlık düzeyinin üzerine çıkarmaktı. Yaptığı tüm yenilikler ve devrimler bu ereğinin gerçekleşmesi için değil miydi?

Bu yaptıkları her bir hareket birer ilkeye sahipti: “Egemenlik ulusun olmalıdır.” Diyordu. Yurtta barış, Dünya da barış politikalarımızın temeli olmalıydı. Türkiye bağımsız olmalı, hiç bir devletin peşinden sürüklenmemeliydi.

Gelecek neslin duyarsız kalabileceği olasılığına karşı adeta not ettiriyordu. Daha neler demiyordu ki!

“Yeraltı ve yer üstü kaynaklarımız halk yararına devlet tarafından işletilmelidir. Bilim, sanat ve teknik alanlarında Türkiye, Dünya devletleri arasında gerekli yerini almalıdır.”

Boş söylem ve yanlış inançların (Hurafenin ve batılın) esiri kalabilecek bir Türkiye’nin genç neslini uyarıyordu: “Türkiye boş inançlardan kurtulmalıdır. Çağdaş uygarlık Türklüğün temeli olmalıdır.”

Sanki yokluğundan kısa süre sonra üzerimize atılacaklarını biliyordu. “Ulus tarihimiz aydınlığa kavuşturulmalıdır.” Diyerek, emanetinin nasıl korunabileceğine ışık yakıyordu.

Devam ediyordu:

Türkçe, yabancı dillerin baskısından kurtarılmalıdır. Türk Ulusu, kendine yakışır bir kılık kıyafete kavuşturulmalıdır. Halkımız kısa zamanda yüzde yüz okur, yazar duruma getirilmelidir.

Kuracakları sömürü çarkında pestilini çıkarmayı düşledikleri Türk Milletini, sınıf kavgaları içinde birbiriyle çarpıştırarak yok edeceklerini biliyordu. Bu nedenle; “Köylü, ulusun efendisi olmalı; kalkınması için her türlü devlet yardımı yapılmalıdır. İşçi emeğinin karşılığını almalı, kafa ve kol gücüyle sermaye gücü arasında adalete dayanan bir denge kurulmalıdır. Ulusal bir ekonomi yaratılmalı, yabancıların yurdumuzu sömürmesi kesin olarak önlenmelidir. Yurtta aç, işsiz, evsiz insan kalmamalı ve herkes geleceğine güvenle bakmalıdır. Toprak reformu mutlaka yapılmalı ve topraksız köylüye toprak verilmelidir. Bölgeler arasında dengesizlik ortadan kaldırılmalı, devlet kalkınmada geri kalmış bölgelere öncelik tanımalıdır. Türkiye, ezen ve ezilen insanların yaşadığı bir ülke değil, herkesin barış ve kardeşlik duyguları içinde yaşadığı bir demokratik ülke olmalıdır.” diyerek düşüncesini açıkça söyleyip, hedef ortaya koyuyordu.

Gün geldi ve Prof.Erdal İNÖNÜ’nün sözünü anımsar gibi oldum: Gerçeklerin bir gün ortaya çıkmak gibi kötü huyu vardır.

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.