DOLAR 7,8727
EURO 9,3985
ALTIN 458,00
BIST 1.342
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Afyon 8°C
Sisli
Afyon
8°C
Sisli
Cum 10°C
Cts 10°C
Paz 11°C
Pts 10°C
YAZARLAR TÜMÜ

ANTİ VİRÜS ARANIYOR

Halil Şahin
ÖZGEÇMİŞ Halil Şahin İzmir İli, Dikili İlçesi, Bademli Köyü 1949 doğumlu. Evli ve 1Çocuk sahibi. Ortaklar İlköğretmen Okulu, Gazi Eğitim Enstitüsü Sosyal Bilgiler Öğretmenliği, Anadolu Üniversitesi Coğrafya Öğretmenliği, Çapa Öğretmen Yetiştirme Merkezi İlköğretim Müfettişliği mezunu olarak; İlkokul Öğretmenliği ve yöneticiliği, Sosyal Bilgiler ve Coğrafya Öğretmenliği ile orta öğretim yöneticiliği ile İlköğretim Müfettişliğinde geçen 39 yıl eğitim alanında devlet memuriyeti yaptı. 1964 yılından bu güne gelesiye değin Aydın’da ‘Yeni Kıroba’ ve ‘Söke Ekspres’, İzmir’de ‘Adalet’, ‘Ege Ekspres’, ‘Demokrat İzmir’ ve ‘Yeni Asır’ ile ‘Dikili Genç Haber’; Adana’da ‘Kozan Hürses’, Kahraman Maraş’ta ‘Haber’, Konya’da ‘İlerici Akşehir’, Afyonkarahisar’da ‘Türkeli’, ‘Kocatepe’, ‘Afyon’da Haber’, ‘Elçi’, ‘Sultandağı Ses’, ‘Sözcü’, ‘Kadınana’, ‘Görüntü’ gazetelerinde muhabirlik, köşe yöneticiliği, köşe yazarlığı, İdare ve Genel Yayın Danışmanlıkları yaptı. Kurduğu bir Ltd şirket aracılığıyla da Afyonkarahisar’da basılıp idare edilen, fakat İç Ege’de satış ve dağıtımı yapılan ‘İç Ege’ adlı bölge gazeteciliği denemesi yaptı. Afyonkarahisar Belediyesi ‘Belediye Radyosu’ ile ‘Armoni fm’ ve Dikili’de de ‘Genç Radyo fm’ de radyo programlarıyla hizmet verdi. İlksan, Töb-Der, DES, Temsen’de eğitim alanında, Afyon Gazeteciler Cemiyeti’nde gazetecilik alanında, ADD’de de sosyal alandaki mesleksel dernekçilik ve sendikacılık etkinliklerinde çalışmalar yaparken Denetim Kurulu üyeliği, Yönetim Kurulu Üyeliği ile Onur Kurulu üyeliklerinde bulundu. Afyonkarahisar’da Kumartaş Köyü Kalkınma Kooperatifi’ni kurdu. MEMKO Tüketim Koooperatifi’nin kurucu üyeleri arasında bulunarak yönetim kurulunda aktif olarak çalıştı. Halen ürettikleri evlerinde oturmakta olduğu Milli Eğitim Mensupları Yapı Kooperatifi’nde de Denetim Kurulu Üyeliği ve Yönetim Kurulu Başkanlığı yaptı. ADD Afyonkarahisar Şubesi Başkan Yardımcısı görevini sürdürür iken 17 Kasım 2006 tarihinde görevlendirildiği İşçi Partisi Afyonkarahisar İl Başkanlığı’nı, 11 Aralık 2006’da gerçekleştirdiği İl Kongresi ile seçilmiş başkan olarak sürdürmeye başladı. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin Cumhurbaşkanı seçememesi sonucu gidilen Genel Seçimlerde Milletvekili adayı olabilmek için, yasa gereği 07.05.2007 tarihinde İl Başkanlığı görevinden ayrıldı. Genel seçimlerde Afyonkarahisar Milletvekili Adaylığını müteakip, ardından gelen Yerel Seçimlerde de İzmir İli, Dikili İlçesi İşçi Partisi Temsilciliğini üstlenerek, aynı ilçeden İl Genel Meclisi Adayı oldu. Bu arada sahipliğini ve kuruculuğunu yaptığı Uşak Özel Gülen Aydede Anaokulu’nun Müdürlüğü’nü de 2 yıl sürdürdükten sonra, bir süre internet köşe yazarlığı da yaptı. O şimdi emekli yaşamını sürdürmektedir.
03.09.2014
50
A+
A-

Modern alet kullanma özürlü olmaya görün, ortalığı kasıp kavuran virüsler, sizin de bilgisayar denen aletinizi çökertiverirler. Dünya’yı virüsler sarmış: kimi dinsel içerikli ayin ve dalaverelerle, kimileri ruhlara gıdayla birlikte ne verdiği belli olan müziği araç olarak kullanıyor. Bazıları ise okus pokus cinsinden, kendilerine ‘astrolog’ gibisinden süslü sanlar vererek, insanları sömürüyor.

Küresel akımla dört yanınızı saran, bu memleketin de baş belası olmuş böylesi virüs türleri, her geçen gün artıyor. Artık; insanları soysuzlaştırmak, milletleri yok etmek, devletleri parçalayıp yutmak çok kolay!

Baksanıza; devletin tüm kurumlarına virüs saldırısı var. Önce milletin iliğini, sonra kafasına girerek zihnini bertaraf edip; ayakta duramaz, kendini bilemez, değerlerine sahip çıkamaz, yönünü bulamaz hale getirdiler. Daha sonrasında da onlara hükmetmenin yoluna koyulup; yürütme, yasama, yargı ve kolluk güçlerine sızdılar. Şimdi, devlet denen kurumu kemiriyorlar…

Tüm kırmızıçizgileriniz bir bir silindi. Beyniniz allak bullak ve şaşkınsınız. Gözleriniz var, ama görmüyorsunuz. Kulaklarınız var, ama duymuyorsunuz. Akıllı olduğunuzu sanıyorsunuz, ama iradeniz çoktan sizin önceliğinizden çıkmış!

Ne o, korkuyor musunuz?

Ama siz hiç de heyecanlanmıyorsunuz, çünkü “alıştıra, sindire” hazmettiriyorlar. Korkmayın diye, arada sırada arkanızı sıvazlıyorlar. Bazen baş vezirin, bazen yardımcılarının, bazen Çankaya oturanının, bazen de bir PKK’nin hakkından gelemeyen ordu başının ağzından öğütler alıyorsunuz:

“Korkmayın, bölünmeyiz yok olmayız!”

Kime inanacağınıza şaşıyorsunuz: Görüp yaşadıklarınıza mı, yoksa tükürük yağmurlarından kurtarmak için kendini göklere atarak, çıkar bölgelerinde gezinti yapanlara mı inanacaksınız?

Kime inanacağınıza şaşıyorsunuz: Meteliksiz kalmış cebinize mi, yoksa peşin satan tüccar örneği yüzünüze sırıtan, tarikat güdümlü pişmiş kelle siyasetçiye mi inanacaksınız?

Kime, nasıl inanacaksınız?

Katar olup önünüzden geçen şehit tabutlarına mı, yoksa “kanları yerde kalmayacak” martavallarına mı inanacaksınız?

Şu devlet birimlerine bir bakın, ne hale getirildiler!

Önce KİT’leri soyup soğana çevirdiler, sonra “bunlar devletin kamburu” deyip peşkeş çektiler. Satmadık değer bırakmadılar. Şimdi de devlet hizmetlerini gören birimleri, sendikaların da sesini soluğunu keserek tarumar ediyorlar. Önce temizlik hizmetlerini, sonra eğitimi ve sağlık derken, askerlik hizmetini dahi özelleştirmeğe kalkmadılar mı?

Şu kent sokaklarına bakın; cadde sokakları dükkân sahipleri ve seyyar satıcılar tarafından parsellenmiş, paralı park etmeyi çözüm gibi sunmuşlar. Oysa yine milletin anasını ağlatıyorlar. Sokaklar pislikten geçilmiyor, çözümü özelleştirme adıyla hallettiklerini sanıyorlar.

Hangi devlet dairesine girsen dökülüyor: “Bugün git, yarın gel!” dönemi başlamış. Siz “Bana ne, sana ne” derken; yüzünüze bakılmaz, hizmetiniz görülmez hale getirmişler. Bürokrasi alla bullak olmuş. Açılım yutturmacısıyla devletin yatırımları saçılır olmuş. Birileri “dakka cukka” peşinde iken, zavallı halk, Dikili Hastahanesi gibi yaklaşık yarım asırdır bitirilmeyip hizmete sokulması göz boyamalarla oyalanmış.

Şu hastahanelerde, sağlık ocaklarında halen çekilen çilelere bir bakın!

Sosyal Güvenlik denen kurumun çilehane olduğunu duymayan kaldı mı?

Az da olsa sağ duyu sahibi yöneticilere de rastlıyoruz, ama Örneğin Tapu sicile aracısız girip, kaç kişiniz işinizi birkaç günde gördürebiliyorsunuz?

Sağlıklı bir işleyişe sahip kaç resmi daire biliyorsunuz, bana sayar mısınız?

Tüm bu yaşayarak geldiklerinizden sonra umutsuzlaşıyor ve bir anti virüs aramaya yöneliyorsunuz, anlıyorum. Ama galiba size bir anti virüs değil; bir anti virüs programı, milli program gerek. Hem de öylesine birkaç dönemlik değil, süresiz!

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.