Tutamıyorum Zamanı

Zamanın hızla geçip gittiğine hep yakınırız da zamanı iyi kullanmak için hiç çabalamayız. Bazılarımız büyümek istemez ki keşke mümkün olsa. Fakat farkına varamadığımız bir nokta var : Zamanın hızlanarak yitip gitmesi. İnsan olgunlaştıkça boşa geçen zamanından daha fazla şikayetçi olur. Bunu düşünerek de bir süre zarfı daha yitirir. Sonsuz döngüye bile girebilir. Zaman bir şelaleden akan su misali herkese göre akıp gider. Kimisi şelalenin altında ıslanmayı tercih eder; kimisi akan suyun üzerinde raftingi tercih eder; kimisi de anı ölümsüzleştirmeye çalışır. Balık da tutabilirsin. Önemli olan senin zamanı nasıl değerlendirdiğin. Bu oturup düşünülmesi gereken, kabarmasına yakın köpüğü alınması gereken bir konu. Köpük kaymağa dönüşürse kaymak dişlerin arasına girer ve rahatsızlık verir. ”Kaçan balık büyük olur.” derdi hep anneannem. Hayatta her şeyin çözümü bulunabilir. Fakat hayat hiçbir zaman ”Back The Future” filmindeki gibi olmayacak. Geçmişe duyduğumuz pişmanlıkları, ”keşke”leri bir kenara bırakıp Uçurtmaya yön veren taraf olmalıyız. Rüzgar zaman gibidir. Acımasızdır. Kontrolü elden bıraktığın an uçurtmanı paramparça ediverir. Parmesan peynirini süte batırınca altına dönüştüğünü bilsem zamanı kontrol ettikten sonra ki huzura erişemezdim herhalde. Zaman sana istediğini veren gişeci gibidir. Sende yaptığı değişikliği uzaktaki göremez; isteyen görebilir. Düşünüyorum da zamanda bulunan temizlik anlayışı hiç bir anne de yok. İstediğin her şeyi zamana gömebilirsin. Zaman bu kadar işlevsel bir güç iken neden sanatçılar dışında kimse bunun farkına varamıyor? Her üç şarkının birinde ”zaman” kelimesi tekrar ederken koca dünyamızda(!) neden zamanı dert etmiyoruz? Çünkü zaman bir panzehir sadece ihtiyacımız olunca aklımıza geliyor.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Yazarlar Haberleri