AFYONKARAHİSAR

1950’li yıllarda Afyonkarahisar, küçük fakat mimari açıdan oldukça modern, mazisiyle barışık bir kentti. Cumhuriyetin kuruluşundan sonra, Başkent Ankara’nın ardından Afyon da imar edilmişti. Bu öncelikte Cumhuriyet döneminin unutulmaz isimlerinden Ali Çetinkaya ile Afyon’un ünlü Belediye Başkanı Hüseyin Tiryakioğlu’nun paylarının büyük olduğu söylenir.Kentin imarında, şehir içindeki mezarlıkların kaldırılması yanında  bazı cami ve mescitlerin de yıkılması gerekiyormuş. Rivayete göre, işçiler, çarpılacakları korkusuyla cami ve mezarlıklara dokunmaya cesaret edememişler. İşçileri ikna edemeyen Belediye Başkanı, mezarlığa giderek ilk kazmayı kendisi vurmuş, çevrede toplananların meraklı bakışları altında mezarı kazmaya başlamıştı. Olayı izleyenler, başkanın çarpılacağından kaygılanmışlardı. Bir süre çalışıp mezarı yıkan başkan, yorulunca ceketini giyip işine dönmüş, akşam da evine gitmişti. Zavallı adamın nasıl çarpılacağını merak ve heyecanla bekleyenler, sabahleyin evinden sağ salim çıktığını görünce şaşırıp kalmışlar, Başkan, evinden turp gibi çıkıp yeniden mezarlığa gelince cesaret-lenen işçiler de kazma küreğe sarılıp işe koyulmuşlardı.Modern bir kentin yaratılması kolay olmamıştı. İmar planı çerçevesinde, kent içindeki mezarlıklar kaldırılmış, bulvarlar açılmış, görkemli bir Gar Binası, Belediye Binası, Kız Meslek Okulu, Erkek Sanat Okulu, kapalı spor salonu ve bir de stadyum yapılmıştı. Stadyumun, Ankara 19 Mayıs Stadyumu ile benzer olduğu söylenirdi.Kentin merkezinde güzel bir dinlenme parkı yapılmış, teraslı parkın üst kısmına da görkemli bir Zafer Anıtı dikilmişti. Afyon halkının şükran duygularını ifade eden bu anıt, Kurtuluş Savaşı’nda kazanılan “Zafer” yanında hem Afyon’un hem de yurdun düşman işgalinden kurtuluşunu da simgeliyordu.Postane, Ziraat Bankası ve Çocuk Esirgeme Kurumu da kendilerine özgü yeni binalarıyla kentin merkezinde yerlerini almışlardı. Yağ Hali, Sebze Hali ve Kasaplar Çarşısı, devrin en modern çarşılarıydı. Sebze Hali’nin ortasında taştan yapılmış, denizler ve karaların kabartma olarak gösterildiği kocaman bir dünya çeşmesi vardı.Kent, yeniden inşa edilmişti. Bu haliyle Afyonkarahisar herhangi bir Avrupa kentinden farksızdı. Afyon, bu yeni yüzü yanında Osmanlı ve Selçuklu mimarisinin özgün örnekleri olan evler, konaklar, hanlar, hamamlar, camiler, çeşmeler v.b. kültür varlıklarının mirasını da muhafaza ediyordu. Afyonkarahisar ve çevresi, Hitit ve Frigyalı’lara kadar uzanan tarihi kalıntılar yanında Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı eserleriyle bezenmişti.Yeni yapılan modern çarşılar yanında yüzyıllardır faaliyette olan Demirciler Çarşısı, Bakırcılar Çarşısı, Keçeciler Çarşısı, Yemenciler Çarşısı gibi geleneksel çarşılar yanında koşumcular, kalaycılar, bıçakçılar, palancılar, yorgancılar, şekerciler, helvacılar gibi her türlü mesleki faaliyetler de vardı.Gedik Ahmet Paşa Külliyesi, Hükümet Konağı, Kütüphane, Kadınana İlkokulu, Afyonkarahisar’ın Osmanlı döneminde de önemli bir kent merkezi olduğunun göstergeleridir.1894 yılında Rüştiye Mektebi olarak kurulmuş olan “Afyon Lisesi” 1914-1916 yılları arasında inşa edilmiş olan görkemli taş binaya taşınmıştır. Bina, son dönem Osmanlı mimarisinin zarif örneklerinden biridir. Özel olarak yaptırılan dış yüzey çini bezemeleri ise Türk çini sanatının en güzel örneklerindendir.Modern bir kent yaratılması kolay olmamıştı ama bu modern kenti yıkıp yerine ucube bir kent yaratılması çok kolay olmuştu.Son zamanlarda, eski evlerin ve konakların kurtarılması çalışmaları ve Taşhan'ın restore edilmesi umut verici gelişmelerdir.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Yazarlar Haberleri