ZAMANIN RUHU (2)

Değerli dostlar, kaldığımız yerden devam..İşte burada; başından beri Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve kurucu irade böyle, bir tuzağı gördüğü için; kuruluşundan o güne kadar bağımsız, bağlantısız ve kendi kimliğine göre politika yürütüyordu..Kendi gücünü ve kuvvetini ekonomik ve rantabl kullanmaya başlamıştı. Tarıma ve insan gücüne dayalı büyüme, rekabet edebilecek ve halkının kimseye muhtaç olmayacağı endüstriyi kuruyordu. Bir yandan imparatorluktan gelen problem, ihtilaf konularını dışa karşı savunma. Bir taraftan imparatorluktan gelen içerdeki marazi durumu telafi ve tedavi çabaları yani inşa ve imarla birlikte her yönüyle tahkim edilen ulus devlet modeli..Değerli dostlar; Demirel, milletlerin kaderini tayin eden unsurlardan bir tanesinin coğrafya olduğunu söylerdi hep.. Şüphesiz her devletin coğrafyası şöyle böyle önemlidir. Değişkenlikler de gösterir konjonktürel olarak ama Türkiye Cumhuriyeti Devleti her daim maksimum seviyede coğrafyayla kaderi tayin edilir. Onun için, kuruluştaki hastalıkların politik, ekonomik, kültürel, sosyolojik özellikleri dış kaynaklıdır. Bunda din algısı başta gelir.. işte bu minval üzere TC politika oluşturdu, azami derecede de muvaffak oldu. Buna eğitimde "Köy Enstitüleri “özel başlık açarak değerlendirilebilir ve önemli yazı konusu olacaktır. Başarılı bir uygulama idi.. Bugün doğu blokunun özellikle Balkanların uyguladığı ve başarılı olduğu modelin başında köy enstitüleri benzeri model gelir.Kıymetli okuyucularım.İkinci dünya savaşı bitiminde bağımsız ve bağlantısız politika üreten TC devleti maalesef makas ayrımına mecbur bırakıldı. Bizim devletimiz de batı blokuna yani liberal, sözde hürriyetçi tarafı seçti..Zaman zaman ilerde zararını gördüğümüzde, doğu ile temas kurup, çizgi dışına çıkmaya çalıştığımızda da doğunun sopası, toprak talepleri gibi gerekçelerle bizi korkuttular ve hedefe geri döndürdüler..Devletimiz ekonomik, askeri, siyasi, kültürel ve sosyal anlamda tam bağımlı olacak yola girdi.. NATO anlaşması 1948’de  yapıldı.. Birleşmiş Milletler ve bağlı kurumlarla anlaşmalar aynı tarihlerde.Hatta Marshall Yardımı anlaşması bile o tarihte yapıldı. Bu anlaşmalar sadece TC ile değil, İtalya, Almanya, Fransa vb. birçok Avrupa devleti, Yunanistan, Malta ülkesiyle birlikte yapıldı.Aslında biz NATO’ya girmedik.. NATO bize girdi(!) Bütün dış güvenliğimizle birlikte iç güvenliğimizi ve istihbaratımızı da NATO eliyle ABD’ye teslim ettik.. Fuat Doğu’nun bir sözü var meşhur, "biz CIA’nin şubesi gibi çalışıyoruz” diye. Bu kadar vahim yani..Tabii, 1950 seçimleri tam bir kırılma noktası ve dönüşümün miladıdır. Bütün uygulamalar o tarihten sonraki partiler ve hükümetler eliyle yapılmış. Biz de gölge boksu yapar gibi kendi kendimizle kavga eder olmuşuz..İç güvenliği teslim ettiğimizde sadece şekli şemali değil, kafa yapımızı ve düşünme kodlarımızı da onlara teslim etmişiz. Düşman algımız ona göre şekillenmiş, refleksimiz ve duygularımızı bile ona göre kotlamışız.. İlerde bunun doğurduğu sonuçları çok tartışacağız..Sosyal dokumuz ona göre oluşmuş.. Komünizmle Mücadele dernekleri, Millî Mücadele ve bunlara benzer kuruluşlarla yapılanmış; hem içerde düşman bulmuşuz, hem bilmeden gönüllü olarak batıya ajan devşirmişiz. Bir örnek.  6. Filo İstanbul'a geldiğinde sağcılar filoyu kıble ederek secdeye varırken, solcu, komünist diye adlandırdığımız Deniz Gezmiş ve arkadaşları 6.filodan karaya çıkan askerleri geri, boğaza döktüler ve sonuçta bedelini canlarıyla ödediler. Bizim sağcılar da maalesef o komünist kardeşleriyle çatışmaya girdiler..(Devam edeceğiz)

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Manşet Haberleri