ÖZÜMÜZDEKİ GİZLİ HAZİNE “ALLAH” (24)

İnsan ve İnsan Gerçeği (1)Bu bölüme Nesimi Hzretlerinin “Sığmazam” adlı mısraları ile başlamak istedim. Neden mi? Çünkü, fakirin “Gizli Hazine” adlı eserinin tamamını, bu mısralarla dile getirmiştir.SIĞMAZAMBende sığar iki cihan, ben bu cihana sığmazamYersiz, yurtsuz cevher benim, hiçbir mekana sığmazam.Hem sedefim hem inciyim,Sırat’tan da geçiciyimBunca atlaş kumaş ile ben bu dükkana sığmazamGizli Hazine benim işte, göz önünde olan da benMaddenin cevheri benim, dağa ummana sığmazamCan ile cihan benim, dünya ile zaman menem,Ama ne dünyaya, ne zamana sığmazamYıldızlara felek benim, vahiyile melek benimÇek dilini, dilsiz kesil, ben bu lisana sığmazamZerre benim güneş benim, çar penc-ü şeş sırlar benimHer şey açık ve meydanda, ben bu meydana sığmazamAteşteki ağaç benim, dönüp duran şu taş benimBak şu ateş yalımına, ben bu yanana sığmazamŞeker benim, bal da benim, Güneş benim, ay da benimHerkese can bağışların, ama ben cana sığmazımGerçi bugün Mesimi’yim Haşimiyim, Kureyşi,’yimBundan uludur ayetim, ayete sana sığmazım.Buraya kadar Allah’’ın var oluşu, Zat, Hu, Ruh ve insan hakkında önemli bilgiler vermeye çalıştım. Bu bölümde de insanın nasıl bir varlık olduğunu anlatmaya çalışacağım.Yüce Allah, kendisine ait olan hayat, ilim, irade, duyma, görme, kelam, kudret, meydana getirme, görünme ve bunlara benzer pek çok vasıflarını insana vererek, onu yeryüzünde kendisine halife yapmıştır. Allah’ın bu Esma sıfatları, sadece insana mahsustur, Diğer tüm canlılarda bu vasıflar yoktur. Onlar, sadece Allah’ın onlara verdiği genetik bilgiye göre hareket ederler. Bu hususu Kuran’da da görüyoruz: De ki: Herkes, yaratılış proğramı (fıtrat) doğrultusuna fiiller ortaya koyar! İşte bu yüzden (Fıtrat’ınız olan) Rabbiniz yol itibarıyla kimin hakikat yolunda olduğunu en iyi bilendir!” (1)Tüm bu vasıfları kendisinde toplayan insanın mahiyetini ve sırlarını görmeye çalışalım. İnsanoğlu, görünür ve bilinir bir bedenle bu bedeni, içten ve dıştan kaplamış bulunan görünmez bir “Zat’tan (ruh), iki yönlü olarak yaratılmış bir bilinmeyendir. Ancak, bu bilinmeyeni, bilinir hale getirmek, insanın özü olan bu gizli hazineyi bulup ortaya çıkarmak, yine insana düşmektedir. Çünkü bu yetenek insanın fıtratında, yani yaratılışında mevcuttur.Yüce Allah, Kuran’da: “Andolsun ki Ademoğullarını (şuur boyutunda yaratılmışın oğullarını) ikramlarla şerefli kıldık! Onları karada (beden) ve denizde (bilinç boyutunda) taşıdık… Onları temiz ve yararlı yaşam gıdalarıyla besledik. Onları yarattıklarımızın birçoğundan üstün kıldık! (2) buyuruyor.Görülüyor ki, Yüce Allah, insanoğlunu, en mükemmel, şan ve şeref sahibi, ayrıca yarattıklarının birçoğundan üstün olarak halk etmiştir. Ancak, bu şan ve şerefli olmak, suret bakımından olmayıp, siyret bakımındandır, yani ruh, akıl, sezgi ve ahlak güzelliği bakımındandır. İnsanoğlu, akıl yoluyla bilinmeyene ulaşmaya çalışır. Bunun için de şu iki yolu izler:Birinci yol; tikelden tümele, yani zerrelerden bütüne, olaylardan kanunlara gidilerek izlenen bir yoldur ve deneylere dayanır. Örneğin: Doğuştan kör olan beş kişinin önüne hayatlarında hiç görmedikleri bir fil getirilir ve bu file dokunarak bunun nasıl bir hayvan olduğu kendilerine sorulur.Yazının devamı yarınHakkı SAYGI____________________1) İsra suresi 84.(Ahmet Hulisi, Kuran Mealidir.)2) İsra Suresi, 70 (Ahmet Hulisi Kuran Meali.)

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Manşet Haberleri