DOLAR 7,7447
EURO 9,0745
ALTIN 470,12
BIST 1.145
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Afyon 23°C
Az Bulutlu
Afyon
23°C
Az Bulutlu
Per 22°C
Cum 24°C
Cts 25°C
Paz 27°C
YAZARLAR TÜMÜ

Afyon’da Atatürk ve Dehası konferansı

Türk Ocakları Afyonkarahisar il başkanlığı tarafından düzenlenen Atatürk ve Dehası konferansında konuşan Atılım Üniversitesi Atatürk İlkeleri ve İnkılap tarihi Bölüm Başkanı Yard. Doç. Reşat Öztürk, Mustafa Kemal Atatürk’ün ileri görüşlü bir devlet adamı olduğunu söyledi.

Reklam
07.12.2014
35
A+
A-

Türk Ocakları Afyonkarahisar Şube Başkanlığı tarafından Atatürk ve Dehası konulu konferans düzenlendi. Afyon Lisesi Konferans Salonu’nda yapılan konferansın açılış konuşmasını Türk ocakları Afyonkarahisar Şube Başkanı İbrahim Yiğit yaptı. Yiğit, selamlama konuşmasında bu vatan uğruna şehit olan şehitleri rahmet ve minnetle andı. Yiğit’in konuşmasının ardından Atılım Üniversitesi Atatürk İlkeleri ve İnkılap tarihi Bölüm Başkanı Yard. Doç. Reşat Öztürk, Atatürk ve Dehası isimli konferansta Atatürk’ün askeri ve yönetici dehası hakkında bilgiler verdi. Öztürk, Atatürk’ün ileri görüşlü bir insan olduğunu söyleyerek, cumhuriyetin ilanından önce kurulacak olan cumhuriyetin gereklerini çok önceden hesaplayarak, uygulamaya soktuğunu kaydetti.

“CUMHURİYETİN İLANINDAN ÇOK ÖNCE ATATÜRK YAPACAKLARINI BELİRLEMİŞTİ”

Öztürk, “Mustafa Kemal Atatürk 1907 yılında Selanik’te Vardar Kıraathanesi’nde Bulgar Türkologu İvan Manalov’a ‘Batı medeniyetine girmemizi engel olan yazıyı atarak, Latin kökenli bir alfabe seçmeli, kılık kıyafetimize kadar her şeyimizle Batı’ya uymalıyız. Emin olunuz ki, bir gün bunların hepsi olacaktır’ demiştir. Mustafa Kemal o zamanlarda kadınların erkeklerle eşit olarak sayılmasını ve erkekteki hakların hepsinin kadınlara da verilmesini savunmuş ve zamanı geldiğinde uygulamaya sokmuştur. İleri görüşlülüğüne diğer bir örnek ise, İstanbul’un işgali esnasında söylediği ‘geldikleri gibi giderler’ sözü olmuştur. Çünkü Osmanlı Devleti’nin tüm askeri unsurlarına el konulduğu ve halkın gücünün tükendiği bir dönemde bu sözü söylemek gerçekten ileri görüşlülüğe önemli bir örnek teşkil etmektedir. Nitekim yapılanlardan sonra İstanbul’dan giden düşman birlikleri geldikleri gibi şaşalı bir biçimde değil, savaşıp yenemedikleri bir milletin değerlerine selam vererek gitmişlerdir” dedi.

“ATATÜRK’ÜN YURTTAŞLIK HAKLARINI ELİNDEN ALMAK İÇİN KANUN TEKLİFİ VERİLDİ”

Dünya üzerinde kurulu devletlerin her zaman önemli liderleri olduğunu belirten Öztürk, “Aydınlanma çağına sebep olan Fransız İhtilaline öncü olan düşüncenin Fransız imparatoru Napolyon tarafından oluşturulduğunu ve bu fikirler ışında ihtilalin gerçekleştiğini belirtti. Öztürk, “Fransa’da hiç kimse Napolyon’a laf söyletmez. Çünkü önemli bir devlet adamıdır. Önemli işlere imza attığı söylenir. Fakat bizde durum biraz farklılık göstermiş. Cumhuriyetin ilanından sonra TBMM’de bir yasa teklifi verilir. Yasa teklifinde milletvekili olabilmek için mevcut ülke topraklarının herhangi bir yerinde en az 5 yıl ikamet etme şartı aranıyor. Mustafa Kemal’e bu durum bildiriliyor. Mustafa Kemal durum üzerine mecliste bir konuşma yapar, Bu tasarı özel bir amaç güdüyor. Bu amaç bana yöneltildiği için, izin verirseniz, birkaç sözcükle düşündüklerimi bildireyim. Bu tasarı, doğrudan doğruya, beni yurttaşlık haklarından yoksun bırakmaya yönelmiştir. On dördüncü maddesinde yazılı satırları gözden geçirecek olursanız, göreceksiniz ki;Büyük Millet Meclisine seçilebilmek için, ya Türkiye’nin bugünkü sınırları içinde kalmış yerlerin halkından olmak ya da bu seçim bölgelerinden birinde yerleşmiş olmak, göçmen olarak gelmişse yerleşmesi üzerinden en az beş yıl geçmiş olmak şart koşuluyor. Ne yazık ki doğduğum yer, bugünkü sınırlar dışında kalmış bulunuyor. Herhangi bir seçim bölgesinde beş yıl olsun oturup kalmış da değilim. Doğum yerim bugünkü sınırlar dışında kalmıştır ama bunda benim ne eksiğim, ne suçum var! Bunun nedeni, bütün ülkemizi, darmadağın etmek, yok etmek isteyen düşmanların dilediklerini tam gerçekleştirmekten alı konamamış olmasıdır. Eğer düşmanlar amaçlarına tam ulaşmış olsalardı, Tanrı korusun, bu tasarıya imzasını koyan bayların memleketleri de sınır dışında kalabilirdi. Bundan başka, bu maddenin istediği koşul bende yoksa, aralıksız beş yıl bir seçim bölgesinde oturup kalamamışsam, bu da, yurda yaptığım yararlıklar yüzündendir. Eğer bu maddenin istediği koşulu kazanmaya özenseydim, İstanbul’u kazandırmakla sonuçlanan Arıburnu ve Anafarta Savaşlarını yapmamam gerekirdi. Eğer ben bir yerde beş yıl oturup kalsaydım, Bitlis’i ve Muş’u aldıktan sonra Diyarbakır’a doğru ilerleyen düşmanın karşısına çıkmamam, Bitlis ve Muş’u kurtarmayı gerçekleştiren ödevimi yerine getiremem gerekirdi. Bu bayların istedikleri koşulları kazanmak isteseydim, Suriye’yi boşaltan ordularımızın kalıntısından Halep’te bir ordu kurarak düşmana karşı koymamam ve bugünkü ulusal and (Milli Misak) sınırlarını o günden çizip gerçekleştirmemem gerekirdi. Sanırım ki ondan sonraki çalışmalarımı bilmeyen yoktur. Hiç bir yerde beş yıl oturamayacak kadar uğraşıp didinmiş bulunuyorum. Ben sanıyordum ki, bu yararlılıklarımdan dolayı ulusumun sevgisini, saygısını kazandım ve belki bütün İslâm dünyasının da gözüne girmiş bulunuyorum. Bütün bu sevgilere karşılık, yurttaşlık haklarımın elimden alınmak isteneceğini hiç düşünemezdim. Tasarlıyordum ki yabancı düşmanlar canıma kıymak yoluyla bu yönden yararlı olmaktan beni alıkoymaya çabalayacaklardır. Ama hiçbir zaman aklımın köşesinden geçmezdi ki yüce mecliste bunlarla bir düşünen iki üç kişi olsun çıkabilecek! Bunun içindir ki şimdi ben anlamak istiyorum, Bu baylar seçim bölgeleri halkının duygularını ve dileklerini mi dile getiriyorlar? Yine bu baylara karşı söylüyorum : Milletvekili olduklarına göre bütün bir ulusun da vekili sayılırlar. Peki, ulus bu baylarla bir düşüncede midir? Benim yurttaşlık haklarımı elimden almak yetkisi bu baylara nereden verilmiştir? Bu kürsüden, yüksek kurulunuza ve bu bayların seçim bölgeleri halkına ve bütün ulusa soruyorum ve karşılık istiyorum. (Bundan sonra bazı milletvekillerinin, Mustafa Kemal Paşanın büyük şahsiyetlerini belirten demeçleri üzerine) Gazi Mustafa Kemal Paşa – Benim müstesna olduğuma dair bir kanun yoktur’ diye konuşur. Diğer ülkelerin sahip çıktığı devlet adamlarına rağmen bizde Atatürk’ün yurttaşlık hakkını elinden almak için kanun teklifi verenler çıkmış” ifadelerine yer verdi. Öztürk’ün konuşmalarının ardından konferans sona erdi.

DSC_0355 DSC_0361

 

 

 

 

 

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.